Anulado
Trans Bireyleri Hedef Alan Lehçe Gönderi
16 de Janeiro de 2024
Gözetim Kurulu, bir kullanıcının trans bireyleri, bu grup üyelerinin intihar etmesini savunan şiddet söylemiyle hedeflediği bir Facebook gönderisinin kalmasına izin verme yönünde Meta'nın başta vermiş olduğu kararı bozmuştur.
Bu kararın Lehçesini okumak için buraya tıklayın.
Kliknij tutaj, aby przeczytać postanowienie w języku polskim.
Özet
Gözetim Kurulu, bir kullanıcının trans bireyleri, bu grup üyelerinin intihar etmesini savunan şiddet söylemiyle hedeflediği bir Facebook gönderisinin kalmasına izin verme yönünde Meta'nın başta vermiş olduğu kararı bozmuştur. Kurul, gönderinin hem Nefret Söylemi hem de İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardını ihlal ettiğini tespit etmiştir. Ancak bu vakadaki esas sorun ilkelerde değil, uygulanma biçimlerindedir. Gönderinin zararlı içeriği hakkındaki çok sayıda sinyale rağmen Meta'nın tekrar tekrar doğru yaptırım işlemini uygulamaması nedeniyle Kurul, şirketin LGBTQIA+ emniyeti hakkında dile getirdiği idealleri yerine getiremediği sonucuna varmaktadır. Kurul, Meta'yı değerlendirme görevlilerine verilen şirket içi rehberliği iyileştirmek dahil çeşitli adımlar atarak yaptırım boşluklarını kapatmaya teşvik etmektedir.
Vaka Hakkında
Nisan 2023'te, Polonya'daki bir Facebook kullanıcısı trans bayrağının mavi, pembe ve beyaz renklerine sahip çizgili bir perdenin görselini, Lehçe "New technology … Curtains that hang themselves" (Yeni teknoloji … Kendilerini asan perdeler) ve üstünde "spring cleaning <3" (bahar temizliği) metniyle birlikte paylaşmıştır. Kullanıcının biyografisinde "I am a transphobe" (Ben transfobiğim) açıklaması mevcuttur. Gönderi, 50'den az ifade almıştır.
Nisan-Mayıs 2023 aralığında, 11 farklı kullanıcı gönderiyi toplam 12 kez şikayet etmiştir. Meta'nın otomatik sistemleri tarafından 12 şikayetten sadece ikisine insan incelemesi için öncelik verilmiş, geri kalanlar ise kapatılmıştır. Facebook'un İntihar ve Kendine Zarar Verme Standardının potansiyel ihlali nedeniyle insan incelemesine gönderilen iki şikayette, içeriğin ihlalde bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nefret Söylemine dayalı şikayetlerin hiçbiri insan incelemesine gönderilmemiştir.
Daha sonra Meta'nın Facebook gönderisini yayında bırakma kararına üç kullanıcı itiraz etmiştir. Bu itirazlardan biri, bir değerlendirme görevlisinin İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardına dayalı olarak baştaki kararı onaylamasıyla sonuçlanmıştır. Nefret Söylemi Topluluk Standardı kapsamında yapılan diğer iki itiraz ise yine insan incelemesine gönderilmemiştir. Son olarak, başta içeriği şikayet eden kullanıcılardan biri daha sonra Kurula itirazda bulunmuştur. Meta, Kurulun bu vakayı seçmesinin sonucu olarak, gönderinin hem Nefret Söylemi hem de İntihar ve Kendine Zarar Verme ilkelerini ihlal ettiğini belirlemiş ve gönderiyi Facebook'tan kaldırmıştır. Şirket ayrıca, içeriği paylaşan kullanıcının hesabını daha önceki birkaç ihlalini gerekçe göstererek kapatmıştır.
Önemli Bulgular
Kurul, korunan özelliklere sahip bir grubun intihar ederek kendini öldürmesi çağrısında bulunan "şiddet söylemi" içerdiğinden, içeriğin Meta'nın Nefret Söylemi ilkesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Trans bireylerin intihar etmesini savunan bu gönderi, bir korkutma ve dışlama atmosferi yaratmıştır ve fiziksel zarara katkıda bulunma olasılığı mevcuttur. Metin ve görselin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, bu gönderi, trans topluluğunun yaşamakta olduğu ruh sağlığı krizini daha da kötüleştirmiştir. İftiraya Karşı Gay ve Lezbiyen İttifakı (GLAAD) tarafından yakınlarda paylaşılan bir raporda, internette "acımasızca karalamalara ve nefret dolu davranışlara maruz kalmanın büyük travmatik psikolojik etkisine" değinilmektedir. Kurul, nüfuz sahibi devlet yetkililerinin ve tanınmış kişilerin saldırıları ve siyasi söylemleri dahil olmak üzere Polonya'da LGBTQIA+ topluluğunun karşı karşıya olduğu çevrimiçi ve çevrimdışı zararlar bağlamının, vardığı sonucu desteklediği görüşündedir.
Kurul, Meta'nın değerlendirme görevlilerinin bağlamsal ipuçlarını yakalayamamış olmasından endişe duymaktadır. Gönderinin "curtains that hang themselves" (kendilerini asan perdeler) ifadesiyle yüksek intihar riskine atıfta bulunması ve "spring cleaning" (bahar temizliği) ifadesiyle grubun ölümünü desteklemesi, Nefret Söylemi Topluluk Standardını açıkça ihlal etmiştir. İçerik üreticinin kendini transfobik olarak tanımlaması da kendi başına bir ihlaldir. Kurul Meta'yı, özellikle de yorumlanması bağlamsal bilgi gerektiren görseller ve metinler içeren gönderiler için, LGBTQIA+ bireylere yönelik nefret söylemi yaptırımlarının doğruluğunu iyileştirmeye sevk etmektedir. Bu vakada, korunan bir grubun görsel tasviriyle (trans bayrağı) bağlantılı olarak intihara yapılan kısmen şifreli atıflar, "kötü niyetli yaratıcılık" biçimini almıştır. Burada kötü niyetli kişilerin "mizah veya hiciv" olduğu gerekçesiyle savunduğu ancak aslında nefret veya taciz niteliği taşıyan gönderiler ve viral görüntüler aracılığıyla LGBTQIA+ topluluğunu hedeflemek için yeni yollar geliştirdiği görülmektedir.
Buna ek olarak Kurul şundan da endişe duymaktadır: Meta, değerlendirme görevlilerinin içeriği kaldırmamasının, şirketin dahili kurallarının katı bir şekilde uygulanmasıyla örtüştüğünü beyan etmiştir. Bu durum Meta'nın şirket içi rehberliğinin, metin ve görsellerin etkileşimde bulunarak, üyelerinin cinsel kimlikleri doğrultusunda tanımlanan bir grubu birçok farklı yoldan temsil edebileceğini yeterince yansıtmadığına işaret etmektedir.
Gönderi Facebook'un İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardını da açıkça ihlal ediyor olmakla birlikte, Kurula göre bu ilke, kimliği tespit edilebilen bir gruptaki tek bir kişiye intiharı özendiren içeriklerle kalmayarak, grubun tamamına intiharı özendiren içerikleri de daha net bir şekilde yasaklamalıdır.
Bu vakada, Meta'nın değerlendirmelere otomatik öncelik verme sistemleri, şirketin aynı içerik hakkındaki birden fazla şikayeti ele alma biçimi dahil olmak üzere yaptırımı önemli ölçüde etkilemiştir. Meta, "değerlendirme görevlilerinin kararlarında ve yaptırım işlemlerinde tutarlılığı sağlamak" amacıyla bu şikayetleri izlemekte ve mükerrer olanları tekilleştirmektedir (kaldırmaktadır). Şikayetlerin otomatik olarak kapatılması için belirtilen diğer nedenler arasında, içeriğin önem derecesi ve virallik (içeriğin topladığı görüntüleme sayısı) skorunun düşük olması nedeniyle insan incelemesi için öncelik verilmemesi yer almaktadır. Kurul, bu vakada, önem derecesi skorları belirlerken alakalı bir sinyal olarak kullanıcının biyografisinin göz önünde bulundurulabileceği görüşündedir.
Kurul, Meta'nın ihlalde bulunuyor olabilecek içerikler arasında LGBTQIA+ topluluğunu etkileyenleri tespit eden sınıflandırıcıların geliştirilmesine daha fazla yatırım yapması ve değerlendirme görevlilerine cinsel kimlikle ilgili zararlar konusunda verilen eğitimin iyileştirilmesi gerektiği görüşündedir.
Gözetim Kurulunun Kararı
Gözetim Kurulu, Meta'nın içeriği yayında bırakma yönünde vermiş olduğu ilk kararı bozmaktadır.
Kurulun Meta'ya tavsiyeleri şu yöndedir:
- Şirketin İntihar ve Kendine Zarar Verme sayfasında, ilkenin, belirli bir grup insanı hedefleyerek intiharı özendiren veya teşvik eden içerikleri yasakladığına açıklık getirilmesi.
- Şirketin geniş ölçekte çalışan değerlendirme görevlilerine verdiği şirket içi rehberliği düzenleyerek; bayrağa dayalı olan ve insan figürü içermeyen görsel cinsel kimlik tasvirlerinin, üyelerinin cinsel kimlikleri doğrultusunda tanımlanan bir grubu temsil ettiği şeklinde anlaşılmasının sağlanması.
* Vaka özetleri sadece vakaya genel bakış niteliğindedir ve emsal oluşturmaz.
Vaka Kararı Tam Metni
1. Karar Özeti
Gözetim Kurulu, bir kullanıcının trans bireyleri, bu grup üyelerinin intihar etmesini savunan şiddet söylemiyle hedeflediği Lehçe bir içeriğin Facebook'ta kalmasına izin verme yönünde Meta'nın başta vermiş olduğu kararı bozmaktadır. Meta, Kurul bu vakayı değerlendirmek üzere belirledikten sonra, başlangıçta gönderinin platformda kalmasına izin verme yönünde vermiş olduğu kararın yanlış olduğu sonucuna varmış, içeriği kaldırmış ve yaptırımlar uygulamıştır. Kurul, gönderinin hem Nefret Söylemi hem de İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardını ihlal ettiğini tespit etmiştir. Kurul Meta'ya, platformlarındaki trans bireyleri daha iyi koruyabilmesi amacıyla, ilkelerini ve değerlendirme görevlilerine verdiği rehberliği iyileştirmesini tavsiye etmektedir. Meta, bir gönderinin nefret söylemi olup olmadığını belirlerken, bayrağa dayalı olan ve insan figürü içermeyen görsel cinsel kimlik tasvirlerinin, üyelerinin cinsel kimlikleri doğrultusunda tanımlanan bir grubu temsil ettiği şeklinde anlaşılmasını sağlamalıdır. Meta ayrıca bir grubun tamamını intihara teşvik etmenin de bir şahsı intihara teşvik etmek kadar ihlalde bulunduğuna açıklık getirmelidir. Ancak Kurul, bu vakadaki esas sorunun ilkelerde değil, uygulanma biçimlerinde olduğu görüşündedir. İlke metinleri, bir grup insanı cinsel kimliklerine dayalı olarak hedefleyen nefret söylemine dair birden çok belirti içeren bu gönderiyi açıkça yasaklamıştır. Birden çok kullanıcı şikayetine rağmen Meta'nın bu vakada tekrar tekrar doğru yaptırım işlemini uygulamaması nedeniyle Kurul, Meta'nın LGBTQIA+ emniyeti hakkında dile getirdiği idealleri yerine getiremediği sonucuna varmaktadır. Kurul, Meta'yı bu yaptırım boşluklarını kapatmaya teşvik etmektedir.
2. Vaka Açıklaması ve Arkaplanı
Nisan 2023'te, Polonya'daki bir Facebook kullanıcısı trans bayrağının mavi, pembe ve beyaz renklerine sahip çizgili bir perdenin görselini paylaşmıştır. Görselin üzerinde Lehçe dilinde şu yazı bulunmaktadır: "New technology. Curtains that hang themselves" (Yeni teknoloji. Kendilerini asan perdeler). Söz konusu satırın üstündeki başka bir Lehçe metinde "spring cleaning <3" (bahar temizliği) metni yer almaktadır. Kullanıcının biyografisindeki Lehçe açıklamada "I am a transphobe" (ben transfobiğim) yazısı mevcuttur. Gönderi diğer kullanıcılardan 50'den az ifade almıştır ve bunların çoğunluğu destekleyicidir. En sık kullanılan ifade simgesi "Hahaha" olmuştur.
Nisan-Mayıs 2023 aralığında, 11 farklı kullanıcı içeriği toplam 12 kez şikayet etmiştir. Bu şikayetlerden 10 tanesine, "düşük önem derecesi ve virallik skoru" gibi çeşitli nedenlerden dolayı Meta'nın otomatik sistemleri tarafından insan incelemesi için öncelik verilmemiştir. Meta, içeriklere insan incelemesi için öncelik verirken, bunu içeriğin önem derecesine, viralliğine ve içerik ilkelerini ihlal etme olasılığına dayalı olarak yapmaktadır. Sadece Facebook'un İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardına dayalı iki şikayet, içeriğin insan incelemesine gönderilmesiyle sonuçlanmıştır. Nefret Söylemi ilkesine dayalı şikayetlerin hiçbiri insan incelemesine gönderilmemiştir. Meta'ya göre değerlendirme görevlileri, kendileri için belirlenmiş ilke kuyruğunun (ör. Nefret Söylemi veya İntihar ve Kendine Zarar Verme) dışındaki içerikleri "değerlendirmek ve bunlar üzerinde işlem yapmak" için gerekli eğitime ve araçlara sahiptir. Buna rağmen, iki değerlendirme görevlisi de içeriğin ihlalde bulunmadığına karar vermiş ve içeriği üst birimlere iletmemiştir.
Üç kullanıcı, Meta'nın içeriği Facebook'ta bırakma kararına itiraz etmiştir. Bir itiraz, içeriğin İntihar ve Kendine Zarar Verme ilkesini ihlal etmediği yönünde Meta'nın başta vermiş olduğu kararı onaylayan bir insan incelemesi ile sonuçlanmıştır. Facebook'un Nefret Söylemi ilkesi kapsamında yapılan diğer iki itiraz insan incelemesine gönderilmemiştir. Bunun sebebi Meta'nın değerlendirme görevlilerinin kararlarında ve yaptırım işlemlerinde tutarlılığı sağlamak amacıyla, aynı içerik için oluşturulan şikayetleri "izler ve tekilleştiririz" şeklindeki açıklamasından anlaşılmaktadır.
Başta içeriği şikayet eden kullanıcılardan biri daha sonra Kurula itirazda bulunmuştur. Meta, Kurulun bu vakayı seçmesinin sonucu olarak, içeriğin hem Nefret Söylemi hem de İntihar ve Kendine Zarar Verme ilkelerini ihlal ettiğini belirlemiş ve içeriği kaldırmıştır. Dahası Meta, vakayı değerlendirdiği sırada, içerik üreticisinin hesabında zaten birkaç Topluluk Standartları ihlali bulunduğunu ve kapatılma eşiğini karşıladığını belirlemiştir. Meta, Ağustos 2023'te hesabı kapatmıştır.
Kurul, bu vakadaki kararını verirken aşağıdaki bağlamı da hesaba kattığına dikkat çekmektedir:
Polonya'da LGBTQIA+ topluluğuna karşı yüksek düzeyde düşmanlık beslendiği sıklıkla bildirilmektedir. [Not: Kurul; cinsel yönelim, cinsel kimlik ve/veya cinsel ifadeye dayalı olarak gruplara atıfta bulunurken "LGBTQIA+" (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, Kuir, İnterseks ve Aseksüel) terimini kullanmaktadır. Ancak Kurul, başkalarının atıfta bulunurken veya alıntı yaparken, kullandıkları kısaltmaları veya kullanımları muhafaza edecektir.] Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, "LGBTI bireylerin damgalanmasının Polonya'da uzun süredir devam eden bir sorun" olmasına daha önce dikkat çekmiştir. Uluslararası Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans ve İnterseks Derneği'nin (ILGA) Rainbow Europe raporu, ülkeleri LGBTI bireylerin insan haklarını doğrudan etkileyen yasa ve ilkelere dayalı olarak sıralamaktadır. Polonya bu raporda en düşük performans gösteren Avrupa Birliği (AB) üye devletidir ve değerlendirilen 49 Avrupa ülkesi arasında 42. sırada yer almaktadır. Ulusal ve yerel hükümetler ile tanınmış kişiler, hem ayrımcı söylemleriyle hem de kanuni işlemlerle LGBTQIA+ topluluğunu her geçen gün daha fazla hedeflemektedir.
ILGA-Europe, 2018'den itibaren, kuruluşun "Polonyalı siyasi liderlerin LGBTI bireylere yönelik belirgin siyasi nefret söylemleri" olarak adlandırdığı söylemleri izlemiştir. "Tüm LGBT hareketi" Polonya için bir "tehdittir" şeklindeki beyanlar da buna dahildir. Aynı yıl, Polonya'nın Lublin şehrinin belediye başkanı, şehirdeki Eşitlik Yürüyüşü'nü yasaklama girişiminde bulunmuştur. Temyiz Mahkemesi ise planlanan yürüyüşten kısa bir süre önce yasağı kaldırmıştır. 2019 yılında Varşova belediye başkanı, şehirdeki "LGBT bireylerin durumunu iyileştirmek" için Varşova LGBT+ Tüzüğü'nü tanıtmıştır. Polonya'da iktidardaki Hukuk ve Adalet partisi (PiS) ile dini liderler tüzüğü eleştirmiştir. Polonya'nın cumhurbaşkanı ve merkezi hükümeti de trans topluluğunu hedef olarak seçmiştir. Örneğin, iktidardaki PiS partisinin Genel Başkanı, trans bireylerden bahsederken "anormal" sıfatını kullanmıştır. Polonya Adalet Bakanı, Polonya Yüksek Mahkemesinden "trans bireyler, Yasal Cinsiyet Tanıma imkanını kullanmak istediklerinde, [cinsiyet değişikliği izni için] ebeveynlerine ek olarak çocuklarını ve eşlerini de dava etmelidir" önermesini göz önünde bulundurmasını istemiştir.
Polonya, LGBTQIA+ karşıtı bir mevzuat da çıkarmıştır. Human Rights Watch'un deyimiyle şehir yönetimleri, 2019 yılında "LGBT bireylerden arındırılmış bölgeler" gibi çeşitli önlemleri uygulayarak "LGBT bireylerin Polonya toplumundan dışlanması" için çağrıda bulunmaya başlamıştır. Human Rights Watch'un bildirdiğine göre bu bölgeler, "yerel yetkililerin 'çocukları ahlaki yozlaşmadan koruma' taahhüdü veren ayrımcı 'aile tüzükleri' benimsediği veya kendilerini 'LGBT ideolojisinden' arınmış ilan ettiği" yerlerdir. 100'den fazla şehir bu tür bölgeler oluşturmuştur. ILGA-Europe; yerel halkın, AB'nin ve uluslararası çevrelerin baskıları nedeniyle bu belediyelerden bazılarının "LGBT karşıtı kararları veya Aile Hakları Tüzüklerini" geri çektiğini bildirmiştir. Polonya Yüksek İdare Mahkemesi 28 Haziran 2022 tarihinde, dört belediyeye LGBTQI+ karşıtı kararlarını geri çekmelerini emretmiştir. Buna rağmen, Polonya'nın Rainbow Europe raporundaki sıralamasının da işaret ettiği üzere, ülkede LGBTQIA+ topluluğuna yönelik fazlasıyla düşmancıl bir iklim hakimdir.
Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı tarafından AB'deki LGBTI bireylerin katılımıyla 2019 yılında yürütülen bir anket, LGBTI bireylerin Polonya'da ve Avrupa Birliği'nin diğer bölgelerinde yaşadığı saldırı ve taciz deneyimlerini karşılaştırmıştır. Ankete göre, Polonya'daki LGBTİ bireylerin %51'i, saldırıya uğrama korkusu nedeniyle, belirli konumlardan çoğu zaman veya her zaman kaçınmaktadır. Bu oran, Avrupa Birliği'nin geri kalanında %33'tür. Anket, her beş trans kişiden birinin anketten önceki beş yıl içinde fiziksel veya cinsel saldırıya uğradığını ortaya çıkarmıştır. Bu oran, diğer LGBTİ gruplarının iki katından fazladır.
Kurul, Polonyalı devlet yetkililerinin küçümseyici ifadelerine sosyal medyada verilen yanıtları analiz etmeleri için harici uzmanları görevlendirmiştir. Bu uzmanlar, "LGBTQIA+ toplulukları dahil olmak üzere Polonya'daki azınlık topluluklarını hedefleyen çevrimiçi nefret söyleminde 2015 yılından beri endişe verici bir artışa" dikkat çekmiştir. Facebook'taki LGBTQIA+ karşıtı Lehçe içerikleri analiz eden uzmanlar, ani artışların "LGBTQIA+ karşıtı mevzuatla ilgili mahkeme kararları" sırasında gerçekleştiğine dikkat çekmiştir. Yukarıda bahsedilen Yüksek İdare Mahkemesi kararı ve bazı LGBT karşıtı beyanların benimsenmesinin önündeki hukuki engellere ilişkin olarak İnsan Hakları Komiseri'nin Polonya ombudsmanları tarafından yerel idare mahkemelerinin huzuruna sunulan ve 2019 yılından beri devam eden karar süreçleri bunlardan bazılarıdır.
Kurul, dil uzmanlarına gönderideki iki Lehçe sözcük öbeğinin anlamlarını da sormuştur. Uzmanlar, "pencerede asılı trans bayrağı" bağlamında "kendilerini asan perdeler" sözcük öbeğinin, "perdeleri asmak" eylemiyle bir araya gelip "kendini asarak intihar etmek" anlamına gelen "bir kelime oyunu" olduğunu gözlemlemiştir. Uzmanlar, sözcük öbeğinin "örtülü bir transfobik karalama" olduğu sonucuna varmıştır. Uzmanlar, "bahar temizliği" sözcük öbeğinin "normalde ilkbahar geldiğinde yapılan kapsamlı temizliğe atıfta" bulunduğunu ancak belirli bağlamlarda "'tüm çöpleri atmak' ve 'istenmeyen tüm eşyalardan (ve/veya kişilerden) kurtulmak' anlamına" geldiğini söylemiştir. Human Rights Campaign Foundation'ın bildirimi (PC-16029) dahil olmak üzere birçok herkese açık yorum, gönderide "bahar temizliğine" atıfta bulunulmasının, "trans bireylerin Leh toplumundan dışlanmasını ve tecrit edilmesini (ölümleri aracılığıyla)" övdüğünü savunmuştur.
Bu vaka bağlamında internette ve internet dışında oluşabilecek zararlar, Polonya'daki LGBTQIA+ topluluğunu aşarak dünyanın dört bir yanındaki topluluğu etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, intihar dünya genelinde 15-29 yaş arası kişiler arasında dördüncü önde gelen ölüm nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, "intihar oranları mülteciler ve göçmenler, yerli halklar ve lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks (LGBTİ) bireyler dahil olmak üzere ayrımcılığa maruz kalan savunmasız gruplarda da yüksektir." Diğer araştırma çalışmaları, siber şiddet kurbanı olma ile kendine zarar verme düşünceleri ve davranışları arasında "pozitif bir ilişki" bulmuştur.
İntihar riski, trans ve ikili cinsiyet dışı topluluklar için bilhassa endişe vericidir. Trevor Project'in LGBTQ Ruh Sağlığı hakkında 2023 yılında yürüttüğü Ulusal Araştırma, 2022'de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki trans ve ikili cinsiyet dışı gençlerin yarısının intihar girişiminde bulunmayı düşündüğünü tespit etmiştir. Aynı çalışmaya göre, LGBTQ gençlerin %14'ünün son bir yıl içinde intihar girişiminde bulunduğu ve bu oranın trans ve ikili cinsiyet dışı gençlerde yaklaşık beşte bir olduğu tahmin edilmektedir. CDC'nin Youth Risk Behavior Survey anketine göre, 2021'de Amerika Birleşik Devletleri'ndeki lise öğrencilerinin %10'u intihar girişiminde bulunmuştur. Dünyanın çeşitli yerlerinde gerçekleştirilen çok sayıda çalışma, trans veya ikili cinsiyet dışı bireylerin, cis bireylere kıyasla hem intihar düşüncesi hem de intihar girişimi açısından daha yüksek risk altında olduğunu tespit etmiştir.
İftiraya Karşı Gay ve Lezbiyen İttifakı (GLAAD), Kurula gönderdiği herkese açık yorumda (PC-16027), beş büyük sosyal medya platformunda LGBTQ kullanıcıların emniyeti hakkında her yıl gerçekleştirdiği Social Media Safety Index anketinden elde ettiği bulguların altını çizmiştir. 2023 yılında yayınlanan raporun, LGBTQ bireylere özgü 12 göstergeye dayalı olarak Facebook'a verdiği skor %61 olmuştur. Facebook, 2022'ye kıyasla 15 puan artan bu skorla Instagram'dan sonra ikinci olmuş ve diğer üç büyük platformun üzerinde yer almıştır. Ancak GLAAD, "LGBTQ kullanıcılara sunulan korumaların emniyet düzeyi ve kalitesi henüz tatmin edici değildir" ifadesini kullanmıştır. Raporda, "hedeflenme korkusu nedeniyle LGBTQ bireylerin ifade özgürlüğü üzerindeki caydırıcı etki ve acımasızca karalamalara ve nefret dolu davranışlara maruz kalmanın büyük travmatik psikolojik etkisi dahil olmak üzere çevrimiçi ortamda LGBTQ bireylerin maruz kaldığı son derece ciddi zararlara" değinilmiştir.
3. Gözetim Kurulunun Yetkisi ve Kapsamı
Kurul, yayında bırakılan içeriği daha önce şikayet eden kişiden gelen itiraz üzerine Meta'nın kararını değerlendirme yetkisine sahiptir (Tüzük Madde 2, Kısım 1; İç Yönetmelikler Madde 3, Kısım 1).
Kurul, Meta'nın kararını onaylayabilir veya bozabilir (Tüzük Madde 3, Kısım 5) ve verilen karar şirket açısından bağlayıcıdır (Tüzük Madde 4). Meta ayrıca kararının paralel bağlama sahip benzer içeriklere uygulanmasının ne kadar makul olduğunu da değerlendirmelidir (Tüzük Madde 4). Kurulun kararları, bağlayıcı olmayan ancak Meta'nın yanıtlaması gereken tavsiyeler içerebilir (Tüzük Madde 3, Kısım 4; Madde 4). Meta tavsiyeler doğrultusunda harekete geçme taahhüdü verdiğinde, Kurul şirketin tavsiyeyi ne ölçüde uyguladığını izlemektedir.
Kurul, bu vakada olduğu gibi Meta'nın hatasını sonradan kabul ettiği vakaları seçtiği zaman, hem hataları azaltmak hem de Facebook ve Instagram'ı kullanan kişilere daha adil davranılmasını sağlayacak tavsiyelerde bulunmak amacıyla, içerik moderasyonu sürecini daha iyi anlamak için başta verilen kararı değerlendirmektedir.
4. Yetki ve Rehberlik Kaynakları
Kurulun bu vakadaki analizinde aşağıdaki standartlar ve emsaller bilgi kaynağı olmuştur:
I. Gözetim Kurulu Kararları
Önceki Gözetim Kurulu kararları arasında en alakalı olanlardan bazıları şunlardır:
- Arapça Sözcüklerin Geri Kazanılması
- Knin Karikatürü
- Kolombiya Protestoları
- Azerbaycan'daki Ermeniler
II. Meta'nın İçerik İlkeleri
Nefret Söylemi ilke gerekçesi, nefret söylemini "biyolojik ve toplumsal cinsiyet dahil olmak üzere korunan özelliklerden dolayı kişilere (konseptlere veya kurumlara değil) doğrudan saldırıda bulunulması" olarak tanımlamaktadır. Meta, "saldırılar" terimini "şiddet içeren veya insanlık onurunu zedeleyen söylem, zararlı basmakalıplar, aşağılama ifadeleri, küçümseme ifadeleri, iğrenme veya yok sayma, küfür veya dışlama ya da ayrımcılık çağrıları" olarak tanımlamaktadır. İlke gerekçesi kapsamında Meta şunu da belirtmektedir: "İnsanların kimlikleri nedeniyle saldırıya uğradıklarını hissetmediklerinde seslerini daha özgürce duyurduklarına ve daha özgürce bağlantı kurduklarına inanıyoruz. Bu nedenle, Facebook'ta nefret söylemine izin vermiyoruz. Nefret söylemi, tehdit ve dışlama ortamı oluşturur ve bazı durumlarda internet dışında şiddeti teşvik edebilir."
Meta'nın Nefret Söylemi Topluluk Standardı'nda saldırılar "kategorilere" ayrılmaktadır. 1. Kategori saldırılarda, bir kişi veya kişi grubunu korunan özelliklerine dayalı olarak "yazılı veya görsel formda şiddet söylemi veya desteği" ile hedef alan içerikler yer almaktadır. Meta, nihayetinde bu vakadaki gönderinin bu ilke maddesini ihlal ettiğini tespit etmiştir. Meta, 6 Aralık 2023 tarihinde, korunan özellik gruplarına yönelik şiddet söylemlerinin Şiddet ve Suça Teşvik ilkesine taşındığını yansıtarak Topluluk Standartları'nı güncellemiştir.
2. Kategori saldırılarda, bir kişi veya kişi grubunu korunan özelliklerine dayalı olarak küçümseme ifadeleri (yazılı veya görsel formda) ile hedef alan içerikler yer almaktadır. Meta'nın Nefret Söylemi Topluluk Standardında yaptığı tanıma göre, "korunan özelliklerle ilgili olarak hoşgörüsüz olduğunu kabul etme" ve "korunan özelliklerin var olmaması gerektiğine ilişkin ifadeler" küçümseme ifadelerine dahildir.
İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardı, "viral görüntüler ve illüstrasyonlar dahil olmak üzere intiharı veya kendine zarar vermeyi teşvik eden her türlü içeriği" yasaklamaktadır. Meta, bu ilke kapsamında "intiharı ve kendine zarar vermeyi savunan, teşvik eden, koordine eden veya gerçekleştirilmesine yönelik talimatlar sağlayan" içerikleri kaldırmaktadır.
Kurulun analizi, Meta'nın "çok önemli" olarak tanımladığı "söz hakkı" taahhüdü ve şirketin emniyet ve onur değerleri ışığında gerçekleştirilmiştir.
III. Meta'nın İnsan Hakları Sorumlulukları
2011 yılında BM İnsan Hakları Konseyi tarafından desteklenen İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair BM Rehber İlkeleri (BM Rehber İlkeleri), özel işletmelerin insan haklarına yönelik sorumlulukları için gönüllülük esasına dayalı bir çerçeve tesis etmektedir. 2021 yılında Meta, BM Rehber İlkelerine uygun olarak insan haklarına saygı duyma taahhüdünü tekrar tasdik ettiği Kurumsal İnsan Hakları İlkesini duyurmuştur. Bu vakada Kurulun, Meta'nın uluslararası sorumlulukları üzerinde gerçekleştirdiği analizler, aşağıdaki insan hakları standartları ışığında gerçekleştirilmiştir:
- Fikir ve ifade özgürlüğü hakları: Madde 19, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR); Genel Yorum No. 34, İnsan Hakları Komitesi, 2011; Fikir ve ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü (UNSR), raporlar: A/HRC/38/35 (2018), A/74/486 (2019) ve Rabat Eylem Planı, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği raporu: A/HRC/22/17/Ek.4 (2013).
- Yaşama hakkı: Madde 6, ICCPR.
- Ulaşılabilen en yüksek beden ve ruh sağlığına sahip olma hakkı: Madde 12, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICESCR).
- Eşitlik ve ayrımcılığa maruz kalmama hakları: Madde 2, paragraf 1 ve Madde 26, ICCPR.
5. Kullanıcı Bildirimleri
İçeriği şikayet eden kullanıcı, Kurula bulunduğu itirazda, görseli paylaşan kişinin daha önce internette trans bireyleri taciz ettiğini ve Facebook'tan yasaklandıktan sonra yeni bir hesap oluşturduğunu belirtmiştir. Kendisi ayrıca, trans topluluğundaki yüksek intihar oranının övülmesine "izin verilmemesi" gerektiğini söylemiştir.
6. Meta'nın Bildirimleri
Meta en sonunda, bir kişi veya kişi grubunu korunan özelliklerine dayalı olarak yazılı veya görsel formda şiddet söylemi veya desteği ile hedef alan içerikleri yasaklayan ilke maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, Nefret Söylemi Topluluk Standardının 1. Kategorisi kapsamında gönderiyi kaldırmıştır. Meta, bu ilkenin nasıl uygulanacağına ilişkin dahili kurallarında, "ölüm, hastalık veya zarar verme davranışlarına yönelik eylem çağrıları, bu niyeti belirten ifadeler, buna yönelik istek veya koşul bildiren ifadeler ve bunu savunan veya destekleyen ifadeler şeklindeki şiddet söylemi (yazılı veya görsel formda)" barındıran içeriklerin kaldırılması gerektiğini belirtmektedir.
Şirket, bu dahili kurallarda, bir görsel veya videoda korunan özelliklere sahip grupları görsel olarak temsil ettiğini düşündüğü içerikleri de açıklamaktadır. Meta, Kurulun bu rehberlikle ilgili daha detaylı bilgiler yayınlamasına izin vermemiştir. Şirket bunun yerine, "Meta, Nefret Söylemi ilkesi kapsamında bir içeriğin bir kişiyi veya kişi grubunu korunan özelliklerine dayalı olarak hedef alıp almadığını belirlerken içerikteki görsel öğeleri göz önünde bulundurabilir" demiştir.
Meta, içeriğin Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal etmediği yönünde değerlendirme görevlileri tarafından verilen kararların, "dahili kurallarımızın katı bir şekilde uygulanması" ile paralel olduğunu söylemiştir. Şirket şu ayrıntıları eklemiştir: "Perdeler Trans Onur bayrağını andırmakla birlikte, sadece bayrağın kendisine yönelik bir saldırıyı; bir kişiye veya kişi grubuna değil, bir kavrama veya kuruma yönelik olan ve dolayısıyla ilkelerimizi ihlal etmeyen bir saldırı olarak yorumluyoruz." Yine de Meta, devamında "asılmaya yapılan atıf, bu gönderinin bir kişi grubuna saldırdığını gösteriyor" demiştir. Bu değerlendirme, "perdelerin Trans Onur bayrağını andırması ve fotoğrafta (ve metin bindirmesinde) asılı perdelerin kendini asarak intihar etmeyi temsil etmesi nedeniyle, 'kendilerini asan perdeler' sözcük öbeğinin üstü kapalı olarak trans topluluğundaki intihar oranına atıfta bulunduğu" hükmüne dayalıdır. Meta, "konseptler veya kurumlar en azından sözlük anlamıyla düşünüldüğünde 'kendilerini asamazlar'" da demiştir. Meta bu nedenle, kullanıcının "sadece konsepte değil, trans bireylere" atıfta bulunduğu kararına varmıştır. Bu nedenle Meta'ya göre "bu içerik, bir Korunan Özellik grubunun intihar ederek ölmesi lehine bir ifade olarak yorumlanması niyetiyle kullanıldığından, Nefret Söylemi ilkesini ihlal etmektedir."
Meta, Nefret Söylemi ilkesinde yapılan bir güncellemeyle birlikte korunan özellik gruplarına yönelik şiddet söylemlerinin Şiddet ve Suça Teşvik ilkesine taşınmasının ardından, içeriğin ihlalde bulunmaya devam ettiğini Kurula iletmiştir.
Meta, kullanıcının hesabındaki biyografi kısmında "I am a transphobe" (ben transfobiğim) ifadesinin, "korunan özelliklerle ilgili olarak hoşgörüsüz olduğunu kabul etme" niteliği taşıdığından, Nefret Söylemi ilkesinin 2. Kategorisini de ihlal ettiğini bildirmiştir. Meta'ya göre, Kurul bu vakayı seçtikten sonra Meta'nın hem vaka hem de kullanıcı hesabı üzerinde yürüttüğü değerlendirme kapsamında, bu ifadenin ihlalde bulunduğu belirlenmiştir. Meta, bu ifadenin, kullanıcının vaka içeriğindeki niyetini daha iyi anlamasına yardımcı olduğunu söylemiştir.
Meta, Kurul içeriğin İntihar ve Kendine Zarar Verme ilkesini ihlal edip etmediğini sorduğunda, "bu içerik, içeriğin bir korunan özellik grubunun intihar ederek ölmesi lehine bir ifade olduğu yönündeki kararımıza paralel olarak, intiharı teşvik etmek suretiyle İntihar ve Kendine Zarar Verme ilkesini ihlal ediyor" demiştir. Ayrıca Meta'ya göre İntihar ve Kendine Zarar Verme ilkesi "intiharı savunurken veya teşvik ederken tek bir kişiyi ve bir kişi grubunu hedef alan içerikler arasında ayrım yapmaz."
Kurul Meta'ya yazılı olarak 13 soru sormuştur. Sorular şunlarla ilgilidir: Meta'nın trans ve LGBTQIA+ meselelerine yönelik içerik moderasyonu yaklaşımı; Nefret Söylemi ile İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standartları arasındaki ilişki; içerikleri nefret söylemi ihlalleri açısından değerlendirirken "mizah" ve "hiciv" unsurlarının moderatörler tarafından nasıl değerlendirildiği; içeriklere insan incelemesi için öncelik verilirken "virallik" ve "önem derecesi" skorlarının rolü; Meta'nın içerik moderasyonu uygulamalarının, birden fazla kullanıcı tarafından şikayet edilen içeriklere insan incelemesi için öncelik verilmesini nasıl ele aldığı. Meta 13 sorunun tümünü yanıtlamıştır.
7. Herkese Açık Yorumlar
Kurul bu vakayla ilgili olarak 25'i Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dan, yedisi Avrupa'dan ve üçü Asya Pasifik ve Okyanusya'dan olmak üzere 35 adet herkese açık yorum almıştır. Bu toplam içerisinde mükerrer olan ya da yayınlama onayıyla gönderilmesine rağmen Kurulun yayın şartlarını karşılamayan herkese açık yorumlar da bulunmaktadır. Yorumun kötü amaçlı olması, kullanıcı gizliliği hakkındaki endişeler ve/veya diğer hukuki nedenler yüzünden bazı yorumlar bu şekilde hariç tutulabilmektedir. Herkese açık yorumlar Kurula yayınlama onayı ile, yayınlama onayı olmadan, atıf onayı ile ya da atıf onayı olmadan gönderilebilmektedir.
Bildirimler şu temaları kapsamaktadır: trans bireylerin yaşadığı deneyimler başta olmak üzere Polonya'daki insan haklarının durumu; sosyal medya platformlarında LGBTQIA+ emniyeti; Polonya'da internetteki ve internet dışındaki zararlar arasındaki ilişki; sosyal medya platformlarında trans bireylere yönelik mizah, hiciv ve viral görüntüler ile nefret/taciz arasındaki ilişki; yorumlamak için bağlam gerektiren içerikleri modere etmenin zorlukları.
Bu vaka için gönderilen herkese açık yorumları okumak isterseniz lütfen buraya tıklayın.
8. Gözetim Kurulu Analizi
Kurul, bu içeriğin kaldırılması gerekip gerekmediğini incelemek için Meta'nın içerik ilkelerini, insan hakları sorumluluklarını ve değerlerini analiz etmiştir. Kurul, bu vakanın Meta'nın daha geniş çaplı içerik yönetişimi yaklaşımına neticelerini de değerlendirmiştir.
Kurul bu vakayı Meta'nın Nefret Söylemi ilkesi yaptırımının doğruluğunu değerlendirmenin yanı sıra Meta'nın hem nefret söylemini hem de intihar veya kendine zarar vermenin savunulmasıyla ilgili içerikleri nasıl ele aldığını daha iyi anlamak için seçmiştir.
8.1 Meta'nın İçerik İlkeleriyle Uyumluluk
I. İçerik Kuralları
Nefret Söylemi
Kurul, bu vakadaki içeriğin Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal ettiğini tespit etmiştir. Gönderi, bir korunan özellik grubunun intihar ederek kendini öldürmesi çağrısında bulunmak suretiyle "şiddet söylemi veya desteği" (1. Kategori) içermektedir; bu da açık bir şekilde Nefret Söylemi ilkesini de ihlal eder.
Kurul, "kavramlar veya kurumlar kendilerini asamayacağı" için gönderide asılma eylemine yapılan atfın bir konsepte değil bir kişi grubuna saldırıda bulunduğu yönünde Meta'nın sonunda ulaştığı sonuçla hemfikirdir. Trans bireyler başta olmak üzere LGBTQIA+ topluluğunun üyelerinin Polonya'da internette ve internet dışında maruz kaldığı zararlar da Kurulun vardığı bu sonucu daha geniş bir bağlamda desteklemektedir. Trans bireylerin ölümünü savunmak ve desteklemek üzere şiddet söylemi kullanan bir gönderi, bir korkutma ve dışlama atmosferi yaratmaktadır ve fiziksel zarara katkıda bulunma olasılığı mevcuttur. Ayrıca gönderi metninin kullanıldığı bağlam, ifadenin hedefin insanlık onurunu zedeleme amacı taşıdığını netleştirmektedir. Metin ve görselin niteliği ışığında, bu gönderi, trans topluluğunun yaşamaya devam ettiği ruh sağlığı krizini daha da kötüleştirmektedir. Trans veya ikili cinsiyet dışı bireyler, cis bireylere kıyasla hem intihar düşüncesi hem de intihar girişimi açısından daha yüksek risk altındadır. Dahası, internette saldırıya uğrama ve şiddet kurbanı olma deneyimi ile intihar düşünceleri arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Bu bağlamda Kurula göre, trans bayrağının varlığı ve trans topluluğundaki görece yüksek intihar riskine ("kendilerini asan perdeler") yapılan atıf, gönderinin hedefinin trans bireyler olduğuna ilişkin açık bir göstergedir. Kurul, "spring cleaning" (bahar temizliği) sözcük öbeğinin ve devamında kullanılan "<3" (kalp) ifade simgesinin, grubun ölümüne yönelik destek oluşturduğu görüşündedir. Bu nedenle içerik, Nefret Söylemi Topluluk Standardının "korunan özelliklerin var olmaması gerektiğine ilişkin ifadeler" yasağını (2. Kategori) ihlal etmektedir.
Kurul, bu Topluluk Standardı bakımından, ilkenin ve ilkenin uygulanmasına yönelik şirket içi kuralların, geçmişten beri ötekileştirilen grupları hedefleyen içerik trendlerindeki "kötü niyetli yaratıcılık" içeriklerine karşı daha müdahaleci olabileceğine inanmaktadır. Cinsiyete ve cinselliğe dayalı istismar hakkında yürüttüğü araştırmalar sonrasında Wilson Center tarafından dile kazandırılan bu sözcük öbeğinin önemi, gönderdiği herkese açık yorumda (PC-16027) GLAAD tarafından da vurgulanmıştır. "Kötü niyetli yaratıcılık" terimi, "şifreli dil kullanımına; yinelemeli, bağlama dayalı viral görüntülere ve metinlere; sosyal medya platformlarında tespit edilmekten kaçınmak için kullanılan diğer taktiklere" atıfta bulunmaktadır. Söz konusu konsepti bu vakadaki gönderiye uygulayan GLAAD'a göre, "kötü niyetli yaratıcılık" kapsamında, kötü niyetli kişiler "mizah veya hiciv" olduğu gerekçesiyle savundukları ancak "aslında LGBTQ karşıtı nefret veya taciz niteliği taşıyan" gönderiler ve viral görüntüler aracılığıyla "LGBTQ topluluğunu ve savunmasız grupları daha geniş ölçekte hedeflemek için yeni yollar geliştirmektedir." "Kötü niyetli yaratıcılık" bu vaka özelinde, intihar ederek ölmeyi teşvik etmek amacıyla, intihara yapılan kısmen şifreli iki atfı ("kendilerini asan perdeler" ve "bahar temizliği") ve korunan bir grubun görsel tasvirini (trans bayrağı) kullanan bir gönderi biçimini almıştır. Kurul, Azerbaycan'daki Ermeniler kararında, söz konusu vakada göz önünde bulundurulan terimin korunan bir özelliğe dayalı olarak bir grubu hedeflemeyi amaçladığını belirlerken bağlamın önemine dikkat çekmiştir. Sözü geçen vakada savaş bağlamı öncelikli olsa da, Polonya'daki trans bireylerin maruz kaldığı tehditler, savaş dışında da bir topluluk için durumların iç karartıcı olabileceğini göstermektedir. Yukarıda değinildiği üzere, Polonya'daki her beş trans kişiden birinin, 2019'dan önceki beş yıl içinde fiziksel veya cinsel saldırıya uğradığı bildirilmiştir. Bu oran, diğer LGBTİ gruplarında bulunup bu tür saldırıları bildiren kişi sayısının iki katından fazlasına denk gelmektedir.
Kurul, Meta'nın değerlendirme görevlilerinin içerikteki bu bağlamsal ipuçlarını başta yakalayamamış ve sonuç olarak içeriğin ihlalde bulunmadığı sonucuna varmış olmasından endişe duymaktadır. Kurul, Nefret Söylemi Topluluk Standardının uygulanmasına ilişkin rehberlikte bazı revizyonlar tavsiye etmekle birlikte, yazıldığı dönemde bile bu gönderinin ilkeleri ihlal ettiğinin altını çizmektedir. Gönderideki her iki ifade, trans bireylerin intihar ederek ölmesini desteklemektedir. Kullanıcının biyografisindeki ek bir sinyal, varılan bu sonucu desteklemektedir. Kullanıcının kendisini transfobik olarak tanımlaması, Nefret Söylemi Standardının 2. Kategorisindeki "korunan özelliklerle ilgili olarak hoşgörüsüz olduğunu kabul etme" yasağını kendi başına ihlal etmektedir. Meta, özellikle de yorumlanması bağlamsal bilgi gerektiren görseller ve metinler içeren gönderiler için, LGBTQIA+ topluluğuna yönelik nefret söylemi üzerine otomasyon veya insan incelemesi aracılığıyla uyguladığı yaptırımın doğruluğunu artırmalıdır. GLAAD'ın gözlemlediği üzere (PC-16027), Meta "'kötü niyetli yaratıcılığı' kullanan içerikler hakkındaki şikayetleri değerlendirirken ilkelerini uygulama noktasında sürekli olarak başarısız olmaktadır."
Kurul şundan da endişe duymaktadır: Meta, değerlendirme görevlilerinin içeriği kaldırmamasını kastederek, "şirket içi kurallarımızın katı bir şekilde uygulanmasıyla örtüşüyor" demiştir. Meta'nın ifadesi, değerlendirme görevlilerine verilen şirket içi rehberliğin, bir sosyal medya gönderisinde metin ve görsellerin etkileşimde bulunarak, üyelerinin cinsel kimlikleri doğrultusunda tanımlanan bir grubu birçok farklı yoldan temsil edebileceğini yeterince yansıtmadığına işaret etmektedir. Kurula göre mevcut rehberlik, geniş ölçekte çalışan içerik değerlendirme görevlilerinin korunan özellik gruplarını isim vermeden veya insan figürü olarak tasvir etmeden görsel temsil yoluyla hedefleyen içeriklerde doğru yaptırım sonucuna ulaşabilmesi için yeterli olmayabilir. Meta, bu tür içeriklerin yaptırımının nasıl iyileştirilebileceği hakkında daha sağlam bir tartışmaya imkan tanıyacak ek detayları Kurulun yayınlamasına izin vermemiştir. Ancak Kurula göre Meta, görevlilere verdiği rehberliği, içeriklerde saldırı olup olmadığını değerlendirirken cinsel kimliğe ilişkin görsel tasvirlerin yeterince anlaşılmasını sağlayacak şekilde değiştirmelidir. Kurul, bu yolu tavsiye ederken, Meta'nın kavramlara, kurumlara, fikirlere, uygulamalara veya inançlara meydan okuyan içeriklere sunduğu korumayı zayıflatma niyetinde olmadığının altını çizmektedir. Kurulun Meta'dan isteği, gönderilerin insanlara yönelik bir saldırı teşkil etmesi için insan figürlerini tasvir etmek zorunda olmadığına açıklık getirmesidir.
İntihar ve Kendine Zarar Verme
Kurul, bu vakadaki içeriğin İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardını da ihlal ettiğini tespit etmiştir. Bu ilke, "intiharı ve kendine zarar vermeyi savunan, teşvik eden, koordine eden veya gerçekleştirilmesine yönelik talimatlar sağlayan" içerikleri yasaklamaktadır. Meta'nın değerlendirme görevlilerine sağladığı şirket içi kurallara göre "savunma" terimi, "hakkında olumlu konuşma" olarak tanımlanmıştır. Meta en sonunda ilgili içeriğin, bir korunan özellik grubunun intihar ederek ölmesi lehine bir ifade olduğu ve dolayısıyla intiharı teşvik ettiği sonucuna varmıştır ve Kurul da bununla hemfikirdir.
Kurula göre İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardı, kimliği tespit edilebilen bir gruptaki tek bir kişiye intiharı özendiren içeriklerle kalmayarak, grubun tamamına intiharı özendiren veya teşvik eden içerikleri de daha net bir şekilde yasaklamalıdır. Meta, ilkenin bu iki içerik biçimi arasında ayrım yapmadığını Kurula açıklamıştır. Ancak değerlendirme görevlilerinin bu vakada bir grubu intihara teşvik eden bir ifadeyi tespit etmekte ne kadar zorlandığını göz önünde bulunduran Kurulun Meta'ya tavsiyesi, belirlenebilir bir kişi grubuna yönelik olarak intiharı özendiren veya teşvik eden içeriklerin ilke kapsamında yasaklandığına açıklık getirmesi yönündedir. Meta hem İntihar ve Kendine Zarar Verme ilke sayfasında hem de bununla ilgili olarak değerlendirme görevlilerine verdiği şirket içi kurallarda bu noktayı netleştirmelidir.
II. Yaptırım İşlemi
Kurul, Meta'nın değerlendirmelere otomatik öncelik verme sistemlerinin bu vakadaki yaptırım işlemlerini önemli ölçüde etkilediği görüşündedir. Gönderi için oluşturulan 12 kullanıcı şikayetinden 10 tanesi Meta'nın otomatik sistemleri tarafından otomatik olarak kapatılmıştır. Meta'nın kararlarına yapılan üç kullanıcı itirazından ikisi Meta'nın otomatik sistemleri tarafından otomatik olarak kapatılmıştır. Kurul, kendisiyle paylaşılan vaka geçmişinin çok sayıda ihlal belirtisi içermesinden ve dolayısıyla Meta'nın ilkelerinin yeterli şekilde uygulanmadığından endişe duymaktadır.
Kurul, birçok kullanıcı şikayetinin, Meta'nın aynı içerik hakkındaki birden fazla şikayetle ilgilenmek üzere yürüttüğü içerik moderasyonu uygulamaları sonucunda kapatıldığına dikkat çekmektedir. Nefret söylemi kapsamındaki ilk kullanıcı şikayetine, "düşük önem derecesi ve düşük virallik skoru" nedeniyle insan incelemesi için öncelik verilmemiştir. Aynı içerik için birden fazla şikayette bulunulduğunda Meta "değerlendirme görevlilerinin kararlarında ve yaptırım işlemlerinde tutarlılığı sağlamak amacıyla bu şikayetleri tekilleştirdiği" için sonraki nefret söylemi şikayetlerine insan incelemesi için öncelik verilmemiştir. Kurul, geniş ölçekte içerik moderasyonu için tekilleştirmenin makul bir uygulama olduğunu kabul etmektedir. Ancak Kurul, bir araya getirilen tüm şikayetlerin akıbetini ilk karar belirleyeceğinden, bu yaklaşımın bir şikayet hakkında verilen ilk karar üzerinde daha fazla baskı oluşturduğuna dikkat çekmektedir.
Kurula göre, LGBTQIA+ bireyleri etkileme potansiyeli taşıyan içeriklerin ele alınması başta olmak üzere hem içerik ilkelerini uygulayan hem de değerlendirilecek içeriklere öncelik veren otomatik sistemlerin doğruluğunu iyileştirmesi, Meta için önemli bir öncelik olacaktır. Otomatik sistemlerin bu vakadakine benzer şifreli ifadeleri ve bağlama dayalı görüntüleri tanıma kabiliyetinde yapılacak bu iyileştirmeler, diğer korunan özellik gruplarını hedefleyen içeriklere uygulanan yaptırımı da hiç şüphesiz iyileştirecektir. Kurul örneğin, kullanıcının transfobik olduğunu kabul ettiğini içeren biyografisinin, içeriklere değerlendirme için öncelik verilip verilmeyeceğine ve/veya yaptırım uygulanıp uygulanmayacağına karar verirken önem derecesi skorlarının belirlenmesinde alakalı bir sinyal olarak görülebileceği görüşündedir. Bu sinyal, Meta'nın ihlalde bulunuyor olabilecek içerikleri ortaya çıkarmak için kullanabileceği mevcut davranışsal ve sosyal ağ analizlerini destekleyebilir.
Kurul ayrıca otomatik sistemlerin iyi kalibre edilmiş olmasını ve içerik değerlendirme görevlilerinin LGBTQIA+ topluluklarıyla ilgili gönderileri geniş ölçekte etkili bir şekilde değerlendirmek üzere eğitilmiş olmasını sağlamanın Meta için önemli olacağını vurgulamaktadır. Meta'nın şu anki yaklaşımında, itirazları değerlendiren değerlendirme görevlileri çoğu zaman ilk içerik değerlendirmesini yürütenlerle aynı uzmanlığa sahip olmaktadır ve Kurul bundan endişe duymaktadır. Kurul, Meta'nın ihlalde bulunuyor olabilecek içerikler arasında LGBTQIA+ topluluğunu etkileyenleri ortaya çıkaran sınıflandırıcıların geliştirilmesine ve bunları eğitimlerine daha fazla yatırım yapması ve bu tür içeriklere insan incelemesi için öncelik vermesi gerektiği görüşündedir. Meta'nın ilkesinin 1. Kategorisi kapsamında en yüksek önem derecesine sahip içerikler başta olmak üzere, nefret söylemine değerlendirme için her zaman öncelik verilmelidir. Kurul bu süreç iyileştirmelerinin şunlarla da güçlendirilmesini tavsiye etmektedir: i) değerlendirme görevlileri için cinsel kimlikle ilgili zararlar hakkında gelişmiş eğitim; ii) Meta'nın platformlarında trans ve ikili cinsiyet dışı bireylerin deneyimleri hakkında bir görev gücü ve iii) LGBTQIA+ topluluğunu etkileyen meselelerle ilgili içerikleri değerlendirmek üzere, konu uzmanlarından özel bir grubun oluşturulması. Kurul, bu vakada yaşananların Facebook'ta trans bireylerin maruz kaldığı zararlarla ilgili olduğunun bilinciyle, Meta'yı diğer korunan özellik gruplarını etkileyen nefret içeriklerine karşı yaptırımı nasıl iyileştirebileceğini de irdelemeye teşvik etmektedir.
Kurul aşağıda sadece iki resmi tavsiyede bulunmaktadır ancak bunun, bu vakada vurgulanan zorlukların ilkelerin metinlerinden ziyade yaptırım biçimlerinden kaynaklandığının altını çizmektedir. Kurul, bu vakada en az beş zararlı içerik belirtisi tespit etmiştir: (1) gönderide "kendilerini asan perdelere" yapılan atıflar; (2) gönderide "bahar temizliğine" yapılan atıf; (3) LGBTQIA+ topluluğuna yönelik yüksek düzeyde düşmanlığın bildirildiği bir ülke bağlamında kullanıcının kendini "transfobik" olarak tanımlaması; (4) içerik hakkındaki kullanıcı şikayetlerinin ve itirazlarının sayısı; (5) içeriğin viralliğine nazaran oluşturulan şikayet ve itirazların sayısı. Meta'nın bu sinyalleri gözden kaçırmasından endişe duyan Kurul, buradan hareketle, ilkelerin yeterince uygulanmadığı izlenimine kapılmaktadır. Kurul şu noktada ısrarcıdır: Meta, platformlarında LGBTQIA+ bireylerin korunmasına yönelik idealleri ile bu idealleri hayata geçirmesi arasındaki boşluğu nasıl kapatacağı hakkında titiz ve yaratıcı bir şekilde düşünmelidir.
8.2 Meta'nın İnsan Hakları Sorumluluklarıyla Uyumluluk
İfade Özgürlüğü (Madde 19 ICCPR)
Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR) Madde 19 paragraf 2'de "herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak sözlü, yazılı veya basılı, sanat formunda ya da başka bir formatta, hudutlara bakılmaksızın, her türlü bilgiyi ve fikri arama, alma ve verme hakkını kapsayacaktır" ifadesi yer almaktadır. Genel Yorum No. 34 (2011) ayrıca korunan ifadelerin "son derece rahatsız edici" bulunabilecek ifadeleri de içerdiğini belirtmektedir (paragraf 11).
Bir devlet tarafından ifade özgürlüğüne getirilecek her türlü kısıtlama yasalara uygun olma, meşru amaç ve gerekli ve orantılı olma koşullarını karşılamalıdır (Madde 19, paragraf 3, ICCPR). Bu gereklilikler sıklıkla "üç bölümden oluşan test" olarak anılmaktadır. Kurul, hem değerlendirilmekte olan içerik kararının kendisiyle ilgili olarak hem de bunun Meta'nın genel içerik yönetişimi yaklaşımı hakkında gösterdiklerini ele alarak, Meta'nın gönüllü olarak verdiği insan hakları taahhütlerini yorumlamak üzere bu çerçeveyi kullanmaktadır. İfade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü'nün dile getirdiği gibi, "şirketler devletlerle aynı yükümlülükleri taşımasa da etkileri gereği kullanıcıların ifade özgürlüğünü koruma noktasında aynı soruları değerlendirmeleri gerekir" (A/74/486, paragraf 41).
I. Yasalara Uygun Olma (Kuralların Netliği ve Erişilebilirliği)
Uluslararası insan hakları hukukunun yasalara uygun olma prensibi, ifade özgürlüğünü sınırlayan tüm kuralların net ve herkesçe erişilebilir olmasını şart koşmaktadır (Genel Yorum No. 34, paragraf 25). İfade özgürlüğünü kısıtlayan kurallar, "ifade özgürlüğü kısıtlamalarının uygulanmasından sorumlu kişi veya kuruluşlara ifade özgürlüğünün kısıtlanması konusunda sınırsız bir takdir hakkı veremez" ve "kurallar uyarınca hangi tür ifadelerin kısıtlandığını ve hangilerinin kısıtlanmadığını açıkça anlayabilmeleri için ifade özgürlüğü kısıtlanan kişilere yeterli rehberlik sağlamalıdır" (aynı belge). Çevrimiçi ifadeleri yöneten kurallara uygulandığında, ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü bunların net ve belirgin olması gerektiğini söylemiştir (A/HRC/38/35, paragraf 46). Meta'nın platformlarını kullanan kişiler kurallara erişebilmeli ve kuralları anlayabilmeli, içerik değerlendirme görevlileri de kuralların nasıl uygulanacağına dair net rehberliğe ulaşabilmelidir.
Kurul, Meta'nın korunan özelliklere sahip grupları hedefleyen yazılı veya görsel "şiddet söylemi veya desteği" niteliğindeki ifadelere, korunan özelliklerin var olmaması gerektiğine ilişkin ifadelere ve intiharı ve kendine zarar vermeyi özendiren veya teşvik eden ifadelere getirdiği yasakların yeterince açık olduğu görüşündedir.
Ancak Kurul, yukarıdaki kısım 8.1'de ele alındığı üzere, değerlendirme görevlilerine daha net rehberlik sağlamak suretiyle, Meta'nın bu vakada bahsedilen ilkelerle ilgili yaptırım doğruluğunu artırabileceğine dikkat çekmektedir. Meta, görsel cinsel kimlik tasvirlerinin (bir bayrak gibi) Nefret Söylemi ilkesi kapsamında saldırı teşkil etmesi için insan figürlerini tasvir etmek zorunda olmadığına açıklık getirmelidir. Meta, sadece bir şahsa intihar çağrısında bulunmanın değil, bir gruba intihar çağrısında bulunmanın da İntihar ve Kendine Zarar Verme İlkesini ihlal ettiğine de açıklık getirmelidir.
II. Meşru Amaç
İfade özgürlüğüne yönelik her türlü kısıtlama, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin (ICCPR) meşru amaçlarından biri uğruna olmalıdır ve "başkalarının hakları" buna dahildir. Kurul, birkaç farklı kararda, Meta'nın insanları nefret söyleminin yol açtığı zararlardan korumayı amaçlayan Nefret Söylemi ilkesinin, uluslararası insan hakları hukukunun standartlarınca tanınan meşru bir amaca sahip olduğunu tespit etmiştir (örneğin bkz. Knin Karikatürü kararı). Kurul ayrıca bu vakada, İntihar ve Kendine Zarar verme ilkesinin intiharı veya kendine zarar vermeyi teşvik eden içerikler hakkındaki maddelerinin, insanların ulaşılabilen en yüksek beden ve ruh sağlığına sahip olma hakkını (ICESCR 12) ve yaşama hakkını (Madde 5, ICCPR) koruma yönündeki meşru amaçlara hizmet ettiği görüşündedir. İntihar ve Kendine Zarar Verme ilkesi, bir korunan özellik grubunun intihara teşvik edildiği bunun gibi vakalarda, insanların eşitlik hakkını ve ayrımcılığa maruz kalmama hakkını da korumaktadır (Madde 2, paragraf 1, ICCPR).
III. Gerekli ve Orantılı Olma
Gerekli ve orantılı olma prensibi uyarınca, ifade özgürlüğüne getirilen her türlü kısıtlama "koruyucu işlevini yerine getirmeye uygun olmalıdır; koruyucu işlevini yerine getirebilecek araçlar arasında en az müdahaleci olanı olmalıdır ve korunanların çıkarı açısından orantılı olmalıdır" (Genel Yorum No. 34, paragraf 34).
Kurul, şiddet içeriklerinin doğurduğu riskleri analiz ederken, genellikle Rabat Eylem Planı'nda açıklanan altı faktörlü testi rehber olarak kullanır. Bu test düşmanlığı, ayrımcılığı veya şiddeti teşvik eden ulusal, ırksal veya dini nefretin savunuculuğunu ele almaktadır. Kurul, özellikle ifadenin içeriği ve biçimi, konuşmacının niyeti ve ilgili etkenlerin aşağıda daha detaylı şekilde açıklanan bir bağlam değerlendirmesine dayanarak, içeriğin kaldırılmasının, içerik yakın ve olası zarar teşkil ettiği için Meta'nın insan hakları sorumluluklarına uygun olduğu görüşündedir. İçeriğin kaldırılması; Polonya'daki trans bireyler başta olmak üzere bütün LGBTQIA+ topluluğunun yaşama hakkını ve ulaşılabilen en yüksek beden ve ruh sağlığına sahip olma hakkını korumak amacıyla, ifade özgürlüğüne getirilen gerekli ve orantılı bir sınırlamadır.
Kurul, dezenformasyonla mücadelede LGBTQIA+ bireyler için kullanılan aşağılayıcı terimlerin ilgili grupça geri kazanılmasının önemine daha önce dikkat çekmiş olmakla birlikte (bkz.Arapça sözcüklerin geri kazanılması kararı), burada böyle bir durum söz konusu değildir. Gönderi, siyasi veya haber değeri taşıyan söylemler de içermemektedir (bkz. Kolombiya Protestoları kararı). Bu vakadaki gönderide, trans bayrağının perde olarak asıldığı bir görüntü ve perdelerin kendilerini astığı açıklaması yer almaktadır. Kurulun danıştığı uzmanlara göre, perde görüntüsünün ve metninin kullanımı, trans topluluğuna yönelik yinelenen şifreli bir ifade gibi görünmemektedir. Bununla birlikte, yukarıda da tartışıldığı üzere "kötü niyetli yaratıcılık" olgusu, yani nefreti ve tacizi ifade etmek için yeni dil ve temsil stratejilerinin kullanımı, trans bireyleri hedefleyen içerik trendlerinin karakteri haline gelmiştir. Kurul, bu vakadaki içeriğin bu trendle tamamen örtüştüğünü tespit etmiştir. Gönderide bazılarının "mizahi" bulduğu ("Hahaha" ifade simgelerinden anlaşıldığı üzere) görüntüler kullanılmış olmasına rağmen, gönderi yine de trans topluluğunu hedefleyen, şiddet içerikli ve kışkırtıcı bir ifade olarak yorumlanabilir. Mizah ve hiciv elbette meşru eleştirinin sınırlarını zorlamak için kullanılabilir ancak nefret söyleminin bahanesi olamaz. Gönderinin trans topluluğundaki yüksek intihar oranlarını ele almasının tek sebebi, bu durumu kutlamaktır.
Kurul, içerik üreticisinin niyetini göz önünde bulundururken, kendisinin "transfobik" olduğunu biyografisinde açıkça belirttiğine dikkat çekmektedir. Meta bu ifadenin vaka içeriğini nasıl etkileyeceğini ancak çok sonrasında göz önünde bulundursa da, Kurula göre bu ifade kullanıcının niyetini belirleme açısından son derece alakalıdır. Söz konusu ifade, Nefret Söylemi ilkesinin 2. Kategorisinin ihlali nedeniyle içeriğin kaldırılması için de bağımsız bir gerekçe olacaktır. Gönderi ayrıca trans bireylerin intihar ederek ölmesini "bahar temizliği" olarak betimlemiştir ve açıklamanın yanında bir kalp ifade simgesi yer almaktadır. Kurul, bir grubun intihar ederek ölmesini destekleyen bu beyan ışığında; gönderinin içeriğine, kullanılan görsele ve eşlik eden metne ve açıklamaya dayalı olarak ayrımcılığı ve şiddeti teşvik etme niyetinin açık olduğu görüşündedir. Bu vakadaki içerik, trans bireyleri kendilerine karşı şiddet eylemleri gerçekleştirmeye teşvik etmekle kalmamakta, aynı zamanda başkalarını da ayrımcılığa ve trans bireylere karşı düşmanca davranmaya teşvik etmektedir. İçerikle etkileşimde bulunan diğer kullanıcıların en sık kullandığı ifade simgesinin "Hahaha" olması da bu fikri teyit etmektedir.
Kurul son olarak, Polonyalı LGBTQIA+ topluluğunun hem kanuni ve idari işlemler hem de merkezi devlet yetkililerinin ve nüfuz sahibi tanınmış kişilerin siyasi söylemleri aracılığıyla yapılan saldırıların artmasıyla birlikte internet dışında maruz kaldığı ciddi risklere dikkat çekmektedir. Polonya, ILGA-Europe'a göre 2020 yılından beri her yıl LGBTQIA+ haklarında en düşük performans gösteren AB üye ülkesi olarak son sırada yer almaktadır. ILGA-Europe ve Amnesty International gibi kuruluşların Polonya'ya ele alması için çağrıda bulunduğu önemli bir sorun; Polonya'nın nefret söylemi ve nefret suçu yasalarında LGBTQIA+ topluluğuna yönelik hiçbir koruma sağlanmıyor olmasıdır. Dahası, harici uzmanların ve çok sayıda herkese açık yorumun işaret ettiği üzere Facebook'ta Lehçe dilindeki LGBTQIA+ karşıtı söylemlerin artışı, münferit bir olay değildir. Birçok kurum ve kuruluş, sosyal medyada LGBTQIA+ karşıtı söylemlerin yaygınlaşmasından endişe duyduğunu dile getirmiştir. BM'nin Cinsel Yönelim ve Toplumsal Cinsiyet Kimliği hakkındaki Bağımsız Uzmanı (IE SOGI) Victor Madrigal-Borloz, toplumsal cinsiyeti normlara aykırı olan bireylere ve trans bireylere yönelik şiddet ve ayrımcılık düzeylerinin "insan vicdanını rahatsız edici" olduğunu söylemiştir. GLAAD'ın araştırmasında ve raporunda, "acımasızca karalamalara ve nefret dolu davranışlara maruz kalmanın büyük psikolojik travması dahil olmak üzere çevrimiçi ortamda LGBTQ bireylerin maruz kaldığı son derece ciddi zararlara" değinilmiştir. Bu vakadaki gönderiye benzer içerikler, özellikle de geniş ölçekte göz önünde bulundurulduğunda, intihar ederek ölmenin zaten yaygın olduğu trans topluluğunda, bu zararların daha da kötüleştiği bir ortama katkıda bulunabilir. Dahası, bu gönderide olduğu gibi trans karşıtı şiddet söylemlerini normalleştiren içerikler, hem trans topluluğunu etkilemeye devam eden ruh sağlığı krizine katkıda bulunma hem de bu topluluğu internet dışında hedefleyen şiddet vakalarını artırma riski oluşturmaktadır.
9. Gözetim Kurulu Kararı
Gözetim Kurulu, Meta'nın içeriği yayında bırakma yönünde başta vermiş olduğu kararı bozmaktadır.
10. Tavsiyeler
İçerik İlkesi
1. Meta'nın İntihar ve Kendine Zarar Verme ilke sayfası, ilkenin, belirlenebilir bir grup insanı hedefleyerek intiharı özendiren veya teşvik eden içerikleri yasakladığına açıklık getirmelidir.
Kurul için bunun yerine getirilme kriteri, İntihar ve Kendine Zarar Verme Topluluk Standardının herkese açık metninin, teklif edilen değişikliği yansıtması olacaktır.
Yaptırım
2. Meta'nın geniş ölçekte çalışan değerlendirme görevlilerine verdiği şirket içi rehberlik; bayrağa dayalı olan ve insan figürü içermeyen görsel cinsel kimlik tasvirlerinin, üyelerinin cinsel kimlikleri doğrultusunda tanımlanan bir grubu temsil ettiği şeklinde anlaşılmasını sağlayacak şekilde değiştirilmelidir. Bu değişiklik, ihlalde bulunan bir saldırı içeren bu tür içeriklere geniş ölçekte yaptırım uygulanmasına yönelik talimatlara açıklık getirecektir.
Kurul için bunun yerine getirilme kriteri, Meta'nın şirket içi rehberliğinde yaptığı değişiklikleri Kurula temin etmesi olacaktır.
*Prosedür Notu:
Gözetim Kurulunun kararları beş Üyeden oluşan alt kurullar tarafından hazırlanmaktadır ve Kurulun çoğunluğu tarafından onaylanma şartı aranmaktadır. Kurul kararları, tüm Üyelerin kişisel görüşlerini yansıtmayabilir.
Bu vaka kararında, Kurul adına bağımsız araştırmalar yürütülmüştür. Hem merkezi Gothenburg Üniversitesi'nde bulunan ve altı kıtadan 50'yi aşkın sosyal bilimciden oluşan ekibiyle faaliyet gösteren bağımsız bir araştırma enstitüsü hem de dünyanın dört bir yanından 3200'ü aşkın ülke uzmanı Kurula yardımcı olmuştur. Sosyal medya trendleri hakkında açık kaynaklı araştırmalar yürüten Memetica kuruluşu da analizlerini sağlamıştır. Dil uzmanlığı; bünyesinde 350'den fazla dili akıcı konuşabilen ve dünyanın dört bir yanındaki 5000 farklı şehirden çalışan uzmanlar barındıran Lionbridge Technologies LLC şirketi tarafından sağlanmıştır.
Voltar para Decisões de Casos e Pareceres Consultivos sobre Políticas