पलट जाना
"İki düğme" viral görüntüsü
20 मई 2021
Gözetim Kurulu, Facebook'un Nefret Söylemine İlişkin Topluluk Standardı kapsamında bir yorumu kaldırma kararını bozmuştur.
Bu kararın Türkçe (ekranın üst kısmında er alan menüdeki "diller" sekmesinden) ve Ermenice ( bu bağlantıdan) sürümlerine ulaşabileceğinizi lütfen unutmayın.
Որոշման ամբողջական տարբերակը հայերենով կարդալու համար սեղմեք այստեղ.
Vaka özeti
Gözetim Kurulu, Facebook'un Nefret Söylemine İlişkin Topluluk Standardı kapsamında bir yorumu kaldırma kararını bozmuştur. Kurulun çoğunluğu, söz konusu yorumun Facebook'un nefret söylemleriyle ilgili olarak kınama ve farkındalık yaratma istisnası kapsamına girdiği sonucuna varmıştır.
Vaka hakkında
24 Aralık 2020'de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir Facebook kullanıcısı, "günlük mücadele" veya "iki düğme" olarak bilinen viral görüntünün bir uyarlamasını içeren bir yorum paylaşmıştır. Yorumda, orijinal "iki düğme" viral görüntüsünde olduğu gibi iki kareli bir karikatür bulunmaktadır ve çizgi karakterin yüzü Türk bayrağı ile değiştirilmiştir. Çizgi karakter sağ elini başının üstünde tutmakta ve terliyor görünmektedir. Karakterin yukarısındaki diğer karede, üzerinde aşağıdaki anlamlara gelen İngilizce ifadelerin yer aldığı iki kırmızı düğme bulunmaktadır: "Ermeni Soykırımı yalandır" ve "Ermeniler bunu hak eden teröristlerdi."
İçerik moderatörlerinden biri bu viral görüntünün Facebook'un Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını ihlal ettiği sonucuna varırken, bir diğeri Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standardını ihlal ettiği kararını vermiştir. Facebook, Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standardı uyarınca yorumu kaldırmış ve kullanıcıyı konuya ilişkin olarak bilgilendirmiştir.
Ancak, kullanıcının itirazı üzerine Facebook içeriğin Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardı uyarınca kaldırılmış olması gerektiği sonucuna varmıştır. Şirket, kullanıcıya kararını farklı bir Topluluk Standardı kapsamında onayladığını söylememiştir.
Önemli bulgular
Facebook, yorumu "Ermeniler bunu hak eden teröristlerdi" ifadesinin Ermenilerin vatandaşlık ve etnik kökenleri sebebiyle birer suçlu oldukları iddiasını içerdiği gerekçesiyle kaldırdığını ifade etmiştir. Facebook'a göre bu ifade Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını ihlal etmektedir.
Facebook aynı zamanda kullanılan viral görüntünün nefret söylemi içerikleriyle ilgili olarak kınama veya farkındalık yaratma gibi istisnai amaçlar kapsamına girmediğini de ifade etmiştir. Şirket, çizgi karakterin viral görüntüde geçen iki ifadeyi kınadığı ya da desteklediği şeklinde yorumlanabileceğini iddia etmiştir.
Öte yandan, Kurulun çoğunluğu içeriğin bu istisnalar kapsamına girdiği yönünde görüş bildirmiştir. "İki düğme" viral görüntüsü iki farklı seçeneği, bu seçenekleri desteklemek için değil olası çelişkilerin altını çizmek amacıyla karşılaştırmaktadır. Bu kapsamda, kullanıcının ilgili viral görüntüyü Türk hükümetinin Ermeni soykırımını reddetme çabaları konusundaki farkındalığı artırmak ve bu durumu kınamak adına paylaştığı ve diğer yandan da aynı tarihi zulmü haklı çıkardığı sonucuna varmışlardır. Çoğunluk, viral görüntünün "soykırım kurbanlarıyla alay etmediğini, günümüz Türkiye'sinde yaygın olan ve eşzamanlı olarak hem soykırımın yaşanmadığını hem de mağdurların bunu hak ettiğini söyleyen inkarcı tavır ile alay ettiğini" öne süren bir kamuoyu yorumunu dikkate almıştır. Çoğunluk aynı şekilde içeriğin Topluluk Standartları'na dahil olmayan Facebook hiciv istisnası kapsamına girebileceği yönünde görüş bildirmiştir.
Kurulun azınlıkta kalan kısmı ise içeriğin Türk hükümetini eleştirmek amacıyla paylaşılıp paylaşılmadığının yeterince net olmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Ermeniler hakkında zarar verici bir genelleme içeriyor olması sebebiyle, Kurulun azınlıkta kalan kısmı içeriğin Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
Bu vakada, Kurul Facebook'un yaptırımlarını Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardına dayandırdığı halde kullanıcıya gerekçe olarak Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standardının ihlal edilmesini göstermiş olduğunu kaydetmiştir. Kurul aynı zamanda Facebook moderatörlerinin hiciv barındıran içerikleri değerlendirmek için yeterli zaman ve kaynağa sahip olup olmadığı konusunda endişe ifade etmiştir.
Gözetim Kurulunun kararı
Gözetim Kurulu, Facebook'un içeriği kaldırma kararını bozmakta ve yorumun geri yüklenmesini talep etmektedir.
Kurul, ilkelere yönelik tavsiye bildiriminde Facebook'un şunları yapmasını tavsiye etmektedir:
- Kullanıcıları, şirket tarafından uygulanan Topluluk Standartları konusunda bilgilendirmek. Facebook, bir kullanıcının içeriğinin kullanıcıya bildirilenden farklı bir Topluluk Standardını ihlal ettiğine karar verirse kullanıcı yeni bir itiraz hakkına sahip olmalıdır.
- Halen kullanıcılar için geçerli olmayan hiciv istisnasını Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardı metnine dahil etmek.
- İlgili bağlamı dikkate alarak hiciv amaçlı içeriklerin doğru bir şekilde ele alınabilmesi için prosedürler benimsemek. İçerik moderatörlerinin, Facebook'un yerel operasyon ekiplerine erişebilmesinin sağlanması ve bir değerlendirme yapmak üzere bu ekiplere danışmaya yetecek zamanın tanınması da buna dahildir.
- Kullanıcılara, itirazlarında içeriklerinin Nefret Söylemi ilkesinin istisnalarından biri kapsamına girdiğini belirtme olanağı vermek. Buna hiciv amaçlı içerikler ve kullanıcıların nefret söylemlerini kınamak veya farkındalık yaratmak için paylaştığı istisnalar da dahildir.
- İlke istisnalarına dayalı itirazların gerçek insanlar tarafından incelenmek üzere önceliklendirildiğinden emin olmak.
*Vaka özetleri sadece vakaya genel bakış niteliğinde olup emsal teşkil etmez.
Vaka kararı tam metni
1. Karar özeti
Gözetim Kurulu, Facebook'un Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardı kapsamında bir içeriği kaldırma kararını bozmuştur. Kurulun çoğunluğu, hiciv amaçlı viral görüntü türündeki karikatürün Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardının nefret söylemini kınama veya nefret söylemi hakkında farkındalık yaratma istisnası kapsamında olduğu sonucuna varmıştır.
2. Vaka açıklaması
24 Aralık 2020'de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bir Facebook kullanıcısı, "günlük mücadele" veya "iki düğme" olarak bilinen viral görüntünün bir uyarlamasını içeren bir yorum paylaşmıştır. Viral görüntü, internette hızla yayılan ve genellikle esprili olan bir medya çeşididir. Yorumda, orijinal viral görüntüde olduğu gibi iki kareli bir karikatür bulunmaktadır ve çizgi karakterin yüzü Türk bayrağı ile değiştirilmiştir. Çizgi karakter sağ elini başının üstünde tutmakta ve terliyor görünmektedir. Karakterin yukarısındaki diğer karede, üzerinde aşağıdaki anlamlara gelen İngilizce ifadelerin yer aldığı iki kırmızı düğme bulunmaktadır: "Ermeni Soykırımı yalandır" ve "Ermeniler bunu hak eden teröristlerdi." Viral görüntünün öncesinde bir "düşünen surat" ifade simgesi bulunmaktadır.
Yorum, kendisini dini konuları seküler bir perspektiften tartışmak için bir forum olarak tanımlayan herkese açık bir Facebook sayfasında paylaşılmıştır. Yorum çarşaf ve peçe giyen bir kişinin görüntüsünü ve üzerinde İngilizce olarak aşağıdaki metni içeren bir gönderiye cevaben paylaşılmıştır: "Mahkumların hepsi parmaklıkların arkasında değildir." Yorumun kaldırıldığı anda, yanıt verdiği asıl gönderi 260 görüntüleme, 423 ifade ve 149 yorum almıştı. Sri Lanka'daki bir Facebook kullanıcısı, yorumu Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını ihlal ettiği gerekçesiyle şikayet etmiştir.
Facebook, 24 Aralık 2020 tarihinde ilgili viral görüntüyü kaldırmıştır. Kısa bir süre içerisinde, yorum iki farklı moderatör tarafından şirket ilkeleri kapsamında incelenmiş ve iki farklı sonuca ulaşılmıştır. İlk moderatör viral görüntünün Facebook'un Nefret Söylemi ilkesini ihlal ettiği sonucuna varırken, ikinci moderatör Acımasız ve Duyarsız İçerikler ilkesini ihlal ettiği tespitinde bulunmuştur. İlgili içerik kaldırılmış ve ikinci incelemeyi temel alarak Facebook sistemlerine kaydedilmiştir. Buna dayanarak, Facebook kullanıcıyı yorumunun "Acımasız ve duyarsız içerikler hakkındaki Topluluk Standardına aykırı olduğu" konusunda bilgilendirmiştir.
Kullanıcının itirazı üzerine Facebook ilgili kararını onaylamış ancak içeriğin Nefret Söylemi ilkesi uyarınca kaldırılmış olması gerektiği sonucuna varmıştır. Facebook, özellikle "Ermeniler bunu hak eden teröristlerdi" ifadesinin korunan bir özelliği taşıyan tüm kişilerin teröristlik suçlaması dahil olmak üzere suçlu olduğunu iddia eden içeriklere ilişkin yasağı ihlal ettiği görüşündedir. Ermeni soykırımının bir yalandan ibaret olduğuna ilişkin iddia gibi, içeriğin diğer kısımlarının ihlal teşkil ettiği değerlendirilmemiştir. Facebook, kullanıcıya içeriğini kaldırma kararını farklı bir Topluluk Standardı kapsamında onayladığını bildirmemiştir.
Kullanıcı 24 Aralık 2020 tarihinde Gözetim Kuruluna itirazda bulunmuştur.
Son olarak Kurul, soykırım ifadesinin Ermenilerin uğradığı katliam ve toplu tehcirleri tanımlamak için sıklıkla kullanılması ve incelemeye alınan içerikte de ifadenin bu şekilde yer alıyor olması gerekçesiyle, ilgili kararında 1915 sonrası dönemde Ermeni halkına yönelik işlenen zulümden bahsederken soykırım ifadesini kullanmıştır. Kurulun bu gibi zulümleri tanımlamak üzere hukuki bir yetkisi bulunmamakla birlikte bu gibi bir yetki söz konusu kararın konusu değildir.
3. Yetki ve kapsam
Kurul, gönderisi kaldırılan kullanıcıdan gelen itiraz üzerine Facebook'un kararını inceleme yetkisine sahiptir (Tüzük Madde 2, Bölüm 1; İç Yönetmelikler Madde 2, Kısım 2.1). Kurul, bu kararı onaylayabilir veya geri çevirebilir (Tüzük Madde 3, Kısım 5). Kurulun kararları bağlayıcıdır ve tavsiyeler barındıran ilke tavsiyesi beyanları içerebilir. Bu tavsiyeler bağlayıcı değildir ancak Facebook'un bunları yanıtlama zorunluluğu vardır (Tüzük Madde 3, Kısım 4). Kurul, itirazların şeffaf ve prensipli bir biçimde ele alınması için bağımsız bir şikayet mekanizmasıdır.
4. İlgili standartlar
Gözetim Kurulu, aldığı karar için aşağıdaki standartları göz önünde bulundurmuştur:
I. Facebook'un Topluluk Standartları
Facebook'un Topluluk Standartları, nefret söylemini "insanlara korunan özellikler olarak adlandırdığımız ırk, etnik köken, milli köken, dini inanç, cinsel yönelim, sosyal sınıf, cinsiyet, cinsel kimlik, ciddi bir hastalık veya engellilik gibi özelliklerinden dolayı doğrudan saldırıda bulunulması" şeklinde tanımlamaktadır. "1. Kategori" altında, yasaklanmış içeriklere ("paylaşılmaması gerekenler") korunan bir özelliğe dayalı olarak bir kişiyi veya kişi grubunu aşağıdakilerle hedef alan içerikler dahildir:
- "[...] suçlularına ("hırsızlar", "banka soyguncuları" ve "Tüm [korunan veya yarı korunan özellikler] birer "suçludur" ifadeleri dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere) karşı veya atfen yapılan tüm kıyaslamalar, genellemeler veya davranışsal açısından yetersiz olma durumu belirten ifadeler (yazılı veya görsel) şeklindeki küçük düşürücü söylem veya görüntüler."
- "Görüntüde gerçek bir kişi tasvir edilmemiş olsa bile nefret suçu kavramı, olayları veya mağdurlarıyla dalga geçen" söylemler.
- "Yahudi Soykırımı hakkındaki bilgileri reddeden veya saptıran" söylemler.
Öte yandan Facebook "kınamak veya farkındalık yaratmak amacıyla başka bir kişinin nefret söyleminin dahil edildiği içeriklere" izin vermektedir. Nefret Söylemine İlişkin Topluluk Standardımızın ilke gerekçesine göre "aksi halde standartlarımızı ihlal edebilecek olan söylemler kendine gönderme yaparak veya güçlendirici bir şekilde kullanılabilir. İlkelerimiz bu tür söylemlere alan bırakacak şekilde tasarlanmıştır ancak kişilerin niyetlerini açıkça belirtmesini şart koşarız. Niyet açık değilse içeriği kaldırabiliriz."
Kurul bunlara ek olarak Facebook'un Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standardının "pek çoğu viral görüntü ve GIF formunda olan" ve "mağdurlarla alay etmeyi amaçlayan girişimler" dahil olmak üzere "ciddi fiziksel veya duygusal zarara uğrayan mağdurları" hedef alan içerikleri yasakladığını kaydetmiştir. Bu ilke, "gerçek kişilerin erken ölümüne ilişkin sadistçe sözler ve görsel veya yazılı tasvirlerin yer aldığı içerikleri" ("paylaşılmaması gerekenler") yasaklamaktadır.
II. Facebook'un değerleri
Facebook'un değerleri, Topluluk Standartlarının girişinde vurgulanmıştır. "Söz Hakkı" değeri "çok önemli" olarak tanımlanmaktadır:
Topluluk Standartlarımızın amacı her zaman insanların kendilerini ifade edebileceği bir yer sunmak ve onlara söz hakkı tanımak olmuştur. […] Bazıları katılmasa veya uygunsuz bulsa bile, insanların kendileri için önemli olan sorunları açıkça konuşabilmesini istiyoruz.
Facebook, "Söz Hakkı" ilkesini belirttiği dört değer uğruna sınırlayabilmektedir. Bunların ikisi konuyla ilgilidir:
"Emniyet": Facebook'u emniyetli bir yer haline getirmeye çok önem veriyoruz. İnsanları tehdit eden ifadeler, başkalarını korkutma, dışlama veya susturma potansiyeli taşır ve Facebook'ta bunlara izin verilmez.
"Onur" : Tüm insanların eşit onura ve haklara sahip olduğuna inanıyoruz. İnsanlardan başkalarının onuruna saygı duymalarını, başkalarını taciz etmemelerini ve aşağılamamalarını bekliyoruz.
II. İnsan hakları standartları
2011 yılında BM İnsan Hakları Konseyi tarafından desteklenen BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler (BM Rehber İlkeleri), özel işletmelerin insan haklarına yönelik sorumlulukları için gönüllülük esasına dayalı bir çerçeve tesis etmektedir. Facebook 2021'de BM Rehber İlkelerine uygun olarak haklara saygı göstermeyi taahhüt ettiği Kurumsal İnsan Hakları İlkesi'ni duyurdu. Bu vakada Kurulun gerçekleştirdiği analizler, aşağıdaki insan hakları standartları ışığında gerçekleştirilmiştir:
- İfade özgürlüğü: Madde 19, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR), Genel Yorum No. 34, İnsan Hakları Komitesi, 2011; Fikir ve ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü raporları: A/HRC/35/22/Add.3 (2017), A/HRC/41/35/Add.2 (2019), A/HRC/38/35 (2018), A/74/486 (2019) veA/HRC/44/49/Add.2 (2020); Rabat Eylem Planı, OHCHR, (2013).
- Ayrımcılığa maruz kalmama hakkı: Madde 2, paragraf 1, ICCPR; Madde 1 ve 2, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme (CERD).
- Adalete erişim bağlamında bilgilendirilme hakkı: Madde 14, paragraf 3(a), ICCPR; Genel Yorum No. 32, İnsan Hakları Komitesi (2007).
5. Kullanıcı beyanı
Kullanıcı, Kurula yaptığı itirazda "tarihi olayların sansürlenmemesi gerektiğini" ifade etmiştir. Kullanıcı, yorumunun kırıcı olma amacı taşımadığını, "belirli bir tarihi olaya ilişkin ironiyi" işaret etmeyi amaçladığını kaydetmiştir. Kullanıcı "belki de Facebook'un bu yorumu yanlış bir şekilde saldırı olarak nitelendirmiş olabileceğini" kaydetmiştir. Kullanıcı ayrıca, içeriğin "din ve savaş" konularıyla ilgili olsa bile "tartışmalı bir mesele" olmadığını belirtmiştir. Bunun yanı sıra Facebook'u ve ilkelerini fazlasıyla kısıtlayıcı bulan kullanıcı, "birçok şey gibi mizahın da öznel olduğunu ve birisinin kırıcı bulduğu şeyin başkası için komik olabileceğini" öne sürmüştür.
6. Facebook'un kararının açıklaması
Facebook, korunan bir özelliği taşıyan tüm kişilerin teröristlik suçlaması dahil olmak üzere suçlu olduğunu iddia eden içerikleri yasaklayan ilkesini ihlal ettiği için Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardı kapsamında 1. Kategori saldırı olarak yorumu kaldırdığını açıklamıştır. Facebook'a göre, viral görüntüdeki ilk ifade olan "Ermeni Soykırımı yalandır" ifadesi negatif bir genelleme olup doğrudan Ermenilere yönelik bir saldırıda bulunmamaktadır ve şirketin Topluluk Standartlarını ihlal etmemektedir. Facebook ikinci ifade olan "Ermeniler bunu hak eden teröristlerdi" ifadesinde, Ermenilere etnik kökenleri ve milletlerinden ötürü suçlu oldukları iddiasıyla doğrudan saldırıda bulunulduğu sonucuna varmıştır. Bu, şirketin Nefret Söylemi ilkesini ihlal etmiştir.
Facebook, karar gerekçesinde nefret söylemini kınamak veya konuya ilişkin farkındalığı artırmak amacıyla yapılan paylaşımları kapsayan istisnanın bu vakada geçerli olup olmadığı konusunda değerlendirmede bulunmuştur. Facebook, kullanıcının nefret söylemini kınama niyetinin net olmadığı, dolayısıyla viral görüntünün bu istisna kapsamına girmediğini öne sürmüştür. Facebook, Kurula özellikle de viral görüntüdeki terleyen çizgi karakterin söz konusu ifadeleri kınıyor ya da destekliyor olarak yorumlanabileceğini açıklamıştır. Facebook ayrıca Nefret Söylemi ilkesinin daha önce mizah istisnası içerdiğini açıklamıştır. Şirket, bu istisnanın Vatandaşlık Hakları Denetim Raporu'na (Temmuz 2020) cevaben ve ilke geliştirme sürecinin bir parçası olarak kaldırıldığını açıklamıştır. Facebook, Kurula verdiği yanıtta "komik olarak algılanan şeyin tanımını oluşturmanın, Facebook'un geniş ölçekli yaptırımı için işlevsel olmadığını" iddia etmiştir. Ancak Vatandaşlık Hakları Denetim Raporu'nda Facebook "kişileri, davranışları veya fikirleri özellikle siyasi, dini veya sosyal meseleler bağlamında ifşa etmek veya eleştirmek amacıyla ironi, abartı, alay ve/veya absürtlük kullanımı barındıran" içerik olarak tanımladığı hiciv için daha dar bir istisnayı tuttuğunu açıklamıştır. Amacı, daha geniş toplumsal meselelere dikkat çekmek ve eleştirileri dile getirmektir." Bu istisna, şirketin Topluluk Standartlarına dahil edilmemiştir. Nefret söylemini kınama ve bu konuda farkındalık yaratma amacıyla nefret söylemi kullanan içeriklere ilişkin istisnasından ayrı olduğu görülmektedir.
Facebook aynı zamanda içeriğin, gerçek bir kişiyi tasvir etmediği veya ifşa etmediği için viral görüntüler yoluyla yapılanlar dahil olmak üzere "mağdurlarla açık şekilde alay edilmesini" yasaklayan Acımasız ve Duyarsız İçerikler ilkesini ihlal etmediğini açıklamıştır.
Facebook ayrıca, içeriği kaldırma kararının "Söz Hakkı" değeriyle dengelendiğinde "Onur" ve "Emniyet" değerleriyle tutarlı olduğunu ifade etmiştir. Facebook'a göre, Ermeni halkını terörist olarak nitelendiren içerik "söz konusu grubun onurunu zedelemektedir ve alçaltıcı veya aşağılayıcı olarak karşılanabilir ve hatta çevrimdışı ortamda zulüm ve şiddet riski doğurabilir."
Facebook, kararının uluslararası insan hakları standartlarıyla tutarlı olduğunu iddia etmiştir. Facebook, (a) söz konusu ilkenin Topluluk Standartları içinde "kolayca erişilebilir" olduğunu, (b) içeriği kaldırma kararının "başkalarının haklarını zarardan ve ayrımcılıktan korumak" için meşru olduğunu ve (c) kararının "Ermenilere verilebilecek zararı sınırlandırmak için gerekli ve orantılı" olduğunu belirtmiştir. Facebook, ifade üzerindeki kısıtlamaların orantılı olmasını sağlamak için Nefret Söylemi ilkesinin "dar bir genelleme grubuna" uygulandığını savunmuştur.
7. Üçüncü taraf bildirimleri
Gözetim Kurulu, bu vakayla ilgili 23 adet herkese açık yorum almıştır. Yorumlardan dördü Avrupa, biri Orta Doğu ve Kuzey Afrika, kalan 18'i ise Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dan gelmiştir.
Kurul, bu vakanın konularıyla doğrudan bağlantılı taraflardan görüş almıştır. Söz konusu taraflar arasında Ermeni soykırımı mağdurlarının soyundan gelen bir kişi ile soykırımın niteliği, nedenleri ve sonuçlarını inceleyen örgütlerin yanı sıra daha önce içerik moderatörlüğü yapmış bir kişi bulunmaktaydı.
İncelenen konu başlıkları şöyleydi: bu vakada kullanıcı tarafından uyarlandığı şekliyle "günlük mücadele" veya "iki düğme" viral görüntüsünün anlamı ve kullanımı, içeriğin Türk hükümeti ve Ermeni soykırımını inkar edişinin siyasi bir eleştirisi olup olmadığı, içeriğin Ermeni soykırımı kurbanlarıyla alay edip etmediği ve Facebook'un Nefret Söylemi ile Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standartlarının bu vakayla ilişkisi.
Bu vaka için gönderilen herkese açık yorumları okumak isterseniz lütfen buraya tıklayın.
8. Gözetim Kurulu analizi
Kurul, bu içeriğin geri yüklenmesi gerekip gerekmediğine üç ayrı mercekten bakmıştır: Facebook'un Topluluk Standartları, şirketin değerleri ve şirketin insan hakları sorumlulukları.
8.1 Topluluk Standartlarıyla Uyumluluk
Kurul, bu iki ifadeyi önce Facebook'un Topluluk Standartları kapsamında incelemiş, daha sonra bu ifadelerin "günlük mücadele" veya "iki düğme" olarak bilinen viral görüntünün bu versiyonunda yan yana koymanın etkisini değerlendirmiştir.
8.1.1. "Ermeni Soykırımı bir yalandır" ifadesinin analizi
Kurul, Facebook'un bu ifadenin Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını ihlal etmediği sonucuna ulaştığını kaydetmiştir. Facebook, Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını şu hususları tespit ederek uygulamaktadır: (i) bir "doğrudan saldırı" ve (ii) doğrudan saldırı ile hedef alınan bir "korunan özellik". İlke gerekçesinde "aşağılayıcı söylem" bir saldırı çeşidi olarak listelenmektedir. Etnik ve ulusal köken, korunan özellikler arasında listelenmektedir.
Nefret Söylemi ilkesi "paylaşılmaması gerekenler" bölümü uyarınca Facebook, "görüntüde gerçek bir kişi tasvir edilmemiş olsa bile nefret suçu kavramı, olayları veya mağdurlarıyla dalga geçen" söylemleri yasaklar. Öte yandan Kurulun çoğunluğu, kullanıcının niyetinin ifadede bahsedilen olayların mağdurları ile alay etmek olmadığını, aksine söz konusu viral görüntünün, hiciv formunda, ifadenin kendisini eleştirmek için kullanıldığını kaydetmiştir. Azınlıkta kalan kısım ise kullanıcının niyetinin yeterince açık olmadığı kararına varmıştır. Kullanıcı, içeriği söz konusu ifadeyi inkar etmek için değil desteklemek için de paylaşmış olabilir.
Bu vakada Facebook, kullanıcıya içeriğinin Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standardını ihlal ettiği yönünde bildirimde bulunmuştur. Facebook, bu ilke kapsamında, "gerçek kişilerin erken ölümüne ilişkin sadistçe sözler ve görsel veya yazılı tasvirlerin yer aldığı" içerikler dahil olmak üzere "[ciddi fiziksel veya duygusal zarar gören] mağdurlarla alay etme girişimlerini" yasaklamaktadır. Kurul, bu ilkenin, viral görüntünün ifadede bahsedilen olayların mağdurlarını tasvir etmediği veya ifşa etmediği gerekçesiyle bu vaka için uygulanamayacağı konusunda Facebook tarafından yapılan açıklamayı kaydetmiş ancak dikkate almamıştır.
Nefret Söylemi ilkesi "paylaşılmaması gerekenler" bölümü uyarınca Facebook ayrıca "Yahudi Soykırımı hakkındaki bilgileri reddeden veya saptıran" söylemleri yasaklar. Kurul, şirketin bu ilkenin Ermeni soykırımı veya diğer soykırımlar için geçerli olmadığı ve bu ilkenin şirketin "dış uzmanlarla istişarelerine, dünya genelinde yükselişe geçtiği kanıtlanan Yahudi karşıtlığına ve Yahudi Soykırımı hakkında özellikle gençler arasında endişe verici seviyeye ulaşan bilgisizliğe" dayandığı konularındaki açıklamalarını kaydetmiştir.
8.1.2. "Ermeniler bunu hak eden teröristlerdi" ifadesinin analizi
Kurul, Facebook'un söz konusu ifadenin Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını ihlal ettiğine karar verdiğini kaydetmiştir. Bu Nefret Söylemi Topluluk Standardının "paylaşılmaması gerekenler" bölümü uyarınca kıyaslamalar, genellemeler veya davranışsal açıdan yetersiz olma durumu belirten ifadeler (yazılı veya görsel) şeklindeki küçük düşürücü söylem veya görüntüler yasaktır. İlke, hedef gösterilen grubu "suçlu" olarak gösteren söylemleri de kapsamaktadır. Kurul "terörist" ifadesinin bu kategoriye girdiğini düşünmektedir.
8.1.3 Viral görüntüde birlikte kullanılan ifadelerin analizi
Kurul, bu ifadelerin iyi bilinen bir viral görüntüde yan yana getirilmesinin etkisi de dahil olmak üzere, içeriğin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşündedir. "Günlük mücadele" veya "iki düğme" viral görüntüsünün yaygın bir amacı, sunulan seçenekler için desteği belirtmekten ziyade olası çelişkileri veya diğer çağrışımları vurgulamak için iki farklı seçeneği karşılaştırmaktır.
Çoğunluk için, Nefret Söylemi ilkesinin istisnası çok önemlidir. Bu istisna, kişilere "kınamak veya farkındalık yaratmak amacıyla başka bir kişinin nefret söyleminin dahil edildiği içerikleri paylaşma" izni vermektedir. Ayrıca "ilkelerimiz bu tür söylemlere alan bırakacak şekilde tasarlanmıştır ancak kişilerin niyetlerini açıkça belirtmesini şart koşarız" ifadesini içermektedir. Niyet açık değilse içeriği kaldırabiliriz." Çoğunluk aynı zamanda içeriğin, şirketin kamuya açık olmayan hiciv istisnası kapsamında da değerlendirilebileceğini kaydetmiştir.
İçeriğin bir bütün olarak değerlendirilmesinin ardından, çoğunluk kullanıcının niyetinin açık olduğunu kaydetmiştir. Kullanıcının ilgili viral görüntüyü Türk hükümetinin Ermeni soykırımını reddetme çabaları konusundaki farkındalığı artırmak ve bu durumu kınamak adına hiciv olarak paylaştığı ve diğer yandan da aynı tarihi zulmü haklı çıkardığı sonucuna varmışlardır. Kullanıcının niyeti, söz konusu olayların mağdurları ile alay etmek, bu mağdurları birer suçlu olarak göstermek veya söz konusu zulmü haklı çıkarmak değildir. Çoğunluk Türkiye hükümetinin (Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı) 1915 sonrası dönemde Ermenilerin maruz kaldığı soykırım konusundaki tutumunu ve Türkiye ve Ermenistan'ın geçmişini dikkate almıştır. Bu bağlamda, çizgi karakterin terleyen yüzünün Türk bayrağıyla değiştirilmesinin ve içeriğin Ermeni soykırımıyla olan doğrudan bağlantısının, kullanıcının viral görüntüyü Türk hükümetinin konuya ilişkin tutumunu eleştirmek üzere paylaştığı anlamına geldiği sonucuna varmışlardır. Viral görüntünün yanı sıra, genellikle hiciv amaçlı kullanılan "düşünen surat" ifade simgesinin kullanımı da bu çıkarımı desteklemektedir. Çoğunluk, "bu viral görüntünün açıklanan şekilde soykırım mağdurlarıyla alay etmediğini, günümüz Türkiye'sinde yaygın olan ve eşzamanlı olarak hem soykırımın yaşanmadığını hem de mağdurların bunu hak ettiğini söyleyen inkarcı tavır ile alay ettiğini" öne süren "PC-10007" numaralı kamuoyu yorumunu (yukarıda kısım 7'de bulabilirsiniz) dikkate almıştır. Bu nedenle, gönderi Ermenileri destekleyen ve Türk hükümetini eleştiren bir gönderiyken, bu yorumun Ermenileri korumak adına kaldırılması hatalıdır.
Bu bakımdan çoğunluk, bir bütün olarak ele alındığında içeriğin Facebook'un Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardı ilke istisnası kapsamına girdiği sonucuna ulaşmıştır. Azınlıkta kalan kısım açısından ise, somut bağlam yokluğunda, kullanıcının niyeti içeriğin Türk hükümetini eleştiren bir hiciv olarak paylaşıldığı sonucuna varılacak kadar açık değildir. Buna ek olarak azınlıktaki kısım, kullanıcının iddia edilen mizahın neyi ifade etmeyi amaçladığını uygun şekilde ifade edemediğine karar vermiştir. Ermenilere yönelik zarar verici bir genelleme içeriyor olması sebebiyle, azınlıktaki üyeler ilgili içeriğin Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardını ihlal etmiş olduğu sonucuna varmıştır.
8.2 Facebook değerleriyle uyumluluk
Kurulun çoğunluğu, bu içeriğin geri yüklenmesinin Facebook değerleriyle örtüşeceği görüşünü paylaşmıştır. Kurul, 1915 sonrası dönemde Ermeni halkının maruz kaldığı büyük ölçekli zulüm konusunda Ermeni topluluğunun sahip olduğu hassasiyetin ve ayrıca Ermenilerin soykırımın tanınması ve yapılan zulümler için adalet sağlanması konusunda verdiği uzun mücadelenin farkındadır. Bununla birlikte, çoğunluk bu vakadaki viral görüntünün "Söz Hakkını" engellemeyi haklı çıkaracak bir "Onur" ve "Emniyet" riski oluşturduğuna dair herhangi bir kanıt görmemektedir. Çoğunluk ayrıca, Facebook'un "Emniyet" konusuna geniş bir atıfta bulunurken bu değerin bu vakada ne şekilde geçerli olduğunu açıklamadığını belirtmiştir.
Azınlıktaki üyeler, çoğunluğun haklı şekilde ifade ettiği gibi hicvin korunması gerektiği ancak yorumdaki ifadelerin ataları soykırıma uğramış kişilerin öz saygılarını zedeleyebileceği sonucuna varmıştır. Azınlıktaki bu üyeler ayrıca durumun Ermenilere karşı ayrımcılık ve şiddet riskini artırabileceği sebebiyle söz konusu ifadeleri soykırıma maruz kalmış ve zarar görmüş kişilerin anısına saygısızlık olarak değerlendirmiştir. Bu da "Onur" ve "Emniyeti" korumak adına "Söz Hakkının" yerinden alınmasını haklı çıkarmaktadır.
8.3 Facebook'un insan hakları sorumluluklarıyla uyumluluk
İfade özgürlüğü (Madde 19 ICCPR)
ICCPR Madde 19, paragraf 2'de, yazılı ve sözlü olmayan "siyasi söylem" ve "kültürel ve sanatsal ifade" de dahil olmak üzere "her türden" ifadeye geniş bir koruma sağlanmaktadır. BM İnsan Hakları Komitesi, Madde 19 kapsamındaki korumanın "son derece rahatsız edici" bulunabilecek ifadeler için de geçerli olduğunu açıkça belirtmiştir (Genel Yorum No. 34, paragraf 11, 12).
Bu vakada, Kurul hiciv barındıran viral görüntü türündeki karikatürün siyasi bir konuda (Türk hükümetinin Ermeni soykırımına bakışı) görüş belirttiği sonucuna varmıştır. Kurul "siyasi görüş belirten karikatürler" ve "kamuya mal olmuş kişileri alaya alan viral görüntülerin" uluslararası insan hakları yasası (ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/HRC/44/49/Add.2, paragraf 5) uyarınca koruma altında olan sanatsal ifade türleri olarak değerlendirilebileceğini kaydetmiştir. Kurul ayrıca, ICCPR'nin siyasi alandaki ve kamu kurumlarındaki kamuya mal olmuş kişilerle ilgili engellenmemiş ifadeye verdiği değerin "özellikle yüksek" olduğunu vurgulamıştır (Genel Yorum No. 34, paragraf 38).
Kurul ayrıca tarihi olaylara ilişkin hatalı fikir ve yorumlarla ifade özgürlüğüne genel yasaklar getiren kanunların sıklıkla nefret söylemini gerekçe gösterdiğini ancak ICCPR Madde 20 uyarınca düşmanlık, ayrımcılık veya şiddet kışkırtılmadığı müddetçe (Genel Yorum 34, paragraf 29; ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/74/486, paragraf 22) bu kanunların ICCPR Madde 19'a aykırı olduğunu kaydetmiştir.
İfade özgürlüğü hakkı temel bir haktır ancak mutlak değildir. Bu hak kısıtlanabilir ancak kısıtlamalar yasalara uygun olma, meşru amaç ve gerekli ve orantılı olma koşullarını karşılamalıdır (Madde 19, paragraf 3, ICCPR). Facebook, nefret söylemine dair içerik moderasyonu ilkelerini bu prensiplere uygun hale getirmeyi amaçlamalıdır (ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/74/486, paragraf 58(b)).
I. Yasalara uygun olma
İfadeyi kısıtlayan her türlü kural açık, kesin ve kamu erişimine açık olmalıdır (Genel Yorum 34, paragraf 25). Bireyler, davranışlarını ayarlayabilmek adına, konuşmalarının sınırlanıp sınırlanmayacağını ve nasıl sınırlanabileceğini belirlemek için yeterli bilgiye sahip olmalıdır. Facebook'un Topluluk Standartları "kınamak veya farkındalık yaratmak amacıyla başka bir kişinin nefret söyleminin dahil edildiği içeriklere" izin vermekle birlikte, kullanıcılardan "niyetlerini açıkça belirtmelerini" istemektedir. Kurul bunlara ek olarak Facebook'un, Temmuz 2020'de tamamlanan bir Vatandaşlık Hakları Denetiminin ardından Nefret Söylemi ilkesinden mizah istisnasını kaldırdığını kaydetmiştir. Şirket bu istisnayı kaldırılırken, hicivle ilgili olarak şu anda Nefret Söylemi Topluluk Standardında kullanıcılara iletilmeyen daha dar bir istisnayı tutma yoluna gitmiştir.
Kurul ayrıca Facebook'un yaptırımlarını Nefret Söylemi ilkesine dayandırdığı halde kullanıcıya gerekçe olarak yanlışlıkla Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standardının ihlalini göstermiş olduğunu kaydetmiştir. Kurul, Acımasız ve Duyarsız İçerikler hakkındaki Topluluk Standardının yalnızca zarar görmüş mağdurları tasvir ve ifşa eden içerikler için geçerli olacağının kullanıcılara yeterince açık şekilde açıklanmadığı sonucuna varmıştır.
Bunların yanı sıra Kurul, kullanıcılara karşı uygulanan yaptırım işleminin nedenlerini uygun şekilde bildirmenin, kullanıcıların Facebook'un kurallarına uymasına yardımcı olacağını tespit etmiştir. İçeriği kaldırılan kullanıcılara alakalı bilgilerin sunulmaması "açıklık, belirlilik ve öngörülebilirlik standartlarıyla tutarsız, gizemli normlardan oluşan bir ortam yarattığı" ve bu da "bireyin içerikle ilgili işlemlere itiraz etme veya şikayetleri takip etme imkanına" müdahale edebileceği için bu, meşruiyet konusuyla ilişkili bir durumdur. (İfade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/HCR/38/35, paragraf 58). Facebook'un bu vakada kullanıcı bildirimi konusundaki tutumu meşruiyet testini geçememiştir.
II. Meşru amaç
İfade özgürlüğüne yönelik her türlü kısıtlama aynı zamanda bir "meşru amaç" taşımalıdır. Kurul, kısıtlamanın başkalarının haklarını koruma meşru amacını desteklediği konusunda hemfikir olmuştur (Genel Yorum No. 34, paragraf 28). Bunlara eşitlik hakkı ve etnik ve ulusal kökene dayalı ayrımcılık dahil olmak üzere ayrımcılığa maruz kalmama hakkı dahildir (Madde 2, paragraf 1, ICCPR; Madde 1 ve 2, ICERD).
Kurul ayrıca "uluslararası insan hakları yasasının ifade hakkının kısıtlanmamasına verdiği değer son derece yüksek olduğundan (Genel Yorum No. 34, paragraf 38), sadece bireyleri rahatsız edici unsurlardan korumak için ifade hakkını kısıtlamanın meşru bir amaç olmadığına (ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/74/486, paragraf 24)" ilişkin 2021-002-FB-UA vaka kararında vardığı sonucu da tekrar onaylamıştır.
III. Gerekli ve orantılı olma
İfade özgürlüğüne getirilen her türlü kısıtlama "koruyucu işlevini yerine getirmeye uygun olmalıdır; koruyucu işlevini yerine getirebilecek araçlar arasında en az müdahaleci olanı olmalıdır; korunanların çıkarı açısından orantılı olmalıdır" (Genel Yorum 34, paragraf 34).
Kurul, Ermenilerin eşitlik ve ayrımcılığa maruz kalmama haklarını korumak için söz konusu içeriği kaldırmasının gerekli olup olmadığını değerlendirmiştir. Kurul, halen Türkiye'de ifade özgürlüğünün ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya olduğunu ve bu durumun Ermeniler dahil ülkede yaşayan etnik azınlıklar üzerinde orantısız etkileri olduğunu göz önünde bulundurmuştur. İfade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, 2016'da Türkiye'deki görevinde hazırlamış olduğu raporda "demokratik yaşamın temeli olan tüm alanlarda: medya, eğitim kurumları, yargı ve barolar, devlet kurumları, siyasi alan ve dijital çağın geniş çevrimiçi alanlarında" sansür uygulandığını belirtmiştir (ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/HRC/35/22/Add.3, paragraf 7). BM Özel Raportörü 2019'da yayınladığı takip raporunda durumda iyileşme olmadığını ifade etmiştir (ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/HRC/41/35/Add.2, paragraf 26).
Türk yetkililer 1915 sonrası dönemde Türk Osmanlı İmparatorluğu tarafından Ermenilere karşı işlenen zulmü kınayan ifadeleri özellikle hedef almaktadır. Ortak bir iddianamede, bir dizi BM özel prosedürü Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinin "Türkiyeli Ermeni toplumuna yöneltilmiş görünen şiddet politikası hakkındaki gerçeğe" ve "mağdurların adalet ve tazminat hakkına" olan "erişimi engellemek için kasıtlı bir çaba" olarak göründüğü belirtilmiştir. Kurul aynı zamanda, Ermeni asıllı Türkiye vatandaşlarının kimliği üzerine çok sayıda yazı yayınlamış Ermeni asıllı gazeteci Hrant Dink'in 2007'de uğradığı suikasti de dikkate almıştır. Dink, bu yazılardan birinde soykırımın tanınmamasını ve bu durumun Ermeni kimliği üzerindeki etkilerini ele almıştır. Dink bundan önce Türk mahkemelerince "Türk kimliğini" küçük düşürmekten suçlu bulunmuştur. 2010 yılında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Dink kararı ve Türk yetkililerin Dink'in hayatını korumak için yeterince önlem almakta başarı gösterememesinin Dink'in ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna varmıştır (bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Dink-Türkiye Davası, paragraf 139).
Kurulun çoğunluğu, Facebook'un kullanıcının ifade özgürlüğüne müdahalesinin yanlış olduğu sonucuna varmıştır. Yorumun kaldırılması, Ermenilerin eşitlik ve ayrımcılığa uğramama haklarının korunmasını sağlamayacaktı. Kullanıcı, viral görüntüde zıtlığı vurgulanan ifadeleri desteklemekten ziyade bunları Türk hükümetine atfediyordu. Kullanıcı bunu hükümetin çelişkili ve kendi çıkarlarını gözeten yaklaşımını kınamak ve bu konudaki farkındalığı artırmak amacıyla yapmıştır. Çoğunluk, kişilerin niyetlerini açıkça ifade etmelerinin zorunlu olması halinde bu viral görüntüdeki gibi hiciv içeren anlatımların etkilerinin azaltılabileceği sonucuna varmıştır. Bu vakanın konusu ciddi bir konu olsa da "iki düğme" veya "günlük mücadele" viral görüntüsünün genellikle mizahi amaçlı kullanılıyor olması gerçeği de çoğunluk kararını etkilemiştir.
Çoğunluk ayrıca, İngilizce olarak paylaşılan içeriğin yalnızca belirli ülkelerde takipçileri olan bir Facebook sayfasında paylaşılmış olduğunu kaydetmiştir. Viral görüntünün bazı Facebook kullanıcıları tarafından yanlış anlaşılması ihtimali söz konusu olmakla birlikte, çoğunluk özellikle de içeriğin uluslararası bir hedef kitleye hitap etmesi sebebiyle Ermenilerin ayrımcılığa ve şiddete maruz kalma riskini artırmayacağı sonucuna varmıştır. Bu önemli konunun uluslararası bir hedef kitlenin dikkatine getirilmesinin kamu yararına olduğuna karar vermiştir.
Buna ek olarak, Kurul bir bilginin herhangi bir neden belirtmeksizin silinmesinin orantılı olamayacağı sonucuna varmıştır. Kamuyu ilgilendiren bir konuda kamuya hizmet eden bir içeriğin kaldırılmasının orantılı olması için çok geçerli sebepler gerekmektedir. Bu bakımdan Kurul, Facebook içerik moderatörlerinin viral görüntü ve hiciv kullanan benzer içerikleri değerlendirme kapasitesi konusunda kaygı taşımaktadır. Yükleniciler yeterli prosedürleri uygulamalı ve kendilerine hiciv amaçlı içerikleri ve benzer içerikleri doğru bir şekilde değerlendirebilmeleri için zaman, kaynak ve destek sağlanmalıdır.
Azınlıktaki kısım, çoğunluğun platformda hiciv kullanımının korunması konusundaki görüşlerini desteklemekle birlikte söz konusu içeriği hiciv olarak değerlendirmemiştir. Azınlıktaki bu üyeler, kullanıcının viral görüntüde yer alan ifadeleri destekliyor olabileceğini ve bu şekilde Ermenilere karşı ayrımcılık yapmış olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle, azınlıktaki kısım bu vakada gereklilik ve orantılılık gerekliliklerinin karşılandığına karar vermiştir. Kurul, 2021-002-FB-UAnumaralı vaka kararında, Facebook'un kullanıcının uygulamayı kınamak ve bu konuda farkındalık yaratmak niyetini açıkça belirtmediği müddetçe siyah bir yüzü tasvir eden içeriğin kaldırılması yönündeki tutumunu da dikkate almıştır. Azınlık ise, yine benzer şekilde, söz konusu içeriğin hiciv özelliğinin açık olmadığı ve bu vakada olduğu gibi, kullanıcının niyetinin açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna varmıştır. Azınlık, hicvin temel unsurunun belirsizlik olmasına rağmen saldırının hedefi konusunda, yani hedefin Türk hükümeti mi yoksa Ermeni halkı mı olduğu konusunda belirsizlik bırakılmaması gerektiği sonucuna varmıştır.
Bilgilendirilme hakkı (Madde 14, paragraf 3(a), ICCPR)
Kurul, kullanıcıya ihlal edilen belirli içerik kuralı hakkında yapılan yanlış bildirimin, adalete erişim bağlamında bilgilendirilme hakkını içerdiği sonucuna varmıştır (Madde 14, paragraf 3(a) ICCPR). Facebook, bir kullanıcının ifade hakkını sınırlarken, uygun sürece saygı göstermeli ve kullanıcıyı, gerekçenin değiştiği noktada söz konusu bildirimi revize etmek de dahil olmak üzere kararının gerekçesi hakkında doğru şekilde bilgilendirmelidir (Genel Yorum No. 32, paragraf 31). Facebook bu vakada bu sorumluluğu yerine getirememiştir.
9. Gözetim Kurulu kararı
Gözetim Kurulu, Facebook'un içeriği kaldırma kararını bozmakta ve içeriğin geri yüklenmesini talep etmektedir.
10. İlke tavsiyesi beyanı
Aşağıdaki tavsiyeler numaralandırılmıştır ve Kurul, Facebook'un her birine ayrı birer yanıt vermesini talep etmektedir:
Kullanıcılara net ve doğru bildirimlerde bulunmak
Facebook, ilke ve yaptırımlarını kullanıcıları için daha açık hale getirmek için aşağıdakileri yapmalıdır:
1. Kullanıcılara gönderilen bildirimde şirketin hangi Topluluk Standardı kapsamında yaptırım uyguladığının belirtilmesini sağlayacak teknik düzenlemeleri gerçekleştirmek. Facebook (i) içeriğin kullanıcıya bildirilen Topluluk Standardını ihlal etmediğini ve (ii) içeriğin başka bir Topluluk Standardını ihlal ettiğini tespit ederse kullanıcı uygun şekilde bilgilendirilmeli ve kullanıcıya tekrar itirazda bulunma hakkı tanınmalıdır. Kullanıcıların Kurula başvurmadan önce her zaman doğru bilgiye erişimi olmalıdır.
2. Şu anda kullanıcılara iletilmemekte olan hiciv istisnasını Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardı metnine dahil etmek.
Hiciv konularını ele almak için yeterli araçlara sahip olmak
Facebook, içerik ilkelerinin kullanıcıların menfaatine olacak şekilde daha yüksek doğrulukla uygulanmasını sağlamak için aşağıdakileri yapmalıdır:
3. Hiciv amaçlı ve benzer içerikleri doğru bir şekilde değerlendirmek için yeterli prosedürlerin mevcut olduğundan emin olmak. Bu; içerik moderatörlerine (i) ilgili kültür ve arkaplan bilgilerini toplayabilmeleri için Facebook'un yerel operasyon ekiplerine erişim ve (ii) Facebook'un yerel operasyon ekiplerine danışmak ve değerlendirmeyi yapmak için yeterli zaman sağlamayı da içermektedir. Facebook, içerik moderatörlerinin bir viral görüntünün hiciv olup olmadığından emin olmadığı durumlarda içerik moderatörlerine yönelik ilkelerinin daha fazla araştırmayı veya durumu üst birimlere iletmeyi teşvik etmesini sağlamalıdır.
Kullanıcılara içeriklerinin ilke istisnaları kapsamına girdiğini bildirme imkanı tanımak
Facebook itiraz aşamasında daha doğru bir değerlendirme gerçekleştirebilmek için aşağıdakileri yapmalıdır:
4. Kullanıcılara, itirazlarında içeriklerinin Nefret Söylemi ilkesinin istisnalarından biri kapsamına girdiğini belirtme olanağı vermek. Buna hiciv amaçlı içerikler ve kullanıcıların nefret söylemlerini kınamak veya farkındalık yaratmak için paylaştığı istisnalar da dahildir.
5. İlke istisnalarına dayalı itirazların gerçek insanlar tarafından incelenmek üzere önceliklendirildiğinden emin olmak.
*Prosedür notu:
Gözetim Kurulunun kararları beş Üyeden oluşan alt kurullar tarafından hazırlanmaktadır ve Kurulun çoğunluğu tarafından onaylanma şartı aranmaktadır. Kurul kararları, tüm Üyelerin kişisel görüşlerini yansıtmayabilir.
Bu vaka kararında, Kurul adına bağımsız araştırmalar yürütülmüştür. Hem merkezi Gothenburg Üniversitesi'nde bulunan ve altı kıtadan 50'yi aşkın sosyal bilimciden oluşan ekibiyle faaliyet gösteren bir bağımsız araştırma enstitüsü hem de dünyanın dört bir yanından 3.200'ü aşkın ülke uzmanı, sosyopolitik ve kültürel bağlam konusundaki uzmanlıklarını aktarmıştır. Bünyesinde 350'den fazla dili akıcı konuşabilen ve dünyanın dört bir yanındaki 5000 farklı şehirden çalışan uzmanlar barındıran Lionbridge Technologies, LLC şirketi dil uzmanlığı sağlamıştır.