Mantido

Siyasetçinin Demografik Değişiklikler Hakkındaki Yorumları

Gözetim Kurulu, Fransız siyasetçi Éric Zemmour'nun Avrupa ve Afrika'daki demografik değişimlerden bahsettiği bir video klibini yayında bırakma yönünde Meta'nın vermiş olduğu kararı onaylamıştır.

Tipo de decisão

Padrão

Políticas e tópicos

विषय
Liberdade de expressão

Regiões/países

Localização
Bélgica, França, Alemanha

Plataforma

Plataforma
Facebook

Özet

Gözetim Kurulu, Fransız siyasetçi Éric Zemmour'nun Avrupa ve Afrika'daki demografik değişimlerden bahsettiği bir video klibini yayında bırakma yönünde Meta'nın vermiş olduğu kararı onaylamıştır. Irk, etnik köken veya milli köken gibi korunan bir özelliğe dayalı olarak insanlara doğrudan saldırıda bulunmaması nedeniyle, bu içerik Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal etmemektedir. Kurulun çoğunluğu, içeriğin yayında bırakılmasının, Meta'nın insan hakları sorumluluklarıyla tutarlı olduğu görüşündedir. Ancak Kurul Meta'ya, göçmenlikle ilgili tartışmaları, göçmenlik statüsüne dayalı olarak insanları hedefleyen nefret dolu komplo teorileri dahil olmak üzere zararlı konuşmalardan nasıl ayırt ettiğini herkese açık şekilde açıklamasını tavsiye etmektedir.

Vaka Hakkında

Temmuz 2023'te, Fransız siyasetçi Éric Zemmour'nun Avrupa ve Afrika'daki demografik değişimlerden bahsettiği bir video klibi, sayfanın yöneticisi olan bir kullanıcı tarafından, kendisinin resmi Facebook sayfasında paylaşılmıştır. Klip, siyasetçiyle yapılan görece uzun bir röportaj videosundan alınmıştır. Videoda Zemmour şunları dile getirmektedir: "Since the start of the 20th century, there has been a population explosion in Africa" (20. yüzyılın başından beri Afrika'da nüfus patlaması yaşandı). Kendisi, Avrupa nüfusu yaklaşık 400 milyon kişiyle hemen hemen aynı kalırken, Afrika nüfusunun 1,5 milyar kişiye yükseldiğini söylemekte ve "so the power balance has shifted" (bu nedenle güç dengesi kaydı) demektedir. Gönderinin Fransızca açıklamasında, 1900'lü yıllarda "when there were four Europeans for one African, [Europe] colonized Africa" (bir Afrikalıya karşı dört Avrupalı varken [Avrupa] Afrika'yı sömürgeleştirdi)" denmekte ve şimdi ise "there are four Africans for one European and Africa colonizes Europe" (bir Avrupalıya karşı dört Afrikalı var ve Afrika artık Avrupa'yı sömürgeleştirdi) sözü dile getirilmektedir. Bu gönderi Ocak 2024 itibarıyla yaklaşık 40.000 kez görüntülendiği sırada, Zemmour'nun Facebook sayfasının takipçi sayısı yaklaşık 300.000'dir.

Irksal nefreti teşvik ettiği ve Müslümanlar, Afrikalılar ve Siyahiler hakkında ırksal olarak aşağılayıcı yorumlar yaptığı gerekçesiyle Zemmour için birden çok kez yasal işlem başlatılmış ve kendisi Fransa'da birkaç defa hüküm giymiştir. 2022 yılında devlet başkanlığına aday olmuş ancak ilk turu geçememiştir. Kendisinin seçim kampanyasının merkezinde, göçler ve azınlık topluluklarının büyümesi yoluyla beyaz Avrupa popülasyonlarının etnik ve kültürel açıdan kasıtlı olarak yerinden edildiğini savunan Büyük İkame Teorisi yer almaktadır. Dil uzmanları, teori ve teoriyle ilişkili ve terimler için "göçmenleri, beyaz olmayan Avrupalıları ve özellikle de Müslümanları hedef alan ırkçılık, nefret ve şiddet eylemlerini teşvik eder" ifadesini kullanmıştır. Gönderideki videoda bu teoriden hususi olarak bahsedilmemektedir.

İki kullanıcı, Meta'nın Nefret Söylemi ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle içeriği şikayet etmiştir ancak bu şikayetlere 48 saatlik bir süre içinde değerlendirilmek üzere öncelik verilmediğinden, ikisi de otomatik olarak kapatılmıştır. Şikayetlere; olası ihlalin ciddiyetine, içeriğin viralliğine (görüntüleme sayısına) ve ihlal olasılığına dayalı olarak Meta'nın otomatik sistemleri tarafından öncelik verilmektedir. Kullanıcılardan biri daha sonra Meta'ya itirazda bulunmuştur ve bunun sonucunda şirketin değerlendirme görevlilerinden biri içeriğin Meta'nın kurallarını ihlal etmediğine karar vermiştir. Kullanıcı daha sonra Kurula itirazda bulunmuştur.

Önemli Bulgular

Kurulun çoğunluğu, içeriğin Meta'nın Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal etmediği sonucuna varmıştır. Video klibi, göç hakkında korunan (tartışmalı olsa da) bir görüşün dile getirildiği bir ifadeye örnek oluşturmakta olup herhangi bir şiddet çağrısı içermemektedir ve savunmasız gruplara insanlık onurunu zedeleyen veya nefret dolu bir dil yöneltmemektedir. Zemmour geçmişte nefret dolu bir dil kullandığı gerekçesiyle yargılanmış olmasına ve bu videodaki temalar Büyük İkame Teorisi'ne benzer olmasına rağmen, bu gerçekler Meta'nın standartlarını ihlal etmeyen bir gönderinin kaldırılmasını haklı çıkarmamaktadır.

İhlalde bulunması için, gönderinin bir "korunan özellik" grubuna yöneltilen "dışlama veya ayrımcılık" çağrılarının yer aldığı bir "doğrudan saldırı" içermesi gerekecektir. Zemmour'nun yorumları herhangi bir doğrudan saldırı içermediğinden ve içeriğinde herhangi bir grubu Avrupa'dan dışlamak için açık bir çağrı ya da Afrikalılar hakkında zararlı bir basmakalıp, karalama ifadesi veya doğrudan saldırıya eşdeğer herhangi bir ifade bulunmadığından, Meta'nın Nefret Söylemi kurallarını ihlal etmemektedir. İlke gerekçesi, Meta'nın "göçmenlik politikalarına yönelik yorum ve eleştirilere" izin verdiğini de açıkça ortaya koymaktadır. Bununla birlikte şirket, herkese açık şekilde paylaşılmasa da, göçmenlik politikaları tartışılırken dışlama çağrılarına izin vermektedir.

Ancak Kurul; milli köken, ırk ve dinin hem Meta'nın ilkeleri hem de uluslararası insan hakları hukuku kapsamında koruma altında olduğu hesaba katıldığında, Meta'nın Afrikalıları korunan bir özellik grubu olarak görmemesinden endişe duymaktadır. İçeriğin tamamında Afrikalılardan bahsedilmektedir ve bu videoda Afrikalılar sözcüğü, beyaz olmayan Afrikalılara atıfta bulunmak için kullanılmaktadır.

Kurul, Tehlikeli Örgütler ve Kişiler ilkesinin bu vakayla alakasını da göz önünde bulundurmuştur. Ancak çoğunluğun görüşüne göre, gönderiyi daha geniş bir Şiddeti Teşvik Eden Komplo Ağı kapsamında değerlendirecek yeterli unsur olmadığından, gönderi bu ilkeyi ihlal etmemektedir. Meta bu ağları; aynı misyon beyanını paylaşan, sosyal ve siyasi sorunların arkasında güçlü aktörlerin gizli planlarının olduğunu iddia eden temellendirilmemiş teorilerin tanıtımını yapan ve internet dışındaki fiziksel zarar örüntüleriyle doğrudan bağlantılı olan devlet dışı aktörler olarak tanımlamaktadır.

Kurul Üyelerinin azınlıkta kalan kısmı, Meta'nın zararlı komplo teorilerini yayan içeriklere yönelik yaklaşımının, korunan azınlıkları hem çevrimiçi hem de çevrimdışı ortamda etkileyen bir dışlama ortamını önlemek için tasarladığı ilkelerin amaçlarıyla örtüşmediği görüşündedir. Bu ilkeler kapsamında, diğer bazı komplo anlatılarının yer aldığı içerikler, tehdit altındaki azınlık gruplarını korumak üzere moderasyona tabi tutulmaktadır. Bu Kurul Üyeleri, göçmenlik gibi meselelere yönelik eleştirilere izin verilmesi gerektiğine, ancak Büyük İkame Teorisi gibi komplo teorilerinin yayılması zararlı olabileceğinden, bu konudaki tartışmaların kanıtlara dayalı olması gerektiğine inanmaktadır. Sosyal medya şirketleri açısından en büyük zorluğa yol açan şey tekil içerikler değil, bu tür içeriklerin geniş ölçekte ve yüksek hızlarda paylaşılmasının toplu etkileridir. Dolayısıyla Meta, hizmetlerinin internette ve internet dışında zarara yol açan komplo teorilerinin tanıtımını yapanlar tarafından kötüye kullanılmaması için ilkelerini yeniden düzenlemelidir.

Meta, nefret dolu komplo teorilerini ele alabilecek bir ilke maddesi üzerinde araştırmalar yürütmüştür ancak şirket bunun nihayetinde çok fazla siyasi konuşmanın kaldırılmasına yol açacağına karar vermiştir. Kurul, Meta'nın bu süreç hakkında paylaştığı bilgilerin azlığından endişe duymaktadır.

Gözetim Kurulunun Kararı

Gözetim Kurulu, Meta'nın gönderiyi yayında bırakma kararını onaylamıştır.

Kurulun Meta'ya tavsiyeleri şu yöndedir:

  • Nefret Söylemi Topluluk Standardının metninde; göçmenlikle ilgili tartışmaları, göçmenlik statüsüne dayalı olarak insanları hedefleyen zararlı konuşmalardan nasıl ayırt ettiğine ilişkin daha fazla ayrıntı verme. Kullanıcılara Meta'nın bir yandan bu teorilerin internet dışındaki potansiyel zararlarını ele alırken bir yandan da göç hakkındaki siyasi konuşmaları nasıl koruduğunu anlama fırsatı vermek amacıyla, şirketin nefret dolu komplo teorilerini yayan içerikleri nasıl ele aldığını açıklamak da buna dahildir.

*Vaka özetleri sadece vakalara genel bakış niteliğindedir ve emsal oluşturmaz.

Vaka Kararı Tam Metni

1.Karar Özeti

Gözetim Kurulu, Fransız siyasetçi Éric Zemmour'nun Avrupa ve Afrika'daki demografik değişimlerden bahsettiği röportajı içeren bir videonun yer aldığı gönderiyi sayın Zemmour'nun resmi Facebook sayfasında bırakma yönünde Meta'nın vermiş olduğu kararı onaylamaktadır. Kurul, insanlara ırk, etnik köken ve milli köken dahil olmak üzere korunan özelliklerine dayalı olarak doğrudan saldırmıyor olması nedeniyle, içeriğin Meta'nın Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal etmediği görüşündedir. Kurulun çoğunluğu, Meta'nın içeriği Facebook'ta bırakma kararının, şirketin insan hakları sorumluluklarıyla tutarlı olduğu görüşündedir. Kurul Üyelerinin azınlıkta kalan kısmı, Meta'nın ilkelerinin, Büyük İkame Teorisi gibi zararlı ve dışlayıcı komplo teorilerinin oluşturduğu ciddi tehditleri ele alma noktasında, Meta'nın insan hakları sorumluluklarını yerine getirmekte yetersiz kaldığı görüşündedir. Kurul, bir yandan bu tür zararlı komplo teorilerinin internet dışındaki potansiyel zararlarını ele alırken bir yandan da göç hakkındaki konuşmaları koruma ihtiyacı hesaba katıldığında, Meta'ya nefret dolu komplo teorilerini yayan içerikleri nasıl ele aldığını herkese açık bir şekilde açıklamasını tavsiye etmektedir.

2. Vaka Açıklaması ve Arkaplanı

7 Temmuz 2023'te bir kullanıcı, Fransız siyasetçi Éric Zemmour'nun resmi ve doğrulanmış Facebook sayfasında bir video paylaşmıştır. Zemmour, Fransızca dilinde yapılan daha uzun bir röportajın 50 saniyelik bir klibi olan bu videoda, Avrupa ve Afrika'daki demografik değişimlerden bahsetmektedir. Videoyu paylaşan kullanıcı, yaklaşık 300.000 takipçisi bulunan sayfanın yöneticisidir. 2022 Fransa devlet başkanlığı seçimindeki adaylardan biri olan Zemmour, ilk turda oyların yaklaşık %7'sini almış ancak daha fazla ilerlememiştir. Adaylığını koymadan önce Le Figaro'da ve diğer gazetelerde düzenli olarak köşe yazarlığı yapmanın yanı sıra TV programlarındaki dobra konuşmalarıyla dikkat çeken Zemmour; islam, göç ve kadınlar hakkındaki provokasyonlarıyla ün kazanmıştır. Aşağıda daha detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, kendisi için birden çok kez yasal işlem başlatılmıştır ve bazılarında bu yorumlarından dolayı hüküm giymiştir. Meta, videoyu paylaşan kullanıcıyı tanınmış kişi olarak görmemiş, Zemmour'yu ise herkese açık kişi olarak görmüştür.

Videoda Zemmour şunları dile getirmektedir: "Since the start of the 20th century, there has been a population explosion in Africa" (20. yüzyılın başından beri Afrika'da nüfus patlaması yaşandı). Kendisi, Avrupa nüfusu yaklaşık 400 milyon kişiyle hemen hemen aynı kalırken, Afrika nüfusunun 1,5 milyar kişiye yükseldiğini söylemekte ve "so the power balance has shifted" (bu nedenle güç dengesi kaydı) demektedir. Videodaki iddiaları tekrarlayan Fransızca açıklamada, 1900'lü yıllarda "when there were four Europeans for one African, [Europe] colonized Africa" (bir Afrikalıya karşı dört Avrupalı varken [Avrupa] Afrika'yı sömürgeleştirdi)" denmekte ve şimdi ise "there are four Africans for one European and Africa colonizes Europe" (bir Avrupalıya karşı dört Afrikalı var ve Afrika artık Avrupa'yı sömürgeleştirdi) sözü dile getirilmektedir. Bu rakamlar, aşağıda da verildiği üzere, Birleşmiş Milletler organlarından elde edilebilen rakamlarla karşılaştırılmaktadır. Buna ek olarak, Kurul çoğunluğunun bu sayılarla ilgili görüşü, aşağıdaki Kısım 8.2'de daha ayrıntılı bir şekilde açıklanmaktadır.

Bu vaka Kurul tarafından 28 Kasım 2023 tarihinde duyurulduğunda, içerik yaklaşık 20.000 defa görüntülenmiştir. Ocak 2024 itibarıyla içerik yaklaşık 40.000 kez görüntülenmiş ve 1000'den az ifade almıştır. İfadelerin büyük çoğunluğu "beğenmeler" olurken ikinci ve üçüncü sırayı "Muhteşem" ve "Hahaha" ifade simgeleri almıştır.

9 Temmuz 2023 tarihinde iki kullanıcı, Meta'nın Nefret Söylemi ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle içeriği ayrı ayrı şikayet etmiştir. 48 saatlik bir süre içinde değerlendirilmek üzere öncelik verilmemesi nedeniyle, şirket her iki şikayeti de otomatik olarak kapatmıştır. Meta; olası ihlalin ciddiyeti, içeriğin viralliği (içeriğin aldığı görüntüleme sayısı) ve içeriğin şirketin ilkelerini ihlal etme olasılığı gibi etkenlere dayalı olarak şikayetlere dinamik bir şekilde öncelik verildiğini açıklamıştır. İçerik kaldırılmamış ve platformda kalmıştır.

İçeriği şikayet eden ilk kişi, 11 Temmuz 2023 tarihinde Meta'nın kararına itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen değerlendirme görevlisi, Meta'nın içeriği yayında bırakma yönünde başta vermiş olduğu kararı onaylamıştır. Şikayette bulunan kullanıcı daha sonra Gözetim Kuruluna itirazda bulunmuştur.

İçerik paylaşılmadan on gün önce, 27 Haziran 2023'te Paris'in bir banliyösünde 17 yaşındaki Fas ve Cezayir asıllı Fransız Nahel Merzouk'un iki polis memuru tarafından yakın mesafeden silahla vurularak öldürülmesi, Fransa'da geniş çaplı ayaklanmalara ve şiddetli protestolara yol açmıştır. Polis şiddetine ve Fransa'daki polislerin sistemli ırk ayrımcılığı yaptığı algısına yönelik olarak başlatılan protestoların, içerik paylaşıldığı sırada devam etmekte olduğu bilinmektedir. Bu protestolar, genellikle Afrika kökenli göçmenleri ve Fransa'daki diğer ötekileştirilmiş toplulukları hedef aldığı iddia edilen polis şiddetine yönelik uzun süredir devam eden protestoların en sonuncusudur.

Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonuna (ECRI) göre, Fransa'daki ırkçılığın başlıca kurbanları, Afrika kökenliler ve onların soyundan gelenler başta olmak üzere göçmenlerdir. 2022 yılında Fransa'yı ırkçı nefret söylemini etkili bir şekilde önleme ve mücadele etme çabalarını iki katına çıkarmaya teşvik eden Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi (CERD), "Komite, iktidar partisinin ... çabalarına rağmen, başta medyada ve internette olmak üzere ırkçı ve ayrımcı söylemin ne kadar kalıcı ve yaygın olduğundan endişe duymaktadır" demiştir. Komite ayrıca "bazı siyasi liderlerin Romanlar, Gezginler, Afrikalılar, Afrika kökenliler, Arap kökenliler ve gurbetçiler başta olmak üzere belirli etnik azınlıklara yönelik ırkçı sözlerinden endişe" duymaktadır (CERD/C/FRA/CO/22-23, paragraf 11).

Birleşmiş Milletler Sosyal ve Ekonomik İşler Dairesi'nin 1999 yılındaki raporuna göre, 1900 yılında Afrika'nın tahmini nüfusu 133 milyondur. Birleşmiş Milletler'in 2022 yılındaki verileri, 2021 yılında Afrika nüfusunun yaklaşık 1,4 milyar olduğunu tahmin etmektedir. Bu veriler, 2050 yılına kadar Afrika'nın tahmini nüfusunun 2,5 milyara yakın olabileceğini de öngörmektedir. 1999 yılındaki aynı rapora göre, 1900 yılında Avrupa'nın nüfusu yaklaşık 408 milyondur. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi, Avrupa nüfusunun 2021 yılında yaklaşık 745 milyon olduğunu ve 2050 yılına kadar yaklaşık olarak 716 milyona düşeceğinitahmin etmektedir.

Diğer ülkelerden çok sayıda göçmenin gelmesi, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Fransa'da da siyasi tartışmaların en çok öne çıkan konularından biri haline gelmiştir. Eylül 2023 itibarıyla, yaklaşık 700.000 mülteci ve sığınmacının Fransa'da bulunması, ülkeyi Avrupa Birliği'ndeki en büyük üçüncü büyük ev sahibi ülke haline getirmiştir. Kurul bu vakayı değerlendirdiği sırada Fransa, hem göç kotaları belirlemek hem de aile birleşimi ve sosyal yardımlara erişim kurallarını sıkılaştırmak gibi adımlar atan yeni bir göç yasasının parlamentodan geçirilmesi sürecinde geniş ölçekli protestolara ve kamuoyunda göç hakkında hararetli tartışmalara sahne olmuştur. Göç kısıtlamalarını savunan Zemmour ve partisi, bu tartışmalarda oldukça aktif olmuştur.

Müslümanlar, Afrikalılar, Siyahiler ve LGBTQIA+ bireyler hakkındaki beyanları sonucunda, son yıllarda ırksal nefreti teşvik ettiği ve ırksal olarak aşağılayıcı yorumlar yaptığı gerekçesiyle Zemmour için birden çok kez yasal işlem başlatılmıştır ve kendisi Fransız mahkemeleri tarafından birkaç defa mahkum edilmiştir. Zemmour, 2011 yılında televizyonda yaptığı ve "most dealers are blacks and Arabs. That's a fact." (Torbacıların çoğu siyahi veya Arap. Bu bir gerçek.) sözlerini söylediği yorumlarından dolayı ırksal nefrete teşviktenhüküm giymiştir. Daha yakın dönemde, çocuk göçmenler için "thieves, killers, they're rapists. That's all they are. We should send them back." (hırsızlar, katiller, tecavüzcüler. Hepsi bundan ibaret. Onları geri göndermeliyiz.) ifadesini kullandığı gerekçesiyle, bir mahkeme Zemmour'yu 2020 yılında ırksal nefreti teşvik etmekten suçlu bulmuş ve 10.000 Euro para cezasına çarptırmıştır. Fransız Müslüman topluluğuna yönelik ayrımcılığı ve dini nefreti teşvik ettiği gerekçesiyle ceza mahkemesi tarafından hüküm giydiği ve para cezasına çarptırıldığı başka bir davada da temyiz hakkını tüketmiştir. Söz konusu hüküm kararı, 2016 yılında bir televizyon programında Müslümanların "the choice between Islam and France" (İslam ile Fransa arasında seçim) yapması gerektiğini söylediği ve "for thirty years we have been experiencing an invasion, a colonization (…) it is also the fight to Islamize a territory which is not, which is normally a non-Islamized land" (otuz yıldır bir işgal, bir kolonileşme sürecinden geçiyoruz (...) bu aynı zamanda, normalde Müslüman olmayan bir toprağın Müslümanlaştırılması mücadelesi) ifadesini dile getirdiği beyanlara dayalıdır. Aralık 2022'de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkumiyet kararının, Zemmour'nun ifade özgürlüğü hakkını ihlal etmediğini onaylamıştır.

Bu vakadaki içerik Büyük İkame Teorisi'nden açıkça bahsetmese de, bu konsept Zemmour'nun siyasi ideolojisinin merkezinde yer almaktadır ve seçildiği takdirde bir "Tersine Göç Bakanlığı" oluşturma sözü verdiği devlet başkanlığı kampanyasında ağırlıklı olarak yer almaktadır. Kendisi ayrıca beş yıl içinde "send back a million foreigners" (bir milyon yabancıyı geri göndereceğini) dile getirmiştir. Kurul tarafından komplo teorileri ve Fransız siyaseti, sosyal medya trendleri ve dilbilim uzmanlarına yaptırılan bağımsız araştırmalara göre, Büyük İkame Teorisi'nin destekçileri, göçler ve azınlık topluluklarının büyümesi yoluyla beyaz Avrupa popülasyonlarının etnik ve kültürel açıdan kasıtlı olarak yerinden edildiğini savunmaktadır. Bu teori, günümüzde Avrupa dışındaki ülkelerden (çoğunlukla Afrika ve Asya'dan) beyaz ırk harici (ve çoğunluğu Müslüman olan) insanların Avrupa'ya göç etmesinin bir demografik savaş biçimi olduğu konusunda ısrar etmektedir. Kurulun uzmanlarının vurguladığı üzere, göç hareketlerine ve göç artışına itiraz edilmemektedir. Büyük İkame Teorisi'nin komplo olarak görülmesinin asıl sebebi, beyaz popülasyonları ikame etmek veya oranlarını azaltmak amacıyla, beyaz ırk harici insanları Avrupa'ya getirmeyi amaçlayan gerçek bir plan veya komplonun var olduğu yönündeki ısrardır. Kurulun danıştığı dil uzmanları, Büyük İkame Teorisi ve bu teoriyle ilişkili ve terimler için "göçmenleri, beyaz olmayan Avrupalıları ve özellikle de Müslümanları hedef alan ırkçılık, nefret ve şiddet eylemlerini teşvik eder" ifadesini kullanmıştır. Avrupa Birliği'nin Radikalleşme Farkındalık Ağı tarafından hazırlanan bir rapora göre, son yıllarda Avrupa'daki birkaç tanınmış saldırgan, hedeflerini Büyük İkame Teorisi'ne öncülük eden kişilerin yaydığı Yahudi karşıtı, Müslüman karşıtı ve genel olarak göç karşıtı fikirlere dayalı olarak seçmiştir. Kurulun yaptırdığı araştırmalar da bu teorinin Yeni Zelanda'da 51 Müslümanın öldürüldüğü Christchurch toplu katliamı dahil olmak üzere son yıllarda dünyada yaşanan sayısız şiddet olayına ilham kaynağı olduğuna işaret etmiştir.

Kurulun azınlıkta kalan kısmı, şiddet içerikli aşırı sağ protestoların Fransa'da son bir yıl içinde yükselişte olmasını da önemli bir bağlam olarak görmektedir. Fransa'nın kırsal bir topluluğu olan Crépol'de bir gencin 18 Kasım'da şenlik sırasında bıçaklanarak öldürülmesinin ardından; aktivistler ve sağcı partiler, protestocuların polisle fiziksel olarak çatıştığı şiddetli protestolara öncülük etmiştir. Bu kişiler, bıçaklama olayıyla bağlantılı olarak tutuklanan dokuz kişinin sekizi Fransız ve biri İtalyan olmasına rağmen, göçmenlerin ve azınlıkların sorumlu olduğunu öne sürmüştür. İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, milisler için "Araplara ve ten rengi farklı olan insanlara saldırmaya çalışıyorlar ve Nazi Almanyasına duydukları özlemi dile getiriyorlar" demiştir. Fransa Yeşiller Partisi üyesi siyasetçi Sandrine Rousseau, bu protestoları, başta Kuzey Afrika kökenli kişilere yönelik olmak üzere, etnik bir azınlığa veya bir sosyal gruba karşı gerçekleştirilen fiziksel şiddet eylemleri olarak tanımlanan ratonnade hareketlerine benzetmiştir. Genellikle bu terimin yaygınlaşmasının sebebi olarak görülen en dikkat çekici ratonnade hareketi, 17 Ekim 1961 tarihinde, Cezayirlilerin barışçıl protestoları sırasında 200 Cezayirlinin polis şiddetiyle öldürülmesidir. Bu sözcük, o zamandan beri Fransa'daki farklı bağlamlarda defalarca gündeme gelmiştir. Örneğin, Aralık 2022'de Fransız siyasetçiler, Fransa-Fas Dünya Kupası maçının ardından, sokaklardaki şiddet eylemlerini kınayan sosyal medya kullanıcılarına katılmış ve bu eylemleri ratonnade hareketlerine benzetmiştir.

3. Gözetim Kurulunun Yetkisi ve Kapsamı

Kurul, yayında bırakılan içeriği daha önce şikayet eden kişiden gelen itiraz üzerine Meta'nın kararını değerlendirme yetkisine sahiptir (Tüzük Madde 2, Kısım 1; İç Yönetmelikler Madde 3, Kısım 1).

Kurul, Meta'nın kararını onaylayabilir veya bozabilir (Tüzük Madde 3, Kısım 5) ve verilen karar şirket açısından bağlayıcıdır (Tüzük Madde 4). Meta ayrıca Kurul kararının paralel bağlama sahip benzer içeriklere uygulanmasının ne kadar makul olduğunu da değerlendirmelidir (Tüzük Madde 4). Kurulun kararları, bağlayıcı olmayan ancak Meta'nın yanıtlaması gereken tavsiyeler içerebilir (Tüzük Madde 3, Kısım 4; Madde 4). Meta tavsiyeler doğrultusunda harekete geçme taahhüdü verdiğinde, Kurul şirketin tavsiyeyi ne ölçüde uyguladığını izlemektedir.

4.Yetki ve Rehberlik Kaynakları

Kurulun bu vakadaki analizinde aşağıdaki standartlar ve emsaller bilgi kaynağı olmuştur:

I.Gözetim Kurulu Kararları

II.Meta'nın İçerik İlkeleri

Nefret Söylemi

Nefret Söylemi Topluluk Standardının ilke gerekçesinde, korunan özelliklere dayalı olarak insanlara doğrudan yapılan saldırı olarak tanımlanan nefret söylemine, "bir korku ve dışlama ortamı yarattığı, hatta bazı durumlarda gerçek hayatta şiddeti teşvik ettiği" için platformda izin verilmediği açıklanmaktadır. Irk, etnik köken, milli köken ve dini inanış, ilkede listelenen korunan özelliklerden bazılarıdır. "Saldırılar, önem derecesine göre iki kategoriye ayrılır" açıklamasının yer aldığı ilkede, 1. Kategori saldırıların daha ağır olduğu belirtilmektedir. Nefret Söylemi Topluluk Standardının gerekçesi aynı zamanda, Meta'nın "göçmenlik politikalarına yönelik yorum ve eleştirilere" izin verdiğini ancak ilkenin "mülteci, muhacir, göçmen ve sığınmacıları da en şiddetli saldırılara karşı" koruduğunu açıklamaktadır. Meta'nın içerik moderatörlerine verdiği dahili rehberlik; mülteci, muhacir, göçmen ve sığınmacıların yarı korunan statüde görüldüğünü açıklayarak bu konuda ayrıntılı bilgi sağlamaktadır. Yani Meta bu kişileri Nefret Söylemi ilkesi kapsamında 1. Kategori saldırılardan korumakta ancak 2. Kategori saldırılardan korumamaktadır.

Eskiden üç, şimdiyse iki saldırı kategorisinin yer aldığı ilkenin 2. Kategori saldırı yasakları arasında "Eylem çağrısı, niyet beyanı şeklinde dışlama, dışlamaya yönelik istek veya koşul bildiren ifadeler ya da dışlamayı veya ayrımcılığı savunan veya destekleyen ifadeler. Bu bağlamda dışlama ve ayrımcılık şu şekilde tanımlanmaktadır: [...] Belirli grupları kovma veya bu gruplara izin verilmediğini söyleme gibi anlamlara gelen açıkça dışlama" bulunmaktadır. Meta bu noktada, Kurulun içerik değerlendirme görevlilerine verilen dahili rehberlik hakkında daha fazla bilgi yayınlanması talebini geri çevirmiştir.

Meta, Nefret söylemi topluluk standardının gerekçesinin altında "Nefret söylemine yaklaşımımız hakkında daha fazla bilgi edinin" metniyle birlikte bağlantısı verilen, "Zor Sorular: Bir Çevrimiçi Küresel Toplulukta Neyin Nefret Söylemi Olduğuna Kim Karar Vermeli?" başlıklı, 2017 tarihli Basın Odası gönderisinde; göç politikalarıyla ilgili tartışmalarının genellikle "iki tarafın da kışkırtıcı bir dil benimsediği nefret söylemi tartışmaları" haline geldiğini kabul etmektedir. Şirket, göç tartışmaları hakkında Facebook'ta dünya genelindeki gönderileri inceledikten sonra, "göçmenlere yönelik şiddet çağrılarını veya onlara yapılan insanlık onurunu zedeleyici atıfları (hayvanlara, pisliğe veya çöpe benzetmek gibi) kaldırmak için yeni yönergeler geliştirmeye karar verdik" demiştir. Ancak şirket, "Facebook'un meşru tartışmalara açık bir yer olmaya devam etmesini sağlamaya büyük önem" verdiği gerekçesiyle, "insanların göçmenlik konusu hakkındaki görüşlerini ifade edebilme imkanına" müdahale etmemiştir.

Tehlikeli Örgütler ve Kişiler

Tehlikeli Örgütler ve Kişiler Topluluk Standardının gerekçesi, Meta'nın şiddet içeren bir misyon bildiren veya şiddet faaliyetlerine karışan kuruluş veya bireylerin Meta'da var olmasına izin vermediğini belirtmektedir. Ayrıca, Meta'nın bu kişi ve örgütleri "hem çevrimiçi hem de çevrimdışı davranışlarına dayalı olarak, en önemlisi de şiddetle bağlantılarına göre" değerlendirdiği açıklanmaktadır.

Tehlikeli Örgütler ve Kişiler Topluluk Standardı, Meta'nın Şiddeti Teşvik Eden Komplo Ağlarının varlığını yasakladığını açıklamaktadır. Bunlar, şu kriterleri karşılayan devlet dışı aktörler olarak tanımlanmaktadır: (i) "bir ad, misyon beyanı, sembol ya da ortak kelime haznesi aracılığıyla tanımlanan"; (ii) "önemli sosyal ve siyasi sorunların, olayların ve durumların nihai sebeplerini açıklamak üzere, iki veya daha fazla güçlü aktörün gizli planlar yaptığını iddia ederek, temellendirilmemiş teorilerin tanıtımını yapan" ve (iii) "ağın tanıtımını yaptığı temellendirilmemiş teorilerde belirlenen sözde zararlara dikkat çekme veya bu sözde zararları giderme motivasyonuyla hareket eden yandaşlarının internet dışındaki fiziksel zarar örüntülerini açıkça savunmuş olan veya bu örüntülerle doğrudan bağlantılı olduğu belirlenmiş olan."

Kurulun içerik ilkeleri analizi aynı zamanda Meta'nın "çok önemli" olarak tanımladığı söz hakkı taahhüdü ve şirketin emniyet ve onur değerleri ışığında gerçekleştirilmiştir.

III. Meta'nın İnsan Hakları Sorumlulukları

2011 yılında BM İnsan Hakları Konseyi tarafından desteklenen BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler (BM Rehber İlkeleri), özel işletmelerin insan haklarına yönelik sorumlulukları için gönüllülük esasına dayalı bir çerçeve tesis etmektedir. 2021 yılında Meta, BM Rehber İlkelerine uygun olarak insan haklarına saygı duyma taahhüdünü tekrar tasdik ettiği Kurumsal İnsan Hakları İlkesiniduyurmuştur. Bu vakada Kurulun Meta'nın uluslararası sorumlulukları üzerinde gerçekleştirdiği analizler, aşağıdaki insan hakları standartları ışığında gerçekleştirilmiştir:

  • İfade özgürlüğü hakkı: Madde 19, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR), Madde 20, paragraf 2 ICCPR, Genel Yorum No. 34, İnsan Hakları Komitesi, 2011; Fikir ve ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü (UNSR), raporlar: A/HRC/38/35 (2018) ve A/74/486 (2019).
  • Eşitlik ve ayrımcılığa maruz kalmama: Madde 2, paragraf 1 ve Madde 26, ICCPR; Madde 2, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICERD); BM Genel Kurulu, karar A/RES/73/195.
  • Yaşama hakkı: Madde 6, ICCPR.

5. Kullanıcı Bildirimleri

Kurul, içeriği şikayet eden ve Meta'nın içeriği yayında bırakma kararına itiraz eden kullanıcıdan, Kurula yaptığı itiraz kapsamında bir bildirim almıştır. İtirazda bulunan kullanıcı, göndermiş olduğu bildirimde, Zemmour'nun hem kolonileşme hem de göç kavramlarını sadece aşırı nüfus artışı açısından açıkladığını dile getirmekte ve bunu "asılsız haber" olarak sınıflandırmaktadır.

6. Meta'nın Bildirimleri

Kurul bu vakayı seçtikten sonra Meta, gönderiyi Nefret Söylemi ilkesi ışığında konu uzmanlarıyla birlikte değerlendirmiş ve içeriği yayında bırakma yönünde başta vermiş olduğu kararın doğru olduğunu belirlemiştir. Meta, bu ek değerlendirmeyi yürüten uzmanların tam olarak hangi alanlarda yetkili veya bilgili olduğu hakkında daha fazla bilgi sağlamamıştır. Meta, ilke uyarınca bir içeriğin ihlal olarak görülebilmesi için, hem korunan bir özellik grubunun hem de doğrudan saldırının gerekli olduğunu, nüfus değişimleri ve kolonileşme hakkındaki iddiaların bu unsurlardan yoksun olduğunu vurgulamıştır. Dışlama çağrısı haline gelmediği sürece bir grubun "kolonileştiği" iddiasını kendi başına saldırı olarak görmediğini açıklayan Meta, "yapılan tartışma, ilgili yasalara tabi olabilecek savunmasız gruplara karşı saldırı haline gelmediği sürece, vatandaşlara kendi milletlerinin yasa ve politikalarını tartışma izni" vermek istediğini vurgulamıştır. Son olarak Meta, Zemmour'nun bir kıta ve ülkeleri dahil olmak üzere "Africa" (Afrika'ya) atıfta bulunuyor olması ve "Nefret Söylemi ilkesi, ülkeleri veya kurumları saldırılardan korumaz" şeklindeki açıklaması nedeniyle, içeriğin bir korunan özellik grubunun kimliğine atıfta bulunulmadığına açıklık getirmiştir.

Meta, şirketin zararlı komplo teorileri hakkındaki ilke geliştirme süreciyle ilgili gizliliği kaldırmayı reddetmiştir. Meta bunun yerine şunları dile getirmiştir: "Başka herhangi bir şekilde mevcut ilkelerimizi ihlal etmemek kaydıyla komplo teorilerini tartışan içeriklere özgü ilke seçeneklerini göz önünde bulundurduk. Ancak şu an için bu seçeneklerden herhangi birinin uygulanmasının, önemli miktarda siyasi konuşmayı kaldırma riskini beraberinde getireceği sonucuna vardık."

Kurul Meta'ya yazılı olarak sekiz soru sormuştur. Sorular şu konuları kapsamıştır: Meta'nın Büyük İkame Teorisi ile ilgili ilke geliştirme süreci; Nefret Söylemi ile Tehlikeli Örgütler ve Kişiler ilkelerindeki çeşitli maddelerin uygulanabilirliği, Facebook sayfasının ve paylaşımı yapan kullanıcının ihlal geçmişi. Meta, Kurulun altı sorusunu yanıtlamış, ikisini ise tatmin edici bir şekilde yanıtlamamıştır. Kurulun Büyük İkame Teorisi ile ilgili ilke geliştirme süreci hakkında başta sorduğu soru Meta tarafından yeterince detaylı olarak yanıtlanmadığında, Kurul bir takip sorusu sormuştur fakat Meta buna yanıt olarak ek bilgiler vermesine rağmen istenen kadar kapsamlı bilgi sağlamamıştır.

7.Herkese Açık Yorumlar

Gözetim Kurulu 15 adet herkese açık yorum almıştır. Yorumların yedisi Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada, üçü Avrupa, ikisi Orta ve Güney Asya, biri Orta Doğu ve Kuzey Afrika, biri Asya Pasifik ve Okyanusya ve biri Sahra Altı Afrika'dan gönderilmiştir. Bu toplam içerisinde mükerrer olan ya da yayınlama onayıyla gönderilmesine rağmen Kurulun yayın şartlarını karşılamayan herkese açık yorumlar da bulunmaktadır. Herkese açık yorumlar Kurula yayınlama onayı ile, yayınlama onayı olmadan, atıf onayı ile ya da atıf onayı olmadan (yani anonim olarak) gönderilebilmektedir.

Gönderiler temelde iki temayı kapsamaktadır. İlk olarak, birkaç yorum, bu vakada değerlendirilmekte olan içeriğin kaldırılmasının sansüre eşdeğer olacağını ve hatta "seslerinin duyulmayacağını hisseden vatandaşların öfkesini arttırmaya hizmet edebileceğini" vurgulamıştır (PC-22009). İkincisi, iki kuruluş, bu tür içeriklerin ve özellikle de Büyük İkame Teorisi'nin internet dışındaki olumsuz etkilerini vurgulayan yorumlar göndermiştir. Bu yorumların her ikisi de Christchurch katliamıyla teori arasında bir bağlantı olduğunu savunmuştur (PC-22013, Digital Rights Foundation; PC-22014, Global Project Against Hate and Extremism).

Bu vaka için gönderilen herkese açık yorumları okumak isterseniz lütfen buraya tıklayın.

8.Gözetim Kurulu Analizi

Kurul, bu vakadaki içeriğin kaldırılması gerekip gerekmediğini belirlemek için Meta'nın içerik ilkelerini, insan hakları sorumluluklarını ve değerlerini analiz etmiştir. Kurul, bu vakanın Meta'nın daha geniş çaplı içerik yönetişimi yaklaşımına neticelerini de değerlendirmiştir.

Kurul bu vakayı, küresel çapta giderek artan göçmen karşıtı söylemler ve göç politikalarıyla ilgili hararetli kamusal tartışmalar bağlamında; özellikle de geniş ölçekte faaliyet gösterirken zararlı içerikleri, göç politikalarını tartışan siyasi konuşmalardan ayırma noktasında karşılaşılan zorluklar göz önünde bulundurulduğunda; Meta'nın göçmenleri hedefleyen içeriklere yaklaşımını değerlendirme fırsatı olarak seçmiştir.

8.1 Meta'nın İçerik İlkeleriyle Uyumluluk

Kurul, içeriğin Meta'nın ilkelerini ihlal etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, Meta'nın içeriği Facebook'ta bırakma kararı doğrudur. Ancak Kurulun azınlıkta kalan kısmı, Meta'nın ilkelerinin, göçmenlik politikalarına yönelik en sert eleştirileri bile, korunan özellik gruplarına yönelik zararlı komplo teorilerini besleyen konuşmalardan açıkça ayırt edebileceğine inanmaktadır.

I.İçerik Kuralları

Nefret Söylemi

Kurulun çoğunluğu, bu vakadaki içeriğin Meta'nın Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal etmediği ve aslında, tartışmalı olmakla birlikte, göç konusu hakkında koruma altındaki fikir beyanlarına örnek olduğu sonucuna varmıştır. Zemmour'nun röportajının kullanıcı tarafından paylaşılan 50 saniyelik klibi herhangi bir şiddet çağrısı içermemektedir ve savunmasız gruplara insanlık onurunu zedeleyen veya nefret dolu bir dil yöneltmemektedir. Zemmour'nun geçmişte nefret dolu bir dil kullandığı gerekçesiyle yargılanmış ve hüküm giymiş olması ya da gönderinin Büyük İkame Teorisi'ne (birçok kişi tarafından göçmenlere ve azınlık gruplarına yönelik şiddeti ateşlediğine inanılır) benzer temaları işliyor olması, Meta'nın standartlarını ihlal etmeyen bir gönderiyi kaldırmak için doğru bir gerekçe değildir. İlke, içeriğin ihlalde bulunuyor olması için iki unsurun mevcut olmasını şart koşmaktadır: (i) bir "doğrudan saldırı" ve (ii) doğrudan saldırının yöneltildiği bir "korunan özellik" grubu. Yukarıdaki Kısım 4'te daha ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, Meta'nın "doğrudan saldırı" için yaptığı tanımlardan biri, "eylem çağrısı şeklinde dışlama veya ayrımcılık" şeklindedir. Dahası; ilke gerekçesi, Meta'nın "göçmenlik politikalarına yönelik yorum ve eleştirilere" izin verdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Çoğunluğa göre, Zemmour'nun videodaki yorumları, ağırlıklı olarak Afrika, Avrupa ve "colonization" (kolonileşme) hakkında sunduğu demografik bilgilere odaklanmaktadır. Videodaki iddialardan bazıları şöyledir: "So the balance of power has reversed" (Şimdi güç dengesi tersine döndü) ve "When there are now four Africans for one European, what happens? Africa colonizes Europe, and in particular, France" (Peki bir Avrupalıya karşı dört Afrikalı olunca ne oluyor? Afrika, Fransa başta olmak üzere Avrupa'yı kolonize ediyor). Zemmour'nun yorumları herhangi bir doğrudan saldırı içermemektedir ve hatta kendisi "The Great Replacement" (Büyük İkame) ifadesini kullanmamakta veya teoriye doğrudan atıfta bulunmamaktadır. Herhangi bir grubu Avrupa'dan dışlamak için açık bir çağrı ya da Afrikalılar hakkında zararlı bir basmakalıp, karalama ifadesi veya doğrudan saldırıya eşdeğer herhangi bir ifade yoktur. Ancak Kurul; milli köken, ırk ve dinin hem Meta'nın ilkeleri hem de uluslararası insan hakları hukuku kapsamında korunan özellikler olduğu hesaba katıldığında, Meta'nın Afrikalıları korunan bir özellik grubu olarak görmemesinden endişe duymaktadır. İçeriğin tamamında Afrikalılardan bahsedilmektedir. Afrika, farklı ulusların bir araya gelmesiyle oluşur. Dolayısıyla "Afrikalılar" sözcüğü, Afrika ülkelerinin yurttaşlarını ifade etmektedir. İkincisi, Zemmour'nun daha önce Fransa'da göç hakkında yaptığı yorum ve tartışmalar bağlamında; "Afrikalılar" terimi, beyaz olmayan Afrikalılara atıfta bulunmak için kullanılmaktadır.

Tehlikeli Örgütler ve Kişiler

Kurulun çoğunluğu, bu içeriği genel olarak Şiddeti Teşvik Eden Komplo Ağı kapsamında değerlendirmek için gerekli unsurların mevcut olmaması nedeniyle, içeriğin Meta'nın Tehlikeli Örgütler ve Kişiler ilkesini de ihlal etmediği sonucuna varmıştır.

Meta, yukarıdaki Kısım 6'da açıklandığı üzere, başka herhangi bir şekilde ilkeleri ihlal etmemek kaydıyla komplo teorilerini tartışan içeriklere özgü ilke seçeneklerini göz önünde bulundurmuş ancak şu an için bu seçeneklerden herhangi birinin uygulanmasının, önemli miktarda siyasi konuşmayı kaldırma riskini beraberinde getireceği sonucuna varmıştır. Kurulun bu ilke geliştirme süreci hakkındaki sorularına yanıt olarak Meta'nın yeterli bilgi sağlamamış olması, Kurulu endişeye sevk etmiştir. Kurul; yürütülen araştırmalar, toplanan bilgiler, iletişim çalışmalarının kapsamı, danışılan uzman türleri ve analiz edilen farklı ilke seçenekleri hakkında şirketin hiçbir spesifik bilgi sağlamadığına dikkat çekmektedir. Kurul, Meta'nın ilke geliştirme süreci ve bu sürecin neticesi hakkında kamuyla bilgi paylaşmamayı tercih etmesinden de endişe duymaktadır.

Kurulun azınlıkta kalan kısmı, içeriğin birbiriyle kesişim halindeki birkaç korunan özellik grubunu (Siyahiler, Araplar ve Müslümanlar) zımni şekilde hedeflemesine rağmen, Meta'nın Nefret Söylemi ile Tehlikeli Örgütler ve Kişiler ilkelerinde yer alan kuralların şu anki metinlerinin bunun gibi içerikleri yasaklamadığını fark etmiştir. Ancak gönderinin Büyük İkame Teorisi'nin sadece daha fazla "kabul görecek" kısımlarını tekrar etmesi belirleyici değildir. Meta, Kurulun ABD Eski Başkanı Trump'ın Hesabının Askıya Alınması vaka kararında vurguladığı üzere, "nüfuz sahibi kullanıcıların gönderilerini, infial yaratacak bir mesaj sorumluluktan kaçınacak bir dilin altına saklanmış olsa bile, muhtemelen anlaşılacakları bağlamda değerlendirmelidir."

Buna rağmen, Kısım 8.3'te daha detaylı bir şekilde açıklanacağı üzere, Kurulun azınlıkta kalan kısmı için, Meta'nın Büyük İkame Teorisi gibi zararlı komplo teorilerini yayan içeriklere yönelik yaklaşımı, şirketin korunan azınlıkları internetteki ve internet dışındaki zararlara maruz bırakacak bir korkutma ve dışlama ortamının oluşturulmasını önlemek üzere tasarladığı farklı ilkelerin amaçlarıyla örtüşmemektedir. Kurulun azınlıkta kalan kısmı, Meta'nın ilkelerinin demokratik toplumlarda gündem olabilecek her türlü meseleye (göçmenlik gibi) yönelik eleştiri ve tartışmalara izin vermesi gerektiği konusunda kesinlikle hemfikir olmasına rağmen, bu ilkelerin Büyük İkame Teorisi gibi bazı komplocu anlatıların internet dışındaki zararlarını hesaba katarak, savunmasız gruplara yönelik zımni veya açık saldırıların yayılmasını önleyecek net bariyerler tesis etmesi gerektiğini savunmaktadır.

II. Şeffaflık

Meta; mülteci, muhacir, göçmen ve sığınmacıların en ağır saldırılara karşı korunduğunu açıklayan Nefret Söylemi Topluluk Standardı kapsamında, göçle ilgili içerikleri nasıl ele aldığına dair bazı içgörüleri Şeffaflık Merkezi'nde vermektedir. Nefret Söylemi ilkesinin gerekçesinde bağlantısı verilen 2017 tarihli bir Basın Odası gönderisinde Meta, bazı ek detaylar sağlamaktadır. Ancak şirket, Büyük İkame Teorisi ile ilgili içerikleri nasıl ele aldığına tam olarak açıklık getirmemektedir. 2017 tarihli gönderide konuyla ilgili bilgiler yer almaktadır ancak bu gönderi, yukarıdaki Kısım 6'da bahsedilen 2021 tarihli ilke geliştirme sürecinden sonra güncellenmemiştir. Meta, herkese açık ilkesinde, göç hakkındaki tartışmalar bağlamında dışlama çağrılarına izin verildiğine de tam olarak açıklık getirmemektedir. Bu bağlamda, zımni veya örtülü saldırıların nasıl ele alındığı da net değildir.

8.2 Meta'nın İnsan Hakları Sorumluluklarıyla Uyumluluk

Kurulun çoğunluğu, içeriğin yayında bırakılmasının, Meta'nın insan hakları sorumluluklarıyla tutarlı olduğu görüşündedir. Kurulun azınlıkta kalan üyeleri, şirketin insan hakları sorumluluklarını yerine getirebilmesi amacıyla; Meta'nın hizmetlerinin internette ve internet dışında zarara yol açan komplo teorilerinin tanıtımını yapanlar tarafından kötüye kullanılmaması için ilkelerini yeniden düzenlemesi gerektiğine inanmaktadır.

İfade Özgürlüğü (Madde 19 ICCPR)

Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR) Madde 19, "siyasi söylem" ve "kamusal meseleler" hakkındaki yorumlar dahil olmak kaydıyla "her türlü bilgiyi ve fikri arama, alma ve verme hakkı" dahil olmak üzere, ifade özgürlüğü hakkı için geniş çapta koruma öngörmektedir (Genel Yorum No. 34, paragraf 11). İnsan Hakları Komitesi, başkalarının haklarını veya itibarlarını korumak ya da ayrımcılığa, düşmanlığa veya şiddete teşviki yasaklamak amacıyla, "bu hakkın kapsamı son derece rahatsız edici olarak görülebilecek ifadeleri bile kapsar ancak bu tür ifadeler madde 19, paragraf 3 ve madde 20 hükümleri uyarınca kısıtlanabilir" demiştir (Genel Yorum No. 34, paragraf 11).

BM Genel Kurulu, göç hakkındaki kamusal tartışmalar bağlamında, "açık ve özgür bir tartışma ortamının, göçün her yönüyle kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına katkıda bulunduğunun bilincinde olarak, ifade özgürlüğünü uluslararası hukuka uygun şekilde koruma" taahhüdüne dikkat çekmiştir. BM Genel Kurulu ayrıca, "bu konuda daha gerçekçi, insani ve yapıcı bir algı yaratmak üzere, toplumun her kesimiyle ortak çalışarak, göç konusuna ve göçmenlere yönelik açık ve kanıtlara dayalı bir kamusal söylemi teşvik etme" taahhüdü vermiştir (A/RES/73/195, paragraf 33). Sadece Fransa'da değil küresel düzeyde de son derece tartışmalı ve siyasi süreçleri ilgilendiren göçmenlik ve ilgili politikalar, Meta'nın platformlarında meşru şekilde tartışılabilecek konulardır. Kurulun çoğunluğuna göre, kamusal tartışmanın potansiyel neticeleri göz önünde bulundurulduğunda; bu tür konuşmaların Meta'nın platformlarında yasaklanması, ifade özgürlüğünü açıkça ihlal edecek ve tehlikeli bir emsal karar olacaktır. Kurulun azınlıkta kalan kısmına göre, Büyük İkame Teorisi gibi komplo teorilerinin sosyal medya platformlarında yayılması son derece zararlı olabileceğinden, demokratik bir toplumda göç hakkındaki tartışmalar mutlaka açık ve kanıtlara dayalı olmalıdır. Institute for Strategic Dialogue tarafından bildirildiği üzere, bu teoriyi yayınlamak için kullanılan yöntemler arasında "insanlık onurunu zedeleyen ırkçı viral görüntüler, demografi verilerinin çarpıtılması ve gerçeğe uygun olmayan şekilde yansıtılması ve çürütülmüş bilimsel iddialar" yer almaktadır.

Bir devlet tarafından ifade özgürlüğüne getirilecek her türlü kısıtlama yasalara uygun olma, meşru amaç ve gerekli ve orantılı olma koşullarını karşılamalıdır (Madde 19, paragraf 3, ICCPR). Bu gereklilikler sıklıkla "üç bölümden oluşan test" olarak anılmaktadır. Kurul, hem değerlendirilmekte olan içerik kararının kendisiyle ilgili olarak hem de bunun Meta'nın genel içerik yönetişimi yaklaşımı hakkında gösterdiklerini ele alarak, Meta'nın gönüllü olarak verdiği insan hakları taahhütlerini yorumlamak üzere bu çerçeveyi kullanmaktadır. İfade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü'nün dile getirdiği gibi, "şirketler devletlerle aynı yükümlülükleri taşımasa da etkileri gereği kullanıcıların ifade özgürlüğünü koruma noktasında aynı soruları değerlendirmeleri gerekir" (A/74/486, paragraf 41).

I. Yasalara Uygun Olma (Kuralların Netliği ve Erişilebilirliği)

Yasalara uygun olma prensibi gereği, ifade özgürlüğünü sınırlayan kurallar erişilebilir ve net olmalı, yeterince net bir biçimde şekillendirilerek bireylere kurala uygun şekilde davranma imkanı tanımalıdır (Genel Yorum No. 34, paragraf 25). Bu kurallar ayrıca, "ifade özgürlüğü kısıtlamalarının uygulanmasından sorumlu kişi veya kuruluşlara ifade özgürlüğünün kısıtlanması konusunda sınırsız bir takdir hakkı veremez" ve "kurallar uyarınca hangi tür ifadelerin kısıtlandığını ve hangilerinin kısıtlanmadığını açıkça anlayabilmeleri için ifade özgürlüğü kısıtlanan kişilere yeterli rehberlik sağlamalıdır" (aynı belge). Çevrimiçi ifadeleri yöneten kurallara uygulandığında, ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü bunların net ve belirgin olması gerektiğini belirtmiştir (A/HRC/38/35, paragraf 46). Meta'nın platformlarını kullanan kişiler kurallara erişebilmeli ve kuralları anlayabilmeli, içerik değerlendirme görevlileri de kuralların nasıl uygulanacağına dair net rehberliğe ulaşabilmelidir.

Meta'nın mevcut ilkelerinin hiçbiri bu vakadaki içeriği "belirgin ve net bir şekilde" yasaklamamaktadır. Kurulun çoğunluğuna göre, Nefret Söylemi Topluluk Standardını veya Meta'nın 2017 tarihli "Zor Sorular" blog yazısını (Topluluk Standardında bağlantısı verilmiştir) okuyan sıradan bir kullanıcı, Meta'nın göçmenlik politikalarına yönelik yorum ve eleştirilere izin vermek istediğini açıkça belirtmesi nedeniyle, yalnızca göçmenlere yönelik en ağır saldırıların kaldırılacağı izlenimini edinecektir. Kurulun çoğunluğu, bu taahhüdün Meta'nın insan hakları sorumluluklarıyla tutarlı olduğu görüşündedir. Kurulun azınlıkta kalan kısmına göre Nefret Söylemi ilkesi, dışlama veya ayrımcılık ortamının oluşmasını önlemeyi amaçlamaktadır ve Büyük İkame Teorisi gibi nefret dolu komplo teorileri böyle ortamlara katkıda bulunmaktadır. Bu tür teorileri kullanan içeriklerin genellikle savunmasız ve azınlık grupları hedef aldığı ve onların onurlarına saldırdığı hesaba katıldığında; sıradan bir kullanıcı, Meta'nın Nefret Söylemi ilkesi kapsamında bu tür içeriklerden korunmayı bekleyebilir.

Meta'nın şu anki Tehlikeli Örgütler ve Kişiler ilkesinde, bu vakadaki içeriği yasaklayan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kurulun çoğunluğuna göre, Meta kendi platformlarında Büyük İkame Teorisi'ni kullanan içerikleri belirgin ve net bir şekilde yasaklamış olsa bile; bu vakadaki içerik, teorinin adından bahsetme veya teorinin unsurlarını komplocu ve zararlı olarak görülebilecek seviyede detaylandırma seviyesine varmamaktadır. Gönderi, belirli insan gruplarının Avrupa'ya göç etme akışlarının, gizli gündemleri olan aktörleri içeren gizli bir komplonun parçası olduğunu öne sürmemektedir.

II.Meşru Amaç

İfade özgürlüğüne yönelik her türlü kısıtlama aynı zamanda, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde (ICCPR) belirtilen meşru amaçlardan en az biri uğruna olmalıdır ve "başkalarının haklarının" korunması buna dahildir. "Haklar terimi, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi tarafından tanınan insan haklarını ve daha genel anlamda uluslararası insan hakları hukukunu içermektedir" (Genel Yorum 34, paragraf 28).

Kurul, birkaç farklı kararda, Meta'nın insanları nefret söyleminin yol açtığı zararlardan korumayı amaçlayan Nefret Söylemi ilkesinin, uluslararası insan hakları hukukunun standartlarınca tanınan meşru bir amaca hizmet ettiğini tespit etmiştir (bkz. Knin Çizgi Filmi kararı). Bu kapsamda hem yaşama hakkı (Madde 6, paragraf 1, ICCPR) hem de eşitlik hakkı ve etnik ve ulusal kökene dayalı ayrımcılık dahil olmak üzere ayrımcılığa maruz kalmama hakkı korunmaktadır (Madde 2, paragraf 1, ICCPR; Madde 2, ICERD). Kurul, Meta'nın gerçek hayatta yaşanabilecek zararları önlemeyi ve durdurmayı hedefleyen Tehlikeli Örgütler ve Kişiler ilkesinin meşru amacının başkalarının haklarını korumak olduğunu da daha önceden tespit etmiştir (bkz. Paylaşılan Al Jazeera Gönderisi kararı). Buna karşılık Kurul, uluslararası insan hakları hukukunun ifade hakkının kısıtlanmamasına verdiği değer son derece yüksek olduğundan (Genel Yorum No. 34, paragraf 38), ifade özgürlüğü hakkını sadece bireyleri rahatsız edici unsurlardan korumak için kısıtlamanın (bkz. Zwarte Piet Tasviri kararı, atıflar: İfade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü, rapor A/74/486, paragraf 24 ve ABD Eski Başkanı Trump'ın Hesabının Askıya Alınması kararı) meşru bir amaç olmadığına defalarca değinmiştir.

III.

Gerekli ve orantılı olma prensibi uyarınca, ifade özgürlüğüne getirilen her türlü kısıtlama "koruyucu işlevini yerine getirmeye uygun olmalıdır; koruyucu işlevini yerine getirebilecek araçlar arasında en az müdahaleci olanı olmalıdır ve korunanların çıkarı açısından orantılı olmalıdır" (Genel Yorum No. 34, paragraf 34). Meta gibi bir şirketin verebileceği yanıtların niteliği ve çeşitliliği, bir devletin verebileceği yanıtlardan farklıdır ve genellikle, örneğin işlenen bir suça verilen cezalardan çok daha hafif cezalar olacaktır. Sosyal medya şirketleri, insan hakları sorumlulukları çerçevesinde, kısıtlamaların dar kapsamlı olması amacıyla, silme haricinde sorunlu içeriklere verilebilecek olası yanıt yelpazesini göz önünde bulundurmalıdır (A/74/486, paragraf 51).

Kurul, şiddet içerikli olabilecek içeriklerin doğurduğu riskleri analiz ederken, Rabat Eylem Planı'nda açıklanan altılı testi rehber olarak kullanır. Bu test ayrımcılığı, düşmanlığı ve şiddeti ele almaktadır (OHCHR, A/HRC/22/17/Ek.4, 2013). Söz konusu test, bağlamı, konuşmacıyı, niyeti, içerik ve biçimi, ifadenin ne kadar yayıldığını ve zarar olasılığını göz önünde bulundurmaktadır.

Kurulun çoğunluğuna göre, bu vakadaki içeriğin kaldırılması ne gereklidir ne de orantılıdır. Rabat testi, konuşmanın içeriğini ve biçimini "suça teşvikin kritik bir bileşeni" olarak vurgulamaktadır. Bu vakada değerlendirilmekte olan içerikte, Zemmour'nun kullanıcı tarafından paylaşılan 50 saniyelik klipte gösterilen yorumları, Büyük İkame Teorisi'nin komplo unsurlarından doğrudan bahsetmemektedir. Ayrıca video, şiddetli veya tahrik edici görüntüler gibi kışkırtıcı unsurlar içermemektedir. Yorumlarda ve açıklamada, şiddet veya dışlama amaçlı doğrudan çağrılar da yoktur. Kurulun çoğunluğu, siyasi açıdan tartışmalı içerikleri konuşmacının başka yerlerde verdiği beyanlara dayalı olarak dışlamanın, ifade özgürlüğünü ihlal edeceğine inanmaktadır. Çoğunluk, Zemmour'nun bahsettiği sayıları biraz abartılmış olarak görmektedir. Çoğunluk ayrıca, Zemmour'nun videodaki ifadelerinin ana konusunun, belki de günümüzün en dikkat çeken siyasi meselelerinden biri olan göçmenlik olduğuna işaret etmektedir.

Kurul Üyelerinin azınlıkta kalan kısmı için, bu vakadaki içerik Meta'nın mevcut ilkelerini ihlal etmemektedir (bkz. Kısım 8.1). Ancak şirketin tasarladığı ilkeler, korunan azınlıkları yalnızca internette değil aynı zamanda internet dışında etkileyen (dışlanan grupların söz haklarına zarar veren) bir dışlama ve korkutma ortamının oluşmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Bu ilkeler kapsamında; Yahudi karşıtı ve beyaz ırkın üstünlüğünü destekleyen anlatıların yanı sıra Şiddeti Teşvik Eden Komplo Ağları içerikleri de moderasyona tabi tutulmaktadır. Bu tür içeriklerin kaldırılması, Meta'nın insan hakları sorumluluklarıyla paraleldir. Yukarıdaki Kısım 2'de açıklandığı üzere; Büyük İkame Teorisi, Avrupa'daki beyaz popülasyonların yerini ağırlıklı olarak Afrika ve Asya'dan gelen göçmen nüfuslarının almasına yönelik kasıtlı bir komplonun varlığını savunmaktadır. Büyük İkame Teorisi anlatılarının yayılması; göçmenleri, beyaz olmayan Avrupalıları ve Müslümanları hedefleyen ırkçılık, nefret ve şiddet eylemlerinin teşvik edilmesine katkıda bulunmuştur. Kurulun azınlıkta kalan kısmı, bunun sadece soyut bir fikir veya tartışmalı bir görüş değil, internette ve internet dışında zarara yol açan tipik bir komplo teorisi olduğunu vurgulamaktadır. Bu teorinin belirli azınlıklara yönelik dışlama ve korkutma ortamının yaratılmasına katkıda bulunduğu şüphesizdir. Yahudi Soykırımını Reddetme vakasında tartışıldığı üzere; Yahudi karşıtı içeriklerin Meta'nın platformlarında toplu veya kümülatif olarak, geniş ölçekte ve yüksek hızda dolaşımının yol açtığı kanıtlanmış zaralar, Kısım 2'de belirtildiği üzere Büyük İkame Teorisi'nin yol açtığı zararlara benzemektedir. Bu nedenlerden dolayı, Kurulun azınlığına göre; Meta'nın tehdit altındaki bazı azınlık gruplarını komplocu anlatıların yol açtığı dışlama ve ayrımcılıktan korumaya karar verirken benzer riskler altındaki başka grupları korumasız bırakması, ayrımcılığa maruz kalmama ilkesiyle ve Meta'nın emniyet ve onur değerleriyle örtüşmemektedir. Kurulun azınlıkta kalan kısmı, Meta'nın Büyük İkame Teorisi yaklaşımı ile şirketin yukarıda bahsedilen diğer komplocu anlatılara (Meta bunları insan hakları sorumluluklarıyla paralel olarak modere etmektedir) yönelik yaklaşımı arasında ayrım yapmak için hiçbir ikna edici sebep bulamamıştır.

Kurulun azınlıkta kalan kısmı, yukarıdakilerle ilgili olarak, sosyal medya şirketlerinin karşılaştığı en büyük zorluğun tekil içerikler değil, zararlı içeriklerin geniş ölçekte ve yüksek hızda paylaşılarak birikmesi olduğu görüşündedir. Kurul, "ifadenin şiddeti veya ayrımcılığı doğrudan teşvik etmediği hallerde bile, içerikleri nefret söyleminin kümülatif zararlarını önlemek hedefiyle değerlendirmek belirli şartlarda Meta'nın insan hakları sorumluluklarıyla tutarlı olabilir" şeklinde bir açıklama yapmıştır (bkz. Zwarte Piet Tasviri ve Hindistan'ın Odisha Eyaletindeki Halklar Arası Şiddet kararları). CERD, 2022 yılında "başta medyada ve internette olmak üzere ırkçı ve ayrımcı söylemin [Fransa'da] ne kadar kalıcı ve yaygın olduğundan" endişe duyduğunu dile getirmiştir. Kurulun azınlıktaki kısmına göre, Büyük İkame Teorisi ile ilgili içeriklerin birikmesi, "şiddet eylemlerinin daha fazla müsamahayla karşılandığı ve toplumda ayrımcılığı artırdığı bir ortam oluşturmaktadır" (bkz. Zwarte Piet Tasviri ve Hindistan'ın Odisha Eyaletindeki Halklar Arası Şiddet kararları). Azınlıkta kalan üyelerin vurguladığı üzere, BM Rehber İlkeleri uyarınca, "kurumsal işletmeler saldırıya uğrama ve ötekileştirilme riski yüksek olabilecek gruplar ve topluluklardaki bireylere yönelik insan hakları etkilerine özel olarak dikkat etmelidir" (BM Rehber İlkeleri, İlke 18 ve 20). Yukarıdaki Kısım 2'de belirtildiği üzere, Fransa'daki ırkçılığın başlıca kurbanları, Afrika kökenliler ve onların soyundan gelenler başta olmak üzere göçmenlerdir. Fransa İç Güvenlik Genel Müdürü, 2023 yılında yaptığı bir röportajda, "Büyük İkame" sürecini durdurmak için harekete geçmeleri gerektiğini düşünenler dahil olmak üzere aşırı uç görüşlü grupların ülkede ciddi bir tehdit oluşturduğuna dair inancını paylaşmıştır.

Meta, komplo teorileriyle ilgili içeriklerin modere edilmesinin "kabul edilemeyecek miktarda siyasi konuşmayı" kaldırma riskini beraberinde getireceğini dile getirse de, Kurulun azınlıkta kalan kısmı, şirketin bu iddiayı destekleyecek herhangi bir kanıt veya veri sağlamadığına dikkat çekmektedir. Dahası Meta, Büyük İkame Teorisi içeriklerinde durum böyleyken, beyaz ırkın üstünlüğünü savunan veya Yahudi karşıtı içerikler gibi komplo teorilerini yaydığı düşünülebilecek içeriklerde neden aksinin geçerli olacağını açıklamamıştır. Azınlıktaki üyelere göre Meta, yukarıdaki sebepler hesaba katıldığında, şirketin elinde (i) bu kararda tartışıldığı üzere, bu tür içeriklerin yayılmasının zararlı olmadığını ya da (ii) bu tür içeriklerin modere edilmesinin, korunan siyasi konuşmalara etkisinin orantısız olacağını gösterecek yeterli kanıt olmadığı sürece, Büyük İkame Teorisi'nin tanıtımını yapan içerikleri ele almak için ilkelerini gözden geçirmelidir. Meta'nın orantılı bir yanıt için göz önünde bulundurabileceği seçenekler arasında; korunan siyasi konuşmaları etkilemeden, Büyük İkame Teorisi'ni açıkça destekleyen içeriklerin üst birimlerce kaldırılmasına izin verecek bir ilke oluşturmak ya da Meta'nın Tehlikeli Örgütler ve Kişiler ilkesi kapsamında, Büyük İkame Teorisi'ni açıkça benimseyen aktörleri bir Şiddeti Teşvik Eden Komplo Ağı kapsamında belirlemek yer alabilir.

Kurulun çoğunluğu, özellikle de içerikte "Büyük İkame" sözcükleri veya bu sözcüklerin varyasyonları kullanılmamış olduğundan, tasarlanacak ve bu içeriğin ihlal edeceği herhangi bir ilkenin yasalara uygun olma, gerekli olma ve orantılı olma taleplerini karşılayabileceğinden şüphe duymaktadır. Şifreli atıf olarak yorumlansa bile bu tür içerikleri kaldırma girişimi, önemli miktarda korunan siyasi ifadenin kaldırılmasıyla sonuçlanacaktır. Korunduğu beyan edilen içerikler ayrıca konuşmacının kimliği veya nefret yayan ideolojilere benzerliği nedeniyle kabahatli görülmemelidir.

9. Gözetim Kurulu Kararı

Gözetim Kurulu, Meta'nın içeriği yayında bırakma kararını onaylamaktadır.

10. Tavsiyeler

Şeffaflık

1. Meta, Nefret Söylemi Topluluk Standardının metninde; göçmenlikle ilgili tartışmaları, göçmenlik statüsüne dayalı olarak insanları hedefleyen zararlı konuşmalardan nasıl ayırt ettiğine ilişkin daha fazla ayrıntı vermelidir. Şirketin nefret dolu komplo teorilerini yayan içerikleri nasıl ele aldığını açıklamak da buna dahildir. Kullanıcılara Meta'nın bir yandan nefret yayan komplo teorilerinin internet dışındaki potansiyel zararlarını ele alırken bir yandan da göç hakkındaki siyasi konuşmaları nasıl koruduğunu anlama fırsatı vermek için buna gereksinim duyulmaktadır.

Kurul için bunun yerine getirilme kriteri, Meta'nın Büyük İkame Teorisi bağlamında göç tartışmalarına nasıl yaklaştığını açıklayan bir güncelleme yayınlaması ve Şeffaflık Merkezi'nde bu güncellemeye belirgin şekilde bağlantı vermesi olacaktır.

*Prosedür Notu:

Gözetim Kurulunun kararları beş Üyeden oluşan alt kurullar tarafından hazırlanmaktadır ve Kurulun çoğunluğu tarafından onaylanma şartı aranmaktadır. Kurul kararları, tüm Üyelerin kişisel görüşlerini yansıtmayabilir.

Bu vaka kararında, Kurul adına bağımsız araştırmalar yürütülmüştür. Jeopolitik, güven, emniyet ve teknolojinin kesişimine odaklanan Duco Advisors danışmanlık firması da Kurula yardımlarını sunmuştur. Sosyal medya trendleri hakkında açık kaynaklı araştırmalar yürüten Memetica kuruluşu da analizlerini temin etmiştir. Dil uzmanlığı; bünyesinde 350'den fazla dili akıcı konuşabilen ve dünyanın dört bir yanındaki 5000 farklı şehirden çalışan uzmanlar barındıran Lionbridge Technologies LLC şirketi tarafından sağlanmıştır.

Voltar para Decisões de Casos e Pareceres Consultivos sobre Políticas