أيد

ABD eski Başkanı Trump'ın hesabının askıya alınması

Kurul, 7 Ocak 2021'de Facebook'un vermiş olduğu, dönemin Başkanı Donald Trump'ın Facebook Sayfasında ve Instagram hesabında içerik paylaşma erişimini kısıtlama kararını onaylamıştır.

نوع القرار

معيار

السياسات والمواضيع

عنوان
حرية التعبير، سياسة، سلامة
معيار المجتمع
أفراد خطرون ومنظمات خطرة

المناطق/البلدان

موقع
الولايات المتحدة

منصة

منصة
Facebook

Bu kararı PDF olarak okumak için buraya tıklayın.

Vaka özeti

Kurul, 7 Ocak 2021'de Facebook'un vermiş olduğu, dönemin Başkanı Donald Trump'ın Facebook sayfasında ve Instagram hesabında içerik paylaşma erişimini kısıtlama kararını onaylamıştır.

Bununla birlikte, Facebook'un süresiz askıya alma şeklinde belirsiz ve standartsız bir ceza uygulaması uygun bulunmamıştır. Facebook'un normal cezaları arasında ihlalde bulunan içeriklerin kaldırılması, süreli askıya alma cezası uygulanması veya sayfa ve hesabın kalıcı olarak kapatılması yer almaktadır.

Kurul, Facebook'un bu konuyu değerlendirerek platformundaki diğer kullanıcılar için geçerli kurallarla tutarlı olan, orantılı bir yanıt belirlemesi ve gerekçelendirmesi gerektiği noktasında ısrarcıdır. Facebook bu konuya ilişkin değerlendirmesini, bu kararın verildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde tamamlamalıdır. Kurul ayrıca Facebook'a, kamu emniyetini artıracak ve ifade özgürlüğüne riayet edecek net, gerekli ve orantılı ilkeler geliştirmek için uygulayabileceği ilke tavsiyelerinde bulunmuştur.

Vaka hakkında

Seçimler demokrasinin ayrılmaz bir parçasıdır. 2020 seçici delege oylarının sayılmakta olduğu 6 Ocak 2021'de, bir grup gösterici Washington D.C.'deki ABD Kongre Binasına zorla girmiştir. Bu şiddet eylemi, anayasal süreci tehdit etmiştir. Bu şiddet eylemi sırasında beş kişi hayatını kaybetmiş ve çok sayıda kişi yaralanmıştır. Bu olaylar sırasında dönemin Başkanı Donald Trump iki içerik paylaşmıştır.

ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 16:21'de ayaklanma devam ederken Sayın Trump, Facebook ve Instagram'da bir video paylaşmıştır:

I know your pain. I know you're hurt. We had an election that was stolen from us. It was a landslide election, and everyone knows it, especially the other side, but you have to go home now. We have to have peace. We have to have law and order. We have to respect our great people in law and order. We don't want anybody hurt. It’s a very tough period of time. There's never been a time like this where such a thing happened, where they could take it away from all of us, from me, from you, from our country. This was a fraudulent election, but we can't play into the hands of these people. We have to have peace. So go home. We love you. You're very special. You've seen what happens. You see the way others are treated that are so bad and so evil. I know how you feel. But go home and go home in peace. (Biliyorum acı içindesiniz. Biliyorum incindiniz. Ortada bizden çalınan bir seçim var. Özellikle karşı taraf olmak üzere hepimiz biliyoruz ki bu ezici bir farkla kazandığımız bir seçimdi. Fakat şu an evlerinize dönmelisiniz. Barış içinde olmalıyız. Kanun ve düzen içinde olmalıyız. Kanun ve düzen için çalışan güzel insanlarımıza saygılı olmalıyız. Kimseye zarar gelmesini istemiyoruz. Bu çok zor bir dönem. Böyle bir şeyin yaşandığı ve bunu benden, sizden, ülkemizden, hepimizden alabildikleri bir zaman hiç olmadı. Bu hileli bir seçimdi ama bu insanların eline koz veremeyiz. Barış içinde olmalıyız. Bu nedenle evlerinize dönün. Sizi seviyoruz. Siz çok özelsiniz. Neler olduğunu gördünüz. Başkalarına nasıl kötü ve nefretle davranıldığını görüyorsunuz. Nasıl hissettiğinizi biliyorum. Ama evlerinize dönün ve barış içinde dönün.)

ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 17:41'de Facebook, Tehlikeli Kişi ve Örgütlere ilişkin Topluluk Standardını ihlal ettiği gerekçesiyle bu gönderiyi kaldırmıştır.

ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 18:07'de polis Kongre binasında emniyeti sağlarken, Sayın Trump Facebook'ta yazılı bir açıklama paylaşmıştır:

These are the things and events that happen when a sacred landslide election victory is so unceremoniously viciously stripped away from great patriots who have been badly unfairly treated for so long. Go home with love in peace. Remember this day forever! (Bunlar, kutsal ve ezici bir seçim zaferinin, çok uzun zamandır kötü ve adaletsiz davranılan müthiş vatanseverlerin elinden bu derece kabaca ve zalimce alındığı zaman yaşanan olaylar. Sevgi ve barışla evinize dönün. Bugünü de sonsuza kadar hatırlayın!)

ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 18:15'te Facebook, Tehlikeli Kişi ve Örgütlere ilişkin Topluluk Standardını ihlal ettiği gerekçesiyle bu gönderiyi kaldırmıştır. Ayrıca Sayın Trump'ın 24 saat boyunca Facebook veya Instagram'da paylaşımda bulunmasını engellemiştir.

7 Ocak'ta Sayın Trump'ın gönderileri, Facebook dışındaki son iletişimleri ve Kongre binasındaki şiddetin büyüklüğüne ilişkin ilave bilgiler ayrıntılı olarak incelendikten sonra Facebook, bu engellemeyi "süresiz olarak ve en azından iktidarın barışçıl devri tamamlanana kadar en az iki hafta süreyle" uzatmıştır.

20 Ocak'ta Başkan Joe Biden'ın göreve başlamasıyla birlikte Sayın Trump, Amerika Birleşik Devletleri başkanı unvanını devretmiştir.

21 Ocak'ta Facebook bu vakayı Kurula yönlendirdiğini duyurmuştur. Facebook, 7 Ocak'ta Sayın Trump'ın Facebook ve Instagram'da içerik paylaşma erişimini süresiz olarak kaldırma yönünde verdiği kararın doğru olup olmadığını sormuştur. Şirket ayrıca, kullanıcının siyasi bir lider olduğu durumlarda askıya alma cezaları hakkında tavsiyeler talep etmiştir.

Facebook bunun öncesinde, 6 Ocak'taki iki gönderiye ek olarak, Donald J. Trump Facebook sayfasında paylaşılan organik içeriklerde Topluluk Standartları'nı ihlal eden beş ayrı içerik tespit etmiştir ve bunlardan üç tanesi son bir yıl içerisindedir. İhlal teşkil eden beş gönderi kaldırılmış ancak hesap düzeyinde yaptırım uygulanmamıştır.

Önemli bulgular

Kurul, Sayın Trump'ın 6 Ocak'taki iki gönderisinin Facebook Topluluk Standartlarını ve Instagram Topluluk Kurallarını ağır bir şekilde ihlal ettiğini tespit etmiştir. İlk gönderideki "We love you. You’re very special" (Sizi seviyoruz. Siz çok özelsiniz) ile ikinci gönderideki "great patriots" (müthiş vatanseverler) ve "remember this day forever" (bugünü de sonsuza kadar hatırlayın) ifadeleri, şiddet faaliyetlerine karışan kişilerin övülmesini veya desteklenmesini yasaklayan Facebook kurallarını ihlal etmiştir.

Kurul, seçimde hile yapıldığına dair temellendirilmemiş söylemlerini sürdürerek ve sürekli eylem çağrılarında bulunarak, Sayın Trump'ın ciddi şiddet riskini olası kılan bir ortam yarattığını tespit etmiştir. Sayın Trump'ın gönderilerini paylaştığı zaman zarfında açık bir biçimde anlık zarar görme riski bulunmaktadır ve kendisinin ayaklanmalara karışanları destekleyen sözleri, göstericilerin şiddet dolu eylemlerini gerekçelendirmiştir. Başkan olduğu dönemde Sayın Trump son derece yüksek nüfuza sahipti. Facebook'ta 35 milyon ve Instagram'da 24 milyon takipçisiyle, gönderileri oldukça geniş bir kitleye erişmekteydi.

İhlallerin ciddiyeti ve devam eden şiddet riski göz önünde bulundurulduğunda, Facebook'un 6 Ocak'ta Sayın Trump'ın hesaplarını askıya alması ve 7 Ocak'ta bu askıya alma cezasının süresini uzatması, gerekçeli kararlardır.

Bununla birlikte, Facebook'un "süresiz" askıya alma cezası uygulaması uygun bulunmamıştır.

Facebook'un, hesabın geri yüklenip yüklenmeyeceğine ve yüklenecekse ne zaman geri yükleneceğine dair hiçbir kriter olmadan, bir kullanıcıyı süresiz olarak platform dışında tutmasına izin verilemez.

Facebook bu cezayı uygularken yayınlanmış net bir prosedür izlememiştir. Şirketin içerik ilkelerinde "süresiz" askıya alma tanımı bulunmamaktadır. Facebook'un normal cezaları arasında ihlalde bulunan içeriklerin kaldırılması, süreli askıya alma cezası uygulanması veya sayfa ve hesabın kalıcı olarak kapatılması yer almaktadır.

Facebook'un görevi, içerik ilkelerinin ağır ihlallerine yanıt olarak gerekli ve orantılı cezalar oluşturmaktır. Kurulun görevi, Facebook'un kural ve süreçlerinin, şirketin içerik ilkeleriyle, değerleriyle ve insan hakları taahhütleriyle tutarlı olmasını sağlamaktır.

Facebook, önce muğlak ve standartsız bir ceza uygulayıp sonra da bu vakayı çözümlemesi için Kurula yönlendirerek, sorumluluklarından kaçınmaya çalışmaktadır. Kurul Facebook'un isteğini geri çevirmektedir ve Facebook'un tanımlanmış bir ceza uygulaması ve bu cezayı gerekçelendirmesi yönünde ısrarcıdır.

Gözetim Kurulunun kararı

Gözetim Kurulu, Facebook'un 7 Ocak 2021 tarihli, Sayın Trump'ın Facebook ve Instagram'da içerik paylaşma erişimini askıya alma kararını onaylamıştır. Ancak Facebook Sayın Trump'ın hesaplarını "süresiz" olarak askıya aldığından, şirket bu cezayı tekrar değerlendirmelidir.

Facebook, bu karardan itibaren altı ay içerisinde, 7 Ocak'ta uyguladığı keyfi cezayı yeniden incelemeli ve uygun cezaya karar vermelidir. Bu ceza, ihlalin ciddiyetine ve gelecekte zarara yol açma potansiyeline dayalı olmalıdır. Ceza aynı zamanda Facebook'un ağır ihlallere yönelik kurallarıyla tutarlı olmalı, bu kurallar da net, gerekli ve orantılı olmalıdır.

Facebook'un Sayın Trump'ın hesaplarını geri yüklemeye karar vermesi halinde şirket, Kurulun aşağıdaki ilke tavsiyelerine yanıt olarak yapılan değişiklikler de dahil olmak üzere, ilgili kurallarını bu karara uygulamalıdır. Bu senaryoda Facebook, daha sonra yapılan tüm ihlalleri çabuk bir biçimde ve yürürlükteki içerik ilkelerine uygun şekilde ele almalıdır.

Kurulun azınlıkta kalan kısmı, Facebook'un insan hakları konusunda olumsuz etkilerin tekrarlanmasını önlemek ve askıya alma cezası sonrasında hesaplarının geri yüklenmesini isteyen kullanıcıların hatalarının farkına varmasını ve gelecekte kurallara uyacağını taahhüt etmesini sağlamak için adımlar atması gerektiğini vurgulamıştır.

Facebook bu vakayı Kurula yönlendirirken açık bir şekilde, "kullanıcının siyasi bir lider olduğu durumlarda askıya alma cezaları hakkında Kuruldan gözlemler veya tavsiyeler" istemiştir.

Kurul, ilkelere yönelik tavsiye bildiriminde, siyasi liderlerin ve diğer yüksek nüfuzlu kişilerin yol açtığı ciddi zarar riskleri hakkında Facebook'un ilkelerine yön vermek için çeşitli tavsiyelerde bulunmuştur.

Geniş hedef kitlelere sahip diğer kullanıcıların da ciddi zarar risklerine katkıda bulunabileceğini göz önünde bulunduran Kurul, siyasi liderler ile yüksek nüfuzlu diğer kişiler arasında katı bir ayrım yapmanın her zaman faydalı olmayacağını dile getirmiştir.

Tüm kullanıcıların aynı kurallara tabi olması gerekmekle birlikte, zarar olasılığını ve yakınlığını değerlendirirken bağlam büyük öneme sahiptir. Nüfuz sahibi kullanıcıların gönderileri yüksek zarar olasılığı doğurduğunda, Facebook hızla harekete geçerek kurallarını uygulamalıdır. Facebook her ne kadar bu vakada "haber değeri" istisnasını uygulamadığı yönünde açıklama yapmış olsa da Kurul, nüfuz sahibi kullanıcılarla ilgili kararlar hakkındaki yaygın kafa karışıklığını gidermesi için Facebook'a çağrıda bulunmuştur. Kurul, ciddi zarar olasılığını önlemek için ivedi müdahale gerektiren durumlarda, haber değeri taşıma etkeninin öncelik taşımaması gerektiğini vurgulamıştır.

Facebook, nüfuz sahibi kullanıcılara karşı hesap düzeyinde yaptırım uygularken kullandığı kuralları herkese açıklamalıdır. Bu kurallar, Facebook önemli zarar riskini azaltmak için nüfuz sahibi bir kullanıcının hesabına süreli bir askıya alma cezası uyguladığında, askıya alma cezası sona ermeden önce riskin kaybolup kaybolmadığını değerlendirmesini sağlamalıdır. Facebook'un o anda kullanıcının ciddi olası şiddet, ayrımcılık veya başka bir hukuk dışı eylem riski teşkil ettiğini tespit etmesi halinde, önlemlerin kamu emniyetini korumak için gerekli ve risk ile orantılı olduğu durumlarda, bir kez daha süreli askıya alma cezası uygulanmalıdır.

Kurul, devlet başkanlarının ve diğer üst düzey devlet yetkililerinin zarara yol açma konusunda diğer insanlardan daha fazla güce sahip olabileceğini ifade etmiştir. Bir devlet başkanının veya üst düzey devlet yetkilisinin sürekli olarak uluslararası insan hakları normları kapsamında risk teşkil eden mesajlar paylaşması durumunda, Facebook olası zarara karşı koruma sağlamak için yeterli bir süre boyunca hesabı askıya almalıdır. Askıya alma süreleri kötüye kullanımdan caydıracak kadar uzun olmalıdır ve gerekli olduğu durumlarda hesabın veya sayfanın silinmesini içerebilir.

Kurulun Facebook'a diğer tavsiyeleri şu yönde olmuştur:

  • Yüksek nüfuz sahibi kullanıcıların siyasi ifadelerinin yer aldığı içerikleri, dilbilimsel ve siyasi bağlama aşina olan uzman personele hızlı bir şekilde iletme. Bu personel hem siyasi ve ekonomik müdahalelerden hem de haksız nüfuz kullanımından yalıtılmalıdır.
  • Tüm dünyadaki nüfuz sahibi hesapların zarar risklerini değerlendirmek üzere yeterli miktarda kaynak ve uzmanlık tahsis etme.
  • Kullanıcıların haber değeri taşıma istisnasının uygulanmasına ve bu istisnanın nüfuz sahibi hesaplara nasıl uygulandığına ilişkin süreci ve kriterleri anlayıp değerlendirebilmesi amacıyla daha fazla bilgi sağlama. Şirket ayrıca çapraz kontrol değerlendirmesinin gerekçesini, standartlarını ve süreçlerini net bir şekilde açıklamalı ve olağan yaptırım prosedürlerine kıyasla çapraz kontrol aracılığıyla verilen kararların görece hata oranlarını raporlamalıdır.
  • Facebook'un seçimde hile yapıldığı söylemine ve Amerika Birleşik Devletleri'nde 6 Ocak'taki şiddet eylemleriyle sonuçlanan gerginlik ortamına potansiyel katkılarının kapsamlı bir değerlendirmesini üstlenme. Bu kapsamda, Facebook'un yaptığı ve platformunun kötüye kullanılmasına müsaade edebilecek tüm tasarım ve ilke seçimleri açıkça incelenmelidir.
  • Uluslararası ceza hukuku, insan hakları hukuku ve insani hukuk kapsamındaki ciddi ihlallerin soruşturulmasına ve potansiyel olarak kovuşturulmasına yardımcı olmak için bilgileri nasıl topladığını, nasıl muhafaza ettiğini ve gerektiğinde nasıl paylaştığını kurumsal insan hakları ilkesinde açıkça ifade etme.
  • Profilleri, sayfaları, grupları ve hesapları kısıtlarken kullandığı ihtar ve ceza sürecini Facebook Topluluk Standartları'nda ve Instagram Topluluk Kuralları'nda açıklama.
  • Bilgilerin bölgeye ve ülkeye göre kırılımlarına da yer vererek profil, sayfa ve hesap kısıtlamalarının sayısını şeffaflık raporlarına ekleme.
  • Kullanıcılara kendilerine verilen ihlal, ihtar ve ceza sayısı ile gelecekteki ihlallerin yol açacağı sonuçlar hakkında erişilebilir bilgiler sağlama.
  • Olağan süreçlerinin olası zararı önleyemeyeceği veya savuşturamayacağı kriz anlarında veya emsalsiz durumlarda Facebook'un müdahale biçimini belirleyen bir ilke geliştirme ve yayınlama. Bu yönerge, kararın sabit bir sürede değerlendirilme zorunluluğu da dahil olmak üzere, söz konusu eylemler için uygun parametreler ortaya koymalıdır.

*Vaka özetleri sadece vakaya genel bakış niteliğinde olup emsal teşkil etmez.

Vaka kararı tam metni

Bu vakada Facebook, Kuruldan iki soruyu cevaplamasını istemiştir:

Söz hakkı ve emniyet konusundaki taahhüdü başta olmak üzere Facebook'un değerleri göz önünde bulundurulduğunda, Facebook'un 7 Ocak 2021'de Donald J. Trump'ın Facebook ve Instagram'da içerik paylaşma erişimini süresiz olarak kaldırma kararı doğru muydu?

Facebook, kurulun süresiz askıya alma cezasını onaylama veya bozma hükmünün yanı sıra, kullanıcının siyasi bir lider olduğu durumlarda askıya alma cezaları hakkında kuruldan gözlemler veya tavsiyeler de istemektedir.

1. Karar özeti

Kurul, 7 Ocak 2021'de Facebook'un vermiş olduğu, dönemin Başkanı Donald Trump'ın Facebook sayfasında ve Instagram hesabında içerik paylaşma erişimini kısıtlama kararını onaylamaktadır.

Bununla birlikte, Facebook'un süresiz askıya alma şeklinde belirsiz ve standartsız bir ceza uygulaması uygun bulunmamıştır. Facebook'un normal cezaları arasında ihlalde bulunan içeriklerin kaldırılması, süreli askıya alma cezası uygulanması veya sayfa ve hesabın kalıcı olarak kapatılması yer almaktadır.

Kurul, Facebook'un bu konuyu değerlendirerek platformundaki diğer kullanıcılar için geçerli kurallarla tutarlı olan, orantılı bir yanıt belirlemesi ve gerekçelendirmesi gerektiği noktasında ısrarcıdır. Facebook bu konuya ilişkin değerlendirmesini, bu kararın verildiği tarihten itibaren altı ay içerisinde tamamlamalıdır. Kurul ayrıca Facebook'a, kamu emniyetini artıracak ve ifade özgürlüğüne riayet edecek net, gerekli ve orantılı ilkeler geliştirmek için uygulayabileceği ilke tavsiyelerinde bulunmuştur.

2. Vaka açıklaması

Seçimler demokrasinin ayrılmaz bir parçasıdır. Dünyanın dört bir yanındaki insanlara ülkelerini yönetme ve sosyal ihtilafları barış içinde çözümleme olanağı tanır. Amerika Birleşik Devletleri Anayasasına göre başkan, Seçim Kurulu oylarının sayılmasıyla seçilir. 2020 seçici delege oylarının sayılmakta olduğu 6 Ocak 2021'de, bir grup gösterici, seçici delege oylarının sayılmakta olduğu ABD Kongre binasına zorla girmiş ve anayasal süreci tehdit etmiştir. Bu şiddet eylemi sırasında beş kişi hayatını kaybetmiş ve çok sayıda kişi yaralanmıştır.

6 Ocak öncesinde dönemin Başkanı Donald Trump, herhangi bir kanıt olmaksızın, Kasım 2020 başkanlık seçiminin çalındığını iddia etmiştir. Sayın Trump ve başkaları tarafından, seçim hilesi iddialarıyla açılan 70'i aşkın dava reddedilmiştir ve dönemin Başsavcısı, yapılan soruşturmanın ardından "seçim sonucunun değişmesine sebep olabilecek ölçekte" herhangi bir hile yapılmadığını dile getirmiştir. Buna rağmen Sayın Trump, Facebook'un da dahil olduğu çeşitli mecralarda bu temellendirilmemiş iddialarda bulunmaya devam etmiş ve 6 Ocak için planlanan bir mitingden bahsetmiştir:

  1. 19 Aralık 2020'de Trump Facebook sayfası şu gönderiyi paylaşmıştır: "Peter Navarro releases 36-page report alleging election fraud 'more than sufficient' to swing victory to Trump - A great report by Peter. Statistically impossible to have lost the 2020 Election. Big protest in D.C. on January 6th. Be there, will be wild! (Seçim hileleri hakkında Peter Navarro'nun yayınladığı 36 sayfalık rapor, Trump'ın kazandığı zaferi belgelemek için 'fazlasıyla yeterli' - Peter harika bir rapor kaleme almış. 2020 Seçimini kaybetmiş olmamız istatistiksel olarak imkansız. 6 Ocak'ta D.C.'de büyük bir protesto düzenliyoruz. Orada olun, çok vahşi olacak!)"
  2. 1 Ocak 2021'de Trump Facebook sayfası şu gönderiyi paylaşmıştır: "The BIG Protest Rally in Washington, D.C., will take place at 11.00 A.M. on January 6th. Locational details to follow. StopTheSteal! (Washington, D.C.'deki BÜYÜK Protesto Mitingi 6 Ocak 11.00'de gerçekleşecek. Konum detaylarını paylaşacağım. Hırsızlığa Dur De!)"

6 Ocak 2021 sabahında Sayın Trump, Beyaz Saray yakınlarında bir mitinge katılmış ve bir konuşma yapmıştır. Seçimi kendisinin kazandığı yönünde temellendirilmemiş iddialarda bulunmaya devam etmiş ve Başkan Yardımcısının öyle bir yetkisi olmamasına rağmen, Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Başkan Seçilen Joe Biden'ın zaferini bozması gerektiğini öne sürmüştür. Kendisi ayrıca "hırsızlığa dur diyeceğiz" ve "Kongre Binasına gidiyoruz" sözlerini sarf etmiştir.

Mitinge katılan pek çok kişi daha sonra ABD Kongre Binasına doğru ilerlemiş ve bölgede zaten toplanmış olan protestoculara katılmıştır. Çok sayıda protestocu Kongre binasının güvenlik görevlilerine saldırmış, şiddet kullanarak binaya girmiş ve Kongre binası genelinde ayaklanma çıkarmıştır. Sayın Pence ve diğer Kongre üyeleri, şiddet eylemlerinde ciddi riske maruz bırakılmıştır. Beş kişi hayatını kaybetmiş ve çok sayıda kişi yaralanmıştır.

Bu olaylar sırasında Sayın Trump, Facebook sayfasında (en az 35 milyon takipçisi bulunmaktaydı) bir video ve bir demeç paylaşmıştır ve aynı video Instagram hesabında da paylaşılmıştır (en az 24 milyon takipçisi bulunmaktaydı). Gönderilerde 2020 seçiminin "çalındığı" ve "ellerinden alındığı" dile getirilmiştir. Gönderilerde, o anda Kongre binasında ayaklanma çıkaranlar övülmüş ve desteklenmiş, bir yandan da barışçıl kalmaları yönünde kendilerine çağrıda bulunulmuştur. Hem Facebook sayfasındaki sayfa adının hem de Instagram hesabındaki hesap adının yanında mavi onay işareti bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, Facebook ilgili hesabın "tanınmış kişiyi temsil eden gerçek varlık" olduğunu onaylamıştır.

ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 16:21'de ayaklanma devam ederken paylaşılan bir dakikalık videoda Sayın Trump şunları söylemiştir:

I know your pain. I know you're hurt. We had an election that was stolen from us. It was a landslide election, and everyone knows it, especially the other side, but you have to go home now. We have to have peace. We have to have law and order. We have to respect our great people in law and order. We don't want anybody hurt. It’s a very tough period of time. There's never been a time like this where such a thing happened, where they could take it away from all of us, from me, from you, from our country. This was a fraudulent election, but we can't play into the hands of these people. We have to have peace. So go home. We love you. You're very special. You've seen what happens. You see the way others are treated that are so bad and so evil. I know how you feel. But go home and go home in peace. (Biliyorum acı içindesiniz. Biliyorum incindiniz. Ortada bizden çalınan bir seçim var. Özellikle karşı taraf olmak üzere hepimiz biliyoruz ki bu ezici bir farkla kazandığımız bir seçimdi. Fakat şu an evlerinize dönmelisiniz. Barış içinde olmalıyız. Kanun ve düzen içinde olmalıyız. Kanun ve düzen için çalışan güzel insanlarımıza saygılı olmalıyız. Kimseye zarar gelmesini istemiyoruz. Bu çok zor bir dönem. Böyle bir şeyin yaşandığı ve bunu benden, sizden, ülkemizden, hepimizden alabildikleri bir zaman hiç olmadı. Bu hileli bir seçimdi ama bu insanların eline koz veremeyiz. Barış içinde olmalıyız. Bu nedenle evlerinize dönün. Sizi seviyoruz. Siz çok özelsiniz. Neler olduğunu gördünüz. Başkalarına nasıl kötü ve nefretle davranıldığını görüyorsunuz. Nasıl hissettiğinizi biliyorum. Ama evlerinize dönün ve barış içinde dönün.)

ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 17:41'de Facebook, Tehlikeli Kişi ve Örgütlere ilişkin Topluluk Standardını ihlal ettiği gerekçesiyle bu gönderiyi kaldırmıştır.

Sayın Trump ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 18:07'de polis güçleri Kongre binasını çevrelerken şu yazılı demeci paylaşmıştır:

These are the things and events that happen when a sacred landslide election victory is so unceremoniously viciously stripped away from great patriots who have been badly unfairly treated for so long. Go home with love in peace. Remember this day forever! (Bunlar, kutsal ve ezici bir seçim zaferinin, çok uzun zamandır kötü ve adaletsiz davranılan müthiş vatanseverlerin elinden bu derece kabaca ve zalimce alındığı zaman yaşanan olaylar. Sevgi ve barışla evinize dönün. Bugünü de sonsuza kadar hatırlayın!)

ABD Doğu Standart Saatiyle (EST) 18:15'te Facebook, Tehlikeli Kişi ve Örgütlere ilişkin Topluluk Standardını ihlal ettiği gerekçesiyle bu gönderiyi kaldırmış ve Sayın Trump'ın Facebook ve Instagram'da paylaşımda bulunma olanağını 24 saat süreyle engellemiştir.

7 Ocak 2021 tarihinde Sayın Trump'ın gönderileri, Facebook dışındaki son iletişimleri ve Kongre binasındaki şiddetin büyüklüğüne ilişkin ilave bilgiler ayrıntılı olarak incelendikten sonra Facebook, bu engellemeyi "süresiz olarak ve en azından iktidarın barışçıl devri tamamlanana kadar en az iki hafta boyunca" uzatmıştır. Facebook, Sayın Trump'ın "platformumuzu demokratik yollarla seçilmiş hükümete karşı şiddetli ayaklanmayı kışkırtmak" için kullandığını belirtmiştir.

6 Ocak'ı izleyen günlerde ayaklanmaya katılanlardan bazıları, tüm bunları başkanın ısrarı üzerine yaptığını kamuya açık bir şekilde dile getirmiştir. Katılımcılardan birinin Washington Post'ta yayınlanan (16 Ocak 2021) sözleri şu şekildedir: "I thought I was following my president. . . . He asked us to fly there. He asked us to be there. So I was doing what he asked us to do (Başkanımı takip ettiğimi düşünüyordum. . . . Bizden oraya uçmamızı istedi. Bizden orada olmamızı istedi. Ben de onun bizden istediklerini yapıyordum)." Çekilen bir videoda, Kongre binasının merdivenlerindeki bir gösterici, bir polis memuruna şu şekilde bağırmaktadır: "We were invited here! We were invited by the president of the United States! (Bizler buraya davet edildik! Bizler Amerika Birleşik Devletleri başkanı tarafından davet edildik!)"

District of Columbia 6 Ocak'ta olağanüstü hal ilan etmiş ve yine aynı gün bu ilanı 21 Ocak'a kadar uzatmıştır. 27 Ocak'ta ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), "DHS olarak Amerika Birleşik Devletleri genelinde Başkanlık Devir Teslim Törenini izleyen haftalarda devam edeceğini öngördüğümüz yüksek tehdit ortamı" uyarısında bulunduğu bir Ulusal Terör Tavsiye Sistemi Bülteni yayınlamıştır. Kurum şu açıklamayı yapmıştır: "şiddet yanlıları 2021'in ilk ayları boyunca eylemlerini sürdürecektir ve bazı aşırı görüşlü şiddet yanlıları, seçilmiş yetkilileri ve devlet binalarını hedeflemek için 6 Ocak 2021 tarihinde Washington, D.C.'deki ABD Kongre binasında gerçekleşen ayaklanmalardan cesaret alabilir."

Facebook'un içerik ilkelerini ihlal ettiği tespit edilen gönderiler kaldırılmış olsa da, Sayın Trump'ın Facebook sayfası ve Instagram hesabı, Facebook'ta ve Instagram'da hâlâ herkese açıktır. Sayfada veya hesapta Facebook'un uyguladığı kısıtlamalar hakkında herhangi bir bildirim bulunmamaktadır. 21 Ocak 2021'de Facebook bu vakayı Gözetim Kuruluna yönlendirdiğini duyurmuştur.

Facebook bunun öncesinde, 6 Ocak 2021'deki iki gönderiye ek olarak, Donald J. Trump Facebook sayfasında paylaşılan organik içeriklerde Topluluk Standartları'nı ihlal eden beş ayrı içerik tespit etmiştir ve bunlardan üç tanesi son bir yıl içerisindedir. İhlal teşkil eden beş gönderi kaldırılmış fakat hesap düzeyinde yaptırım uygulanmamıştır. Kurulun herhangi bir ihtar verilip verilmediğine ilişkin sorusu karşısında Facebook, sayfanın COVID-19 Hakkında Yanlış Bilgiler ve Zarar ilkesini ihlal eden bir gönderi için Ağustos 2020'de bir defa ihtar aldığını belirtmiştir. Facebook, kaldırdığı diğer ihlal teşkil eden içeriklerin neden ihtarla sonuçlanmadığını açıklamamıştır.

Facebook, "haber değeri taşıma istisnası" doğrultusunda, normalde ilkelerine aykırı olsa bile "haber değeri taşıdığını ve kamu yararı gözetilerek paylaşıldığını" düşündüğü içeriklerin platformda kalmasına izin verebilmektedir. Facebook, "Trump Facebook sayfası veya Instagram hesabı tarafından paylaşılan içeriklere haber değeri taşıma istisnasını daha önce hiç uygulamadığını" öne sürmüştür.

Facebook, Kurulun sorularını yanıtlarken, "Trump'ın Facebook Sayfasından ve Instagram Hesabından, içerik değerlendirme görevlilerinin veya otomasyon araçlarının başta Facebook Topluluk Standartları'nı ihlal ettiğini düşünerek işaretlediği ancak inceleme sonrasında ihlal teşkil etmediği belirlenen 20 ayrı içerik olduğu" bilgisini paylaşmıştır.

Facebook, Kurula yaptığı açıklamada "yaptırım hatalarını en aza indirmek" amacıyla, bazı "tanınmış" hesaplar için "çapraz kontrol" sistemi uyguladığını belirtmiştir. Bu hesaplar söz konusu olduğunda Facebook, Topluluk Standartlarını ihlal ettiği tespit edilen içerikleri ilave dahili değerlendirmeye göndermektedir. Facebook, bu yönlendirmenin ardından içeriğin ihlal teşkil edip etmediğine karar vermektedir. Kurula yaptığı açıklamada Facebook, "siyasi liderlerin paylaştığı içeriklerin daha fazla müsamaha görmesi yönünde genel bir kuralının olmadığını" söylemiştir. "Çapraz kontrol" sisteminin varlığı, uygulanan genel kurallar aynı olsa bile karar süreçlerinin bazı "tanınmış" kullanıcılar için farklı olduğu anlamına gelmektedir.

3. Yetki ve kapsam

Gözetim Kurulu, Facebook tarafından yönlendirilen kapsamlı bir dizi soruyu değerlendirme yetkisine sahiptir (Tüzük Madde 2, Kısım 1; İç Yönetmelikler Madde 2, Kısım 2.1). Bu sorular karşısında verilen kararlar bağlayıcıdır ve tavsiyeler barındıran ilke tavsiyesi beyanları içerebilir. Bu tavsiyeler bağlayıcı değildir ancak Facebook'un bunları yanıtlama zorunluluğu vardır (Tüzük Madde 3, Kısım 4). Kurul, itirazların şeffaf ve prensipli bir biçimde ele alınması için bağımsız bir şikayet mekanizmasıdır.

4. İlgili standartlar

Tüzüğü gereği Gözetim Kurulu, tüm vakaları aşağıdaki standartlar ışığında değerlendirmelidir:

I. Facebook'un içerik ilkeleri:

Facebook için kullanıcıların Facebook'ta neleri paylaşamayacağını belirleyen Topluluk Standartları, Instagram için ise kullanıcıların Instagram'da neleri paylaşamayacağını belirleyen Topluluk Kuralları bulunmaktadır.

Facebook'un Tehlikeli Kişi ve Örgütlere ilişkin Topluluk Standardı, "Facebook'un terör saldırısı, nefret olayları, toplu katliam veya toplu katliam girişimleri, seri cinayetler, nefret suçları ve ihlalde bulunan olaylar olarak belirlediği olayları öven, destekleyen ya da temsil eden içeriklere" izin vermemektedir. Ayrıca nefret örgütlerini, suç örgütlerini ve benzerlerini kastederek, "yukarıdaki örgüt veya bireyleri ya da bunlar tarafından gerçekleştirilen herhangi bir eylemi yücelten içerikleri" de yasaklamaktadır.

Instagram'ın Topluluk Kuralları, "Instagram; terörün, organize suçların veya nefret gruplarının desteklenebileceği veya övülebileceği bir yer değildir" ifadesini ve Tehlikeli Kişi ve Örgütlere ilişkin Topluluk Standardının bağlantısını içermektedir.

Facebook'un Şiddet ve Suça Teşvik hakkındaki Topluluk Standardında "Ciddi bir fiziksel zarar olasılığı veya kamu güvenliğine yönelik tehditler olduğunu düşündüğümüzde içeriği kaldırırız, ilgili hesapları dondururuz ve kolluk kuvvetleriyle birlikte çalışırız" ifadesi yer almaktadır. Standart özellikle şunları yasaklamaktadır: "Yüksek derecede şiddeti savunan ifadeler" ve "Oy verme, seçmen kaydı veya bir seçimin sonucunun uygulanmasına bağlı olarak şiddet uygulamaya yönelik niyet beyanı, eylem çağrısı, koşullandıran veya istek uyandıran ya da şiddeti savunan her türden içerik." Ayrıca "olası şiddet veya fiziksel yaralanma riskine yol açan yanlış bilgileri ve doğrulanamayan söylentileri" de yasaklamaktadır.

Instagram Topluluk Kuralları, Facebook'un "inandırıcı tehditler barındıran içerikleri" kaldırdığını ve "kamusal ve kişisel güvenliğe yönelik ciddi tehditlere" izin verilmediğini belirtmektedir. İki kısımda da Şiddet ve Suça Teşvik hakkındaki Topluluk Standardının bağlantısı yer almaktadır.

Facebook'un Hizmet Koşullarında, bir kullanıcının koşul veya ilkeleri "açıkça, esaslı ya da sürekli olarak" ihlal ettiğinin tespit edilmesi halinde Facebook'un hesaba "erişimi durdurabileceği veya kalıcı olarak engelleyebileceği" belirtilmektedir. Topluluk Standartları'nın giriş kısmında "Topluluk Standartlarımızın ihlal edilmesinin sonuçları, ihlalin ciddiyetine ve ihlalde bulunan kişinin platformdaki geçmişine bağlı olarak değişiklik gösterir" ifadesi yer almaktadır.

Instagram'ın Hizmet Koşullarında Facebook kastedilerek "bizi yasal süreçlere maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmanız ya da bu Kullanım Koşulları'nı veya ilkelerimizi (Instagram Topluluk Kurallarımız dahil) ihlal etmeniz durumunda, topluluğumuzu veya hizmetlerimizi korumak amacıyla size Hizmeti kısmen veya tamamen sunmayı derhal durdurabilir veya reddedebiliriz (buna Facebook Ürünleri'ne ve Facebook Şirketi Ürünleri'ne erişiminizin sonlandırılması veya engellenmesi dahildir)" ifadesi bulunmaktadır. Instagram Topluluk Kurallarında "Bu kuralların dışına çıkarsanız içeriğiniz silinebilir, hesabınız kapatılabilir veya başka kısıtlamalarla karşılaşabilirsiniz" ifadesine yer verilmektedir.

II. Facebook'un değerleri:

Facebook, Topluluk Standartları'nın girişinde vurgulanan ve platformlarında izin verilen unsurlara rehberlik ettiğini dile getirdiği beş değer belirlemiştir. "Söz Hakkı," "Emniyet" ve "Onur" bu değerlerden üçüdür.

Facebook, "Söz Hakkı" değerini "Bazıları katılmasa veya uygunsuz bulsa bile, insanların kendileri için önemli olan sorunları açıkça konuşabilmesini istiyoruz. […] İnsanların kendilerini ifade edebilmesi konusundaki taahhüdümüz bizim için çok önemli ancak istismar söz konusu olduğunda internetin yeni ve artan fırsatlar sağladığının da farkındayız" şeklinde tanımlamaktadır.

Facebook, "Emniyet" değerini şirketin "Facebook'u emniyetli bir yer haline getirme" taahhüdü olarak tanımlamakta ve "insanları tehdit eden ifadeler, başkalarını korkutma, dışlama veya susturma potansiyeli taşır ve Facebook'ta bunlara izin verilmez" ifadesine yer vermektedir.

Facebook, "Onur" değerini "tüm insanlar eşit düzeyde onura ve haklara sahiptir" şeklinde tanımlamakta ve "insanlardan başkalarının onuruna saygı duymalarını, başkalarını taciz etmemelerini ve aşağılamamalarını bekliyoruz" ifadesine yer vermektedir.

III. İnsan hakları standartları:

16 Mart 2021 tarihinde Facebook, BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler (BM Rehber İlkeleri) kapsamında haklara riayet etme taahhüdünü bir kez daha dile getirdiği kurumsal insan hakları ilkesiniduyurmuştur. 2011 yılında BM İnsan Hakları Konseyi tarafından desteklenen BM Rehber İlkeleri, özel işletmelerin insan haklarına yönelik sorumlulukları için gönüllülük esasına dayalı bir çerçeve tesis etmektedir. BM Rehber İlkelerine bağlı bir küresel şirket olan Facebook, faaliyet gösterdiği her yerde uluslararası insan hakları standartlarına riayet etmelidir. Facebook'un kararını Facebook'un tabi olduğu uluslararası insan hakları standartları açısından değerlendirmek üzere Gözetim Kuruluna çağrıda bulunulmuştur.

Kurul bu vakada Facebook'un insan hakları sorumluluklarını, aşağıdakiler de dahil olmak üzere insan hakları standartları ışığında analiz etmiştir:

  • İfade özgürlüğü hakkı: Genel Yorum No. 34, İnsan Hakları Komitesi (2011) (Genel Yorum 34) tarafından yorumlandığı şekliyle Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR), Madde 19 ve 20; Rabat Eylem Planı, OHCHR, (2012); Fikir ve ifade özgürlüğü hakkında BM Özel Raportörü raporu A/HRC/38/35 (2018); Uluslararası ifade özgürlüğü denetçilerinin COVID-19 hakkında Ortak Beyanı (Mart, 2020).
  • Yaşama hakkı: ICCPR Madde 6.
  • Kişinin güvenlik hakkı: ICCPR Madde 9, paragraf 1.
  • Ayrımcılığa maruz kalmama hakkı: ICCPR Madde 2 ve 26; Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICERD), Madde 1 ve 4.
  • Kamusal meselelere katılım ve oy kullanma hakkı: ICCPR Madde 25.
  • Çözüm yoluna başvurma hakkı: ICCPR Madde 2; Genel Yorum No. 31, İnsan Hakları Komitesi (2004) (Genel Yorum 31); BM Rehber İlkeleri, İlke 22.

5. İçerik üreticinin beyanı

Facebook bir vakayı Kurula yönlendirdiğinde, Kurul içerikten sorumlu kişiye bir beyanda bulunma fırsatı tanır. Bu vakada bu beyan, Sayın Trump'ın adına American Center for Law and Justice ve bir sayfa yöneticisi adına gönderilmiştir. Bu beyanda Kurulun "ABD eski Başkanı Donald Trump'ın Facebook hesabındaki süresiz askıya alma cezasının geri çevrilmesi" istenmektedir.

Beyanda 6 Ocak 2021 tarihinde Facebook ve Instagram'dan kaldırılan gönderilerden ve Sayın Trump'ın aynı günün önceki saatlerinde yaptığı konuşmadan bahsedilmektedir. Gönderilerin "o gün Kongre binasında ve civarında bulunan kişilere barışçıl olmaları, yasalara uymaları ve polise saygılı olmaları yönünde çağrıda bulunduğu" ve "gönderilerin ikisinin de kamu emniyetine tehdit veya şiddete teşvik olarak görülmesinin anlaşılmaz olduğu" dile getirilmektedir. "Kendisinin konuşmasında asla ayaklanma çağrısı, şiddete teşvik ve kamu emniyetine herhangi bir tehdit olmadığı fazlasıyla barizdir" ifadesini içeren beyanda, "Trump'ın konuşmasıyla Kongre binası baskını arasında ciddi herhangi bir bağın kesinlikle olmadığı" öne sürülmektedir.

Beyanda Facebook'un kısıtlamaları uygulama sebeplerinden de bahsedilmektedir. "Sayın Trump'ın miting katılımcılarına söylediği herhangi bir şeyin kamu emniyetine tehdit olarak yorumlanması makul ölçüde mümkün olmadığı" için Facebook'un kısıtlama dayanağının emniyetle ilgili olamayacağı söylenmektedir. Ayrıca "emniyeti etkileyeceğinden şüphe edilen her türlü içerik, gerçek şiddet riskiyle doğrudan ve bariz bağlantılı olmalıdır" ifadesi yer almaktadır. Beyanda ayrıca miting konuşmasında kullanılan "kavga" sözcüğünün "kanun çerçevesinde siyasi ve toplumsal etkileşime çağrı ile bağlantılı" olduğu belirtilmekte ve "bunlar şiddet içerikli bir ayaklanma veya hukuk dışı eylem çağrısı niyeti taşımamakta olup, makul bir izleyici veya dinleyici de konuşmanın böyle bir niyet taşıdığına asla inanmayacaktır" neticesine yer verilmektedir.

Beyanda "Kongre binası baskını" konusuna da değinilmektedir. "Trump'ın tüm gerçek siyasi destekçilerinin yasalara uyduğu" dile getirilmekte ve baskının "kesinlikle dış güçlerin etkisi altında gerçekleştiği ve çok büyük ihtimalle dış güçlerce tetiklendiği" söylenmektedir. Oath Keepers adlı örgütün üyelerine karşı federal şikayette bulunulduğu belirtilmekte ve grubun "Sayın Trump veya kendisinin siyasi organizasyonu ile hiçbir ilgisi olmadığı" ifade edilmektedir. Ayrıca Oath Keepers adlı örgütün "tıpkı parazitler gibi Trump'ın mitinginden istifade ettiği ve Seçim Kurulu tartışmasını kendi emellerine alet ettiği" dile getirilmektedir.

Ayrıca söz konusu iki gönderi "sadece barış ve emniyet çağrısında bulunduğu" ve "makul bir zeminde, gerçek bağlamında düşünüldüğü zaman Sayın Trump'ın konuşmasındaki hiçbir söz şiddete veya hukuk dışı eylemlere teşvik olarak yorumlanamayacağı" için, Şiddet ve Suça Teşvik hakkındaki Topluluk Standardının "Trump'ın Facebook hesabının askıya alınmasını destekleyemediği" öne sürülmektedir. Facebook'un vakayı Kurula yönlendirirken "iktidarın barışçıl devri" ifadesini kullandığına değinilmekte ve "iktidarın barışçıl devri için hususi olarak koyulan bu kural fazlasıyla muğlak olmanın yanı sıra, Facebook'un kendini haklı çıkarmak için gerekçe gösterdiği olaylar yaşanana kadar ortada dahi yoktu" ifadesine yer verilmektedir.

Beyanda ayrıca Kurulun "bu itiraz için Amerikan yasalarına başvurması" gerektiği savunulmakta ve her biri Amerika Birleşik Devletleri anayasa hukukunca yorumlandığı şekliyle ifade özgürlüğü, yasalara uygun olma, meşru amaç ve gerekli ve orantılı olma haklarının kısıtlanması hakkındaki uluslararası hukuk standartları gündeme getirilmektedir. Beyanda yasalara uygun olma açısından, abartılı ifadelerin ve gerçeğin yanlış ifade edilmesinin korunduğuna ve Facebook'un herkese açık söylemdeki önemine dikkat çekilmektedir. "İçerik kararlarını neyin 'makul' göründüğüne veya 'makul bir kişinin' içeriğe nasıl tepki vereceğine dayalı olarak vermenin yeterli olmadığı" dile getirilmekte ve Facebook'un "çıtayı çok daha yükseğe çekmesi gerektiği" öne sürülmektedir. ABD Yüksek Mahkemesinin siyasi ifade özgürlüğünü sınırlayan yasalarda katı denetimi şart koştuğu ve Facebook'un piyasa hakimiyetine sahip olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca şiddete teşvik konusunda anayasal standartlardan bahsedilmektedir. Meşru amaç açısından, kamu emniyetini korumanın meşru bir amaç olduğu ancak Sayın Trump'ın konuşmasının emniyet endişesi yaratmadığı dile getirilmektedir. Gerekli ve orantılı olma açısından, kısıtlamaların haklılığı reddedilmekte ve cezanın orantısız olduğu ifade edilmektedir.

Beyanda son olarak, kullanıcının siyasi bir lider olduğu durumlarda askıya alma cezaları hakkında Kurulun bulunacağı ilke tavsiyeleri için önerilerde bulunulmuştur. Kurulun, "liderin iktidarda olduğu ülkenin yasal prensiplerine başvurması" gerektiği savunulmuştur. Devamında ise hukukun üstünlüğü değerlendirmelerine, hak güvencelerine, kanun yazım süreçlerine, yargı denetimi süreçlerine ve belirli ülkelerdeki ilgili yasal prensiplerin varlığına dayalı olarak bu başvurunun çeşitli istisnaları listelenmiştir.

6. Facebook'un kararının açıklaması

Her vakada Facebook kendi eylemlerini Kurula açıklamakta, Kurul ise kararını vermek için ihtiyaç duyduğu diğer bilgileri netleştirmek amacıyla Facebook'a sorular sormaktadır. Bu vakada Facebook, 6 Ocak 2021 tarihinde paylaşılan iki içeriği, Tehlikeli Kişi ve Örgütler hakkındaki Topluluk Standardını ihlal ettiği gerekçesiyle kaldırdığını dile getirmektedir. İçeriğin tam kaldırılma sebebi, "Şiddet Olayı olarak nitelendirilen olayları övmeyi, desteklemeyi ve temsil etmeyi yasaklayan ilkesinin" ihlali olmuştur. Facebook ayrıca içerikte "organize şiddet eylemlerine karışan kişilerin övülmesini yasaklayan Tehlikeli Kişi ve Örgütler ilkesinin ihlali" bulunduğunu belirtmiştir. Şirket, Topluluk Standartlarının terör, organize şiddet veya suç faaliyetleri gibi "faaliyetlere karışan grup, lider veya bireyleri destekleyen ya da yücelten içerikleri" açıkça yasakladığını vurgulamakta; organize saldırıların ve siyasi bir amaca ulaşmak için bir hükümete gözdağı verme niyetiyle birisini yaralama teşebbüsünde bulunan planlanmış şiddet eylemlerinin buna dahil olduğunu dile getirmektedir.

Facebook, yaptığı değerlendirmenin hem ilkenin özünü hem de Kongre binasındaki şiddet eylemleri dahil olmak üzere beyanın bağlamını yansıttığına dikkat çekmektedir. Açıklamada Sayın Trump videoda "evlerinize dönün ve barış içinde dönün" demiş olsa da, kendisinin ayrıca seçimlerin hileli olduğu yönündeki suçlamaları tekrar dile getirdiği ve "Nasıl hissettiğinizi biliyorum" diyerek ortak bir amacın varlığını ima ettiği dile getirilmektedir. Facebook, kendisinin yorumları sırasında yaşanan karmaşa ortamı ve sözlerinin genel mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, "Sizi seviyoruz. Siz çok özelsiniz" sözlerinin Kongre binasını basarak yasaları çiğneyen kişileri övme niyeti taşıdığı sonucuna varmaktadır. Şirket ayrıca Sayın Trump'ın Kongre binasını basan kişilerden "müthiş vatanseverler" olarak bahsetmesi ve insanlara "bugünü de sonsuza kadar hatırlayın" çağrısında bulunması nedeniyle, ikinci gönderinin olayı övdüğünü düşünmektedir.

Facebook, ilkelerini tekrar tekrar veya ciddi şekilde ihlal eden Facebook sayfalarının, profillerin ve Instagram hesaplarının işlevselliğini düzenli bir şekilde sınırladığına dikkat çekmektedir. "İvedi ve ciddi bir emniyet riski" olduğu sonucuna vardığında Facebook, "standart yaptırım protokolleriyle sınırlı kalmayarak, ihlalde bulunan davranışlar sergileyen kullanıcı ve sayfalara karşı daha kuvvetli müdahalelerde bulunmaktadır." Facebook, böyle durumlarda uyguladığı yaptırım eylemlerinin Topluluk Standartları'na ve Instagram Topluluk Kuralları'na dayalı kaldığını ifade etmektedir. Buna göre şirket, "karşılaşılan benzersiz durumda en uygun aracın hangisi olacağına karar vermeden önce, kalıcı olarak engellemek de dahil olmak üzere kullanabileceği tüm yaptırım araçlarını değerlendirmektedir. Geniş bir kitleyi ilgilendiren acil bir karar alması gereken durumlarda Facebook, çoğu zaman Basın Odası'nda paylaşımda bulunmak suretiyle, kararını ve gerekçesini herkesle paylaşmaya çalışmaktadır."

Facebook, genellikle sayfaların içerik paylaşma veya içeriklerle etkileşimde bulunma kabiliyetini engellemediğini ancak Facebook'un ilkelerini ciddi şekilde veya tekrar tekrar ihlal eden sayfaları kaldırdığını dile getirmektedir. Bununla birlikte Facebook, özellik engellemeleri dahil olmak üzere normalde profillere uyguladığı yaptırım protokollerini, Donald J. Trump sayfasında olduğu gibi belirli bir kişinin tekil sesi olarak kullanılan Facebook sayfalarına da uygulayabileceğine dikkat çekmektedir. Bu vakada Facebook, standart yaptırım protokollerine paralel olarak, başta Facebook sayfasından ve Instagram hesabından paylaşımda bulunma kabiliyetini 24 saat boyunca engellediğini ifade etmektedir. Kongre binasındaki şiddetle ilgili gelişmeleri ve yeni detayları da değerlendirdikten sonra Facebook, "Trump'ın daha fazla şiddet riskine katkıda bulunmak üzere Facebook ve Instagram varlığını kullanabilme riskini" ortadan kaldırmak için 24 saatlik engellemenin yeterli olmadığı sonucuna varmıştır.

Facebook, Sayın Trump ile bağlantılı şiddet eylemlerinin etkisini sürdürüyor olduğu yönündeki analizleri, süresiz askıya alma cezasını Sayın Biden göreve başladıktan sonra da devam ettirmesinin sebeplerinden biri olarak göstermiştir. Şirket, 27 Ocak'ta ABD İç Güvenlik Bakanlığı'nın (DHS) yayınladığı, "DHS olarak Amerika Birleşik Devletleri genelinde Başkanlık Devir Teslim Törenini izleyen haftalarda devam edeceğini öngördüğümüz yüksek tehdit ortamı" ve "şiddet yanlıları 2021'in ilk ayları boyunca eylemlerini sürdürecektir ve bazı aşırı görüşlü şiddet yanlıları, seçilmiş yetkilileri ve devlet binalarını hedeflemek için 6 Ocak 2021 tarihinde Washington, D.C.'deki ABD Kongre Binasında gerçekleşen ayaklanmalardan cesaret alabilir" uyarısında bulunan Ulusal Terör Tavsiye Sistemi Bültenine işaret etmektedir. Facebook, Sayın Trump'ın 6 Ocak tarihli ihlallerinin ciddiyeti, Sayın Biden'ın seçimlerinin hileli olduğunda ısrarcı olmaya devam etmesi, başka yanlış bilgiler paylaşması ve artık başkan olmaması sebebiyle, şiddet riski azalmış olsa bile kendisinin paylaşımda bulunma kabiliyetinin kalıcı olarak engellenmesinin uygun olabileceğine dikkat çekmektedir.

Facebook şu ifadeyi paylaşmıştır: "Kararımız ICCPR Madde 19'a ve ifade özgürlüğü hakkında BM Genel Yorum No. 34'e dayalıdır. Bu kapsamda, ulusun yaşamını tehdit eden olağanüstü hal durumlarında, gerekli ve orantılı ifade özgürlüğü kısıtlamalarına izin verilmektedir. Bu vakada District of Columbia, ABD Kongre binasını korumak üzere ilan edilen olağanüstü hal kapsamında faaliyet göstermekteydi." Facebook, Rabat Eylem Planı'ndan ulusal, ırksal veya dini nefret savunuculuğunu yasaklayan altı bağlamsal faktörü de hesaba kattığına dikkat çekmektedir. Rabat Eylem Planı, insanları ayrımcılığa, düşmanlığa veya şiddete teşvik eden ırksal, dini veya ulusal nefret savunuculuğu devlet tarafından uygulanacak cezai yaptırımları uygun kılacak ciddiyette olduğunda devletlerin bu durumları ele alabilmeleri ve bunu yaparken ICCPR Madde 19 ve Madde 20, paragraf 2 kapsamındaki yükümlülükleri doğrultusunda ifade özgürlüğünü koruyabilmeleri için Birleşmiş Milletler desteğiyle uzmanlar tarafından geliştirilmiştir.

Facebook, 6 Ocak'ta yaşanan olayların, Amerika Birleşik Devletleri'nin demokratik süreçlerine ve anayasal sistemine tarihte eşi benzeri görülmemiş bir tehdit teşkil ettiğini savunmaktadır. Facebook ifade özgürlüğünü kısıtlarken orantılı ve hesap verebilir bir şekilde hareket etmeye çalıştığını iddia etmekte ancak tarihte örneği görülmemiş, gergin bir durum yaşanıyor olması nedeniyle kalıcı engelleme dahil daha fazla müdahalede bulunma yönündeki operasyonel esnekliğini kaybetmemesi gerektiğine inanmaktadır.

Bu vakada Kurul Facebook'a 46 soru sormuştur ve Facebook bunlardan yedisini cevaplamayı tamamen reddetmiş, ikisini ise kısmen cevaplamıştır. Facebook'un cevaplamadığı sorulardan bazıları şunlardır: Facebook'un Haber Kaynağının ve diğer özelliklerinin Sayın Trump'a ait içeriklerin görünürlüğünü nasıl etkilediği; Facebook'un 6 Ocak 2021 olaylarıyla ilgili tasarım kararlarını araştırıp araştırmadığı veya araştırmayı planlayıp planlamadığı; Sayın Trump'ın hesaplarını takip edenlerin ihlal teşkil eden içeriklerine dair bilgiler. Kurul şu konularda da sorular sormuştur: diğer siyasetçilerin hesaplarının askıya alınması ve diğer içeriklerin kaldırılması; Sayın Trump'ın hesaplarının askıya alınması hakkında siyasi makam sahiplerinin veya bu kişilerin personelinin Facebook ile iletişime geçip geçmediği; hesabın askıya alınmasının veya silinmesinin reklamverenlerin takipçi hesaplarını hedefleme kabiliyetini etkileyip etkilemediği. Facebook, bu bilgilerin Tüzüğün niyeti doğrultusunda karar için makul ölçüde gerekli olmadığını; sağlanmalarının teknik açıdan uygun olmadığını; avukat müvekkil gizliliği kapsamında olduğunu ve/veya hukuk, gizlilik, emniyet veya veri koruma endişeleri nedeniyle temin edilemeyeceğini veya temin edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.

7. Üçüncü taraf bildirimleri

Gözetim Kurulu, bu vakayla ilgili 9666 adet herkese açık yorum almıştır. Yorumların sekseni Asya Pasifik ve Okyanusya, yedisi Orta ve Güney Asya, 136'sı Avrupa, 23'ü Latin Amerika ve Karayipler, 13'ü Orta Doğu ve Kuzey Afrika, 19'u Sahra Altı Afrika, 9388'i ise Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dan gönderilmiştir.

Bildirimler, herkese açık yorum çağrısında Kurulun özellikle istediği konuları da içeren aşağıdaki temaları kapsamaktadır:

  • Facebook'un Sayın Trump'ın hesaplarını süresiz olarak askıya alması, ifade özgürlüğüne ve insan haklarına saygı yönündeki şirket sorumluluklarına riayet edip etmediği ve alternatif önlemler alınması gerekip gerekmediği.
  • İçeriğin şiddeti teşvik edebileceği durumlar başta olmak üzere, Facebook'un Topluluk Standartlarını uygularken Facebook dışındaki bağlamı değerlendirme ilkeleri ve uygulamaları.
  • Facebook'un hesap kapatma kurallarının netliğiyle ilişkili meseleler.
  • Facebook'un "haber değeri taşıma" istisnası ve kamunun bilgiye ulaşma hakkı dahil olmak üzere, Facebook'un siyasi adaylar, makam sahipleri ve eski makam sahipleri hakkındaki küresel içerik ilkeleri.
  • Facebook'un siyasi taraflılığa bağlı olarak Topluluk Standartlarını uygulamaktaki tutarlılığına ilişkin endişeler.
  • Facebook'un Topluluk Standartlarının Sayın Trump'ın önceki gönderileri (belirli insan gruplarına zarar verilmesine ve yanlış bilgilerin yayılmasına katkıda bulunmuş olabilecek olanlar dahil) üzerinde uygulanması hakkında endişeler.
  • Sayın Trump'ın 6 Ocak ve öncesindeki ifadelerinin şiddete teşvik teşkil edip etmediği.
  • ABD seçiminin ve Trump başkanlığının sonuçları.

Bu vaka için gönderilen herkese açık yorumları okumak isterseniz lütfen buraya tıklayın.

8. Gözetim Kurulu analizi

8.1 İçerik ilkeleriyle uyumluluk

Kurul, Sayın Trump'ın 6 Ocak'taki iki gönderisinin Facebook Topluluk Standartları'nı ve Instagram Topluluk Kuralları'nı ihlal ettiği konusunda Facebook ile hemfikir olmuştur. Facebook'un Tehlikeli Kişi ve Örgütler hakkındaki Topluluk Standardı, kullanıcıların ihlalde bulunan olaylara "karışan grup, lider veya bireyleri destekleyen ya da yücelten" içerikler paylaşmaması gerektiğini belirtmektedir. Facebook, Kongre binasının basılmasını "ihlalde bulunan olay" olarak belirlemiştir ve ihlalde bulunan olayları, belirtilen "şiddet" eylemini içerecek şekilde yorumladığını ifade etmiştir.

Gönderilerin oluşturulduğu anda, Kongre binasındaki şiddet eylemleri devam etmektedir. İki gönderi de şiddet eyleminde bulunan kişileri övmüş veya desteklemiştir. İlk gönderideki "Sizi seviyoruz. Siz çok özelsiniz" ile ikinci gönderideki "müthiş vatanseverler" ve "bugünü de sonsuza kadar hatırlayın" ifadeleri, o gün şiddet eylemlerine ve Kongre binasındaki olaylara karışan kişilere övgü veya destek teşkil etmiştir.

Kurul bu vakada, Şiddet ve Suça Teşvik Standardı dahil olmak üzere diğer Topluluk Standartları'nın da ihlal edilmiş olabileceğinin farkındadır. Facebook'un kararı bu Standarda dayalı olmadığından ve başka bir ihlalin bulunması bu değerlendirmenin sonucunu etkilemeyeceğinden, Kurulun çoğunluğu bu alternatif gerekçe üzerinde yargıya varmaktan kaçınmaktadır. Facebook'un Sayın Trump'ın hesaplarına uyguladığı kısıtlamaları onaylama kararı, Tehlikeli Kişi ve Örgütler hakkındaki Topluluk Standardının ihlaline dayalıdır.

Kurulun azınlıkta kalan kısmı, ilave gerekçeyi göz önünde bulundurmuş ve Şiddet ve Suça Teşvik Standardının ihlal edildiğini tespit etmiştir. Azınlıkta kalan bu üyeler, bağlamıyla birlikte okunduğunda, seçim için kullanılan "bizden çalınan" ve "elinden bu derece kabaca ve zalimce alındığı" ifadelerinin ve isyancılara yapılan övgülerin, Şiddet ve Suça Teşvike ilişkin Topluluk Standardı tarafından yasaklanan "eylem çağrıları," "şiddeti savunma" ve "olası şiddet veya fiziksel yaralanma riskine yol açan yanlış bilgiler ve doğrulanamayan söylentiler" kapsamına girdiğini savunmaktadır.

Kurul, söz konusu iki gönderinin Facebook ilkelerini ağır şekilde ihlal ettiğini tespit etmiş, Facebook'un 6 ve 7 Ocak tarihlerinde hesaba ve sayfaya erişimi kısıtlamasının haklı olduğu sonucuna varmıştır. Kullanıcı insanların hayatını kaybettiği, kanun yapıcıların ciddi zarar riskine maruz kaldığı ve çok önemli bir demokratik sürecin müdahaleye uğradığı, devam etmekte olan bir ayaklanmaya karışan kişileri övmüş ve desteklemiştir. Dahası, 7 Ocak'ta bu kısıtlamalar uzatıldığı sırada durum canlılığını kaybetmemiştir ve ciddi emniyet endişeleri devam etmektedir. Şartlar göz önünde bulundurulduğunda, Sayın Trump'ın Facebook ve Instagram'a erişiminin 6 ve 7 Ocak'tan sonra da kısıtlanması, devam eden şiddet ve kargaşa riski ışığında dengeli bulunmuştur. Ancak aşağıda daha kapsamlı şekilde bahsedildiği üzere, Facebook'un söz konusu kararları "süresiz" kılma kararı Topluluk Standartları'nca desteklenmemektedir ve ifade özgürlüğü prensiplerini ihlal etmektedir.

Kurul, çapraz kontrol sistemi ve haber değeri taşıma istisnası hakkında detaylı herkese açık bilgilerin çok sınırlı olduğuna dikkat çekmektedir. Facebook hem tanınmış hesaplar hem de normal hesaplar için aynı kuralların geçerli olduğunu ifade etse de, farklı süreçler ciddi anlamda farklı sonuçlara yol açabilir. Kurula yaptığı açıklamada Facebook, bu vakaya konu olan gönderilere haber değeri taşıma istisnasını uygulamadığını söylemiştir. Maalesef bu karar alma süreçlerinde yeterli şeffaflığın bulunmaması, anlaşıldığı kadarıyla şirketin siyasi veya ticari hususlardan fazlasıyla etkilenmiş olabileceği yönündeki algılara katkıda bulunmaktadır.

8.2 Facebook değerleriyle uyumluluk

Yukarıdaki analiz, Facebook'un beyan ettiği "Söz Hakkı" ve "Emniyet" değerleriyle tutarlıdır. Bu fikirde beyan edilen sebeplerle, bu vakada kamu düzeninin korunması, ifade özgürlüğünün sınırlanmasını haklı kılmıştır.

Kurulun azınlıkta kalan üyeleri, "Onur" değerinin de alakalı olduğunu vurgulamanın özellikle önemli olduğu görüşündedir. Facebook "Onur" değerini eşitlikle ve insanların başkalarını "taciz etmemesi ve aşağılamaması" ile ilişkilendirmektedir. Azınlıkta kalan bu üyeler, Sayın Trump'ın platformda daha önce paylaştığı gönderilerin ırksal gerginliğe ve dışlanmışlığa katkıda bulunduğunu ve bu bağlamın Sayın Trump'a ait içeriklerin etkisini anlama noktasında kilit öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Bu vakanın diğer gerekçelerle zaten karara bağlandığı görüşünde olan Kurulun çoğunluğu, bu gönderilere yorum yapmamaktadır.

8.3 Facebook'un insan hakları sorumluluklarıyla uyumluluk

Kurulun kararları devletlerin insan hakları yükümlülükleriyle veya ulusal yasaların uygulanmasıyla ilgilenmemekte; bunun yerine Facebook'un içerik ilkelerine, değerlerine ve bir işletme olarak insan hakları sorumluluklarına odaklanmaktadır. Facebook'un da desteklediğini bildirdiği (bkz. Kısım 4) BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler, işletmelerin bu sorumlulukları yerine getirmek için gönüllülük esasına dayalı olarak yapması gerekenleri belirlemektedir. Bunun bileşenlerinden biri de, gerçekleşebilecek ve gerçekleşmiş zararları tespit edip bunları önlemeye veya gidermeye de çalışarak, insan haklarının zarar gördüğü durumlara yol açmaktan veya katkıda bulunmaktan kaçınmaktır (BM Rehber İlkeleri 11, 13, 15, 18). Bu sorumluluklar üçüncü tarafların yol açtığı zararları da kapsamaktadır (BM Rehber İlkesi 19).

Facebook, özellikle de seçim dönemlerinde, siyasi ifadeler için neredeyse vazgeçilemez bir mecra haline gelmiştir. Şirket hem siyasi ifade özgürlüğüne izin verme hem de diğer insan haklarının maruz kalabileceği ciddi risklerden kaçınma sorumluluğu taşımaktadır. Tıpkı diğer dijital platformlar ve medya şirketleri gibi Facebook da hem yanlış bilgileri yayması hem de tartışmalı ve kışkırtıcı materyalleri daha geniş çevrelere ulaştırması sebebiyle ağır eleştirilere uğramıştır. Facebook'un insan hakları sorumlulukları, bazen birbiriyle rekabet eden bu hususlar ışığında anlaşılmalıdır.

Kurul, Facebook'un insan hakları sorumluluklarını ifade özgürlüğüne ve yaşama, güvenlik ve siyasete katılım haklarına dair uluslararası standartlar üzerinden analiz etmektedir. İfade özgürlüğü hakkını ICCPR Madde 19 tanımlamaktadır. Madde 19'da "herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak sözlü, yazılı veya basılı, sanat formunda ya da kişinin tercih edeceği başka bir formatta, hudutlara bakılmaksızın, her türlü bilgiyi ve fikri arama, alma ve verme hakkını kapsayacaktır" ifadesi yer almaktadır. Kurul, özel şirketlerin eylemleri bu maddeye tabi olmadığından, ABD Anayasasının Birinci Ek Maddesini uygulamamaktadır. Bununla birlikte Kurul, Birinci Ek Maddede yer alan ifade özgürlüğü prensiplerinin ICCPR Madde 19'daki ifade özgürlüğü prensiplerine son derece benzer veya paralel olduğuna dikkat çekmektedir.

Demokratik bir tartışma ortamındaki önemi gereği siyasi söylem, insan hakları hukuku kapsamında yüksek koruma altındadır. BM İnsan Hakları Komitesi, ICCPR Madde 19 Genel Yorum No. 34'te "kamusal ve siyasi meseleler hakkındaki bilgilerin ve fikirlerin vatandaşlar, adaylar ve seçilmiş temsilciler arasında serbest bir şekilde iletilebilmesi esastır" ifadesinin yer aldığı resmi yönergeler sağlamıştır (paragraf 20).

Facebook'un Sayın Trump'ın Facebook sayfasını ve Instagram hesabını askıya alma kararı sadece Sayın Trump için değil, destekçisi olup olmamaları fark etmeksizin, siyasi liderlerden haber almak isteyen insanların da ifade özgürlüğünü etkilemektedir. Siyasetçilerin ifade özgürlüğü hakkı diğer kişilerinkinden fazla olmamakla birlikte, siyasetçilerin ifadelerinin kısıtlanması, başkalarının siyasi meseleler hakkında bilgi alma ve siyasi meselelere müdahil olma hakkına zarar verebilmektedir. Öte yandan, uluslararası insan hakları standartları gereği devlet aktörlerinin şiddeti kınaması (Rabat Eylem Planı), kamuyu ilgilendiren konularda kamuoyuna doğru bilgiler sağlaması ve yanlış bilgileri düzeltmesi (2020 Uluslararası ifade özgürlüğü denetçilerinin COVID-19 hakkında Ortak Beyanı) beklenmektedir.

Uluslararası hukuk, belirli şartlar karşılandığı zaman ifade özgürlüğünün sınırlanmasına izin vermektedir. Kısıtlamalar üç şartı karşılamalıdır: Kurallar açık ve erişilebilir olmalıdır, meşru bir amaç uğruna tasarlanmış olmalıdır, ayrıca gerekli ve zarar riskiyle orantılı olmalıdır. Kurul, Facebook'un içeriklere veya hesaplara uyguladığı kısıtlamaları analiz ederken üç bölümden oluşan bu testten yararlanmaktadır. ABD yasaları kapsamındaki Birinci Ek Madde prensiplerine göre; devlet eliyle ifade özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar muğlak olamaz, önemli devlet meselelerine dayanmalıdır ve zarar riskine uygun olacak şekilde dar kapsamlı olmalıdır.

I. Yasalara uygun olma (kuralların netliği ve erişilebilirliği)

Uluslararası ifade özgürlüğü hukukunda, yasalara uygun olma prensibi gereği, ifade özgürlüğünü sınırlamak için kullanılan tüm kurallar net ve erişilebilir olmalıdır. İnsanlar neye izin verilip neye verilmediğini anlayabilmelidir. Eşit derecede önemli bir husus da ifade özgürlüğünü sınırlayan kararları veren kişilere rehberlik sağlayacak netlikte kuralların belirlenmesidir. Aksi takdirde kurallar kontrolsüz takdir hakkı verebilir ve bu da kuralların uygulanmasında eşitsizliğe yol açabilir. Bu vakada söz konusu kurallar Facebook Topluluk Standartları ve Instagram Topluluk Kuralları'dır. Bu ilkeler insanların neleri paylaşamayacağını göstermeyi ve şirketin Facebook ve Instagram hesaplarına erişimi ne zaman kısıtlayabileceğine dair ilkeleri belirlemeyi amaçlamaktadır.

Kurulun önceki bir kararda da (vaka 2020-005-FB-UA) belirttiği üzere, Tehlikeli Kişi ve Örgütlerin övülmesini ve desteklenmesini yasaklayan Standardın netliği oldukça yetersizdir. İfade Özgürlüğü Hakkında BM Özel Raportörü de Tehlikeli Kişi ve Örgütler Standardının muğlaklığı hakkında endişelerini dile getirmiştir (A/HRC/38/35, paragraf 26, dipnot 67). Kurulun daha önce 2020-003-FB-UA numaralı vakada dile getirdiği gibi, zaman zaman belirli ifadeler yasalara uygun olma endişeleri doğurabilmektedir ancak belirli bir vakaya uygulanma biçimi ele alındığında bu endişeler yersizdir. Standardın koşullarındaki muğlaklıklar, Standardın bu vakanın şartlarına uygulanma biçimini şüpheli kılmamaktadır. 6 Ocak'ta Kongre binasında yaşanan ayaklanma Facebook'un ilkesinde belirtilen zararlı olay tanımına tam olarak uymaktadır ve Sayın Trump'ın gönderileri, tam da şiddet eylemlerinin yaşandığı ve Kongre Üyelerinin kendisinden yardım çağrısında bulunduğu sırada, ayaklanmaya karışan kişileri övmüş ve desteklemiştir. Bu bilgilerle ilişkili olarak, Facebook'un ilkeleri kullanıcıya yeterli bildirimde bulunmuş ve kuralı uygulayanlara yeterli rehberlik sağlamıştır.

İhlallere verilen cezalara gelindiğinde; hesap kısıtlama hakkındaki Topluluk Standartları ve ilgili bilgiler çeşitli kaynaklarda yayınlanmıştır. Hizmet Koşulları, Topluluk Standartları'nın giriş kısmı, Hesap Bütünlüğü ve Gerçek Kimliğe ilişkin Topluluk Standardı, Facebook Basın Odası ve Facebook Yardım Merkezi bu kaynaklar arasındadır. Kurulun 2020-006-FB-FBR numaralı vakada belirttiği üzere, yürürlükteki kuralların farklı yerlerde ve düzensiz olması, kullanıcıların Facebook'un neden ve ne zaman hesap kısıtlaması uyguladığını anlamasını zorlaştırmaktadır ve yasalara uygun olma noktasında endişeler doğurmaktadır.

Bu vakanın şartları göz önünde bulundurulduğunda Tehlikeli Kişi ve Örgütler standardının ifade özgürlüğüne ilişkin netlik ve muğlaklık normlarını karşılamaya yeterli olduğu görüşünde olan Kurul, Facebook'un "süresiz" kısıtlama cezasını ise muğlak ve belirsiz bulmaktadır. Topluluk Standartları'nda herhangi bir "süresiz" kısıtlama tanımlanmamış olup bu cezayı hangi standartların tetikleyeceği veya cezanın devam etmesine veya kaldırılmasına karar verilirken hangi standartların uygulanacağı net değildir. Facebook, daha önce başka herhangi bir vakada uygulamış olabileceği süresiz askıya alma cezalarına dair herhangi bir bilgi temin etmemiştir. Kurul, Ocak ayındaki gibi ivedi durumlarda Facebook'un hesapları askıya almak için bir miktar takdir yetkisine sahip olmasının gerekli olduğu ancak kullanıcıların süresiz olarak belirsizlik içinde bırakılamayacağı görüşündedir.

Kurul, Facebook'un net kriterler olmadan uygulanabilen ve kaldırılabilen süresiz kısıtlamalara destek verilmesi talebini reddetmektedir. Takdir yetkisine uygun sınırların getirilmesi; takdir yetkisinin meşru bir şekilde kullanıldığı durumların ve dünyanın çeşitli yerlerinde Facebook'un zararla bağlantılı olmayan ifadeleri gereksiz yere susturabileceği veya insanların korunması açısından kritik eylemleri geciktirebileceği olası senaryoların birbirinden ayırt edilebilmesi açısından esastır.

II. Meşru amaç

Meşru amaç şartı gereği, ifadeyi kısıtlayan her türlü önlem ICCPR Madde 19, paragraf 3'te listelenen amaçlardan biri uğruna olmalıdır ve amaç listesi bunlarla sınırlıdır. Meşru amaçlar arasında kamu düzeninin korunmasının yanı sıra; yaşama hakkı, güvenlik hakkı, seçimlere katılma hakkı ve sonucun saygıyla karşılanması ve uygulanması dahil olmak üzere başkalarının haklarına riayet etme bulunmaktadır. Sırf tartışmalı veya rahatsız edici olduğu için söz hakkını sansürlerken başkalarının güvenliğini veya haklarını korumayı amaç olarak gösterme örneğinde olduğu gibi; ifade özgürlüğünü bastırmak için bahane olarak kullanılan bir amaç meşru olmayacaktır. (Genel Yorum No. 34, paragraf 11, 30, 46, 48). Facebook'un "ihlalde bulunan olaylara," şiddet eylemlerine veya suç eylemlerine karışan kişileri övme ve destekleme hakkındaki ilkesi, yukarıdaki amaçlara uygundur.

III. Gerekli ve orantılı olma

Gerekli ve orantılı olma şartının gereklerinden biri, ifade özgürlüğüne getirilen her türlü kısıtlamanın, meşru amaca ulaşmayı sağlayan en az müdahaleci yöntemle uygulanmasıdır (Genel Yorum No. 34, paragraf 34).

Kurul, Facebook'un zararlı olabilecek ifadeleri ele alırken ve başkalarının haklarını korurken, içerik kaldırma ve hesap kısıtlama cezalarına başvurmadan önce mümkün surette daha az kısıtlayıcı önlemleri kullanması gerektiği görüşündedir. Bunun için asgari önlem; olası şiddet, ayrımcılık veya diğer hukuk dışı eylem riski teşkil eden ifadeleri tamamen engellemek yerine, mümkün ve orantılı olduğu müddetçe bunların daha geniş çevrelere ulaşmasını önleyecek etkili mekanizmalar geliştirmek olacaktır.

Facebook'un Kurula verdiği beyana göre Sayın Trump'ın "Facebook'u ve diğer platformları sürekli olarak dürüst seçimlere duyulan güveni baltalamak için kullanması (ve bunu yaparak Facebook'u yanlış bilgileri düzelten güvenilir ibareler eklemek zorunda bırakması) platformu sıra dışı biçimde kötüye kullandığını göstermektedir." Kurul Facebook'tan; algoritmalar, ilkeler, prosedürler ve teknik özellikler de dahil olmak üzere platformun tasarım kararlarının Sayın Trump'ın seçim sonrasında paylaştığı gönderilerin daha geniş çevrelere ulaşmasına ne derece katkıda bulunduğunu ve Facebook'un söz konusu tasarım kararlarının 6 Ocak'taki olaylara katkıda bulunmuş olup olamayacağını anlamak üzere dahili bir analiz gerçekleştirip gerçekleştirmediğini açıklamasını istemiştir. Facebook bu soruları cevaplamayı reddetmiştir. Bu da Kurulun daha önce alınmış olabilecek daha az ciddi önlemlerin başkalarının haklarını korumak için yeterli olup olmayacağını değerlendirmesini zorlaştırmaktadır.

Esas soru, Facebook'un 6 ve 7 Ocak tarihlerinde Sayın Trump'ın hesaplarına erişimi kısıtlama kararının başkalarının haklarını korumak için gerekli ve orantılı olup olmadığıdır. Kurul, 6 Ocak tarihli gönderilerin getirdiği riski anlamak amacıyla, Kasım seçimlerinden beri Sayın Trump'ın hem Facebook ve Instagram gönderilerini hem de platform dışındaki yorumlarını değerlendirmiştir. Sayın Trump, seçimde hile yapıldığına dair temellendirilmemiş söylemlerini sürdürerek ve sürekli eylem çağrılarında bulunarak, ciddi şiddet riskini olası kılan bir ortam yaratmıştır. 6 Ocak'ta Sayın Trump'ın ayaklanmalara karışanları destekleyen sözleri, göstericilerin şiddet dolu eylemlerini gerekçelendirmiştir. Mesajlar insanlara barışçıl davranmaları yönünde göstermelik bir çağrıda bulunsa da, bu çağrı gerginliği dağıtmak ve kendisinin destekleyici ifadelerinin katkıda bulunduğu zarar riskini ortadan kaldırmak için yetersiz kalmıştır. Facebook'un Sayın Trump'ın 6 Ocak tarihli gönderilerini Amerika Birleşik Devletleri'ndeki artan gerginlik ortamı ve Sayın Trump'ın diğer mecralarda ve halka açık etkinliklerde yaptığı açıklamalar bağlamında değerlendirmesi uygun görülmüştür.

Yaptığı analizde Kurul, ifadelerin ayrımcılığı, şiddeti veya diğer hukuk dışı eylemleri teşvik eden ciddi bir risk oluşturma kapasitesini Rabat Eylem Planı'ndan altı etken ışığında değerlendirmiştir:

  • Bağlam: Gönderiler Kasım 2020 başkanlık seçiminin çalındığı yönündeki temellendirilmemiş iddianın merkezinde olduğu yüksek siyasi gerilim döneminde oluşturulmuştur. Trump'ın ekibi bu iddiaları neredeyse hiçbir kanıt olmadan mahkemeye taşımış ve sürekli olarak reddedilmiştir. Buna rağmen Sayın Trump, iddiaları daha inandırıcı göstermek için devlet başkanı olmasının verdiği yetki statüsünü kullanarak, iddialarını Facebook ve Instagram'ın da aralarında bulunduğu sosyal medya mecralarında dile getirmeye devam etmiştir. Destekçilerini "hırsızlığa dur demeleri" için 6 Ocak'ta ülkenin başkentine gelmeye teşvik etmiş ve olayların "vahşi" olacağını ima etmiştir. 6 Ocak'ta Sayın Trump, seçici delege oylarının sayılmasını protesto etmek için destekçilerini Kongre binasına yürüyüş yapmaya sevk etmiştir. Gönderiler sırasında ciddi şiddet eylemlerinin devam ettiği bilinmektedir. Kısıtlamaların uzatıldığı 7 Ocak'ta, gerginlik henüz son bulmamıştır. Bağlamın göstergelerinden biri de District of Columbia'nın Kongre binasındaki olaylarda zarar riskinin yükseldiğine dair bir uyarı yapmasıdır.
  • Konuşmacının statüsü: Amerika Birleşik Devletleri başkanı ve bir siyasi lider olması nedeniyle Sayın Trump'ın Facebook ve Instagram gönderileri yüksek nüfuza sahiptir. Kurul, Sayın Trump'ın başkan kimliğiyle kamuoyu içerisinde güvenilirlik ve otorite sahibi olduğuna ve bunun 6 Ocak'taki olaylara katkıda bulunduğuna dikkat çekmektedir. Sayın Trump'ın devlet başkanı olarak yüksek güven duyulan bir makamda olması sadece sözlerine daha fazla güç ve güvenilirlik katmakla kalmamış, aynı zamanda takipçilerinin bu sözlerden cezasız hareket edebilecekleri izlenimine kapılabileceği riskini doğurmuştur.
  • Niyet: Kurul, Sayın Trump'ın niyetlerini net bir şekilde değerlendirecek konumda değildir. Sayın Trump'ın ifadeleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkan şiddet olasılığı oldukça nettir ve Kurul, bu ifadelerin şiddeti gerekçelendirme veya teşvik etme riski taşıdığını kendisinin de muhtemelen bildiği veya bilmesi gerektiği görüşündedir.
  • İçerik ve biçim: 6 Ocak tarihli iki gönderide, barış içinde evlerine dönmeleri yönünde çağrıda bulunulmasına rağmen, isyancılar övülmüş ve desteklenmiştir. Gönderilerde ayrıca seçimin çalındığı yönündeki temellendirilmemiş iddia bir kez daha dile getirilmiştir. Raporlara göre bazı isyancılar bu iddiayı eylemlerini gerekçelendiren bir unsur olarak anlamıştır. Kanıtlardan anlaşıldığı üzere Sayın Trump, başkanlığın verdiği iletişim otoritesini, Kongre binasına saldıranları ve seçici delege oylarının yasalara uygun şekilde sayılmasını önleme teşebbüsünü desteklemek için kullanmıştır.
  • Kapsam ve erişim: Sayın Trump, Facebook'ta en az 35 milyon takipçiyle ve Instagram'da en az 24 milyon takipçiyle büyük bir takipçi kitlesine sahiptir. Bu sosyal medya gönderilerinin hem kitlesel medya kanalları hem de Sayın Trump'ın büyük takipçi kitlelerine sahip tanınmış destekçileri tarafından sıklıkla alınıp daha geniş kitlelerle paylaşılması, erişim alanını daha da büyütmektedir.
  • Zarar olasılığı: Gönderiler, şiddetin devam etmekte olduğu dinamik ve canlı bir dönemde paylaşılmıştır. İnsan yaşamı, seçim dürüstlüğü ve siyasete katılım hakkı net bir şekilde anlık risk altındadır. Kongre binasındaki şiddet eylemleri, Facebook ve diğer sosyal medya mecraları kullanılarak organize edilen mitingden sonraki bir saat içinde başlamıştır. Hatta Sayın Trump'ın paylaşımda bulunduğu sırada isyancılar Kongre salonlarında taşkınlık yapmaktaydı ve Kongre Üyeleri Beyaz Saray'a seslenerek ve başkandan durumu sakinleştirmesi için çağrıda bulunarak korkularını dile getirmekteydi. Ayaklanma, Kongre'nin seçici delege oylarını sayma yönündeki anayasal sorumluluğunu yerine getirmesine doğrudan müdahale etmiş ve bu süreci birkaç saat gecikmeye uğratmıştır.

Bu faktörleri analiz eden Kurul, bu vakadaki ihlalin, insan haklarına verilen zararlar açısından ağır olduğu sonucuna varmıştır. Facebook'un 6 Ocak'ta hesap düzeyinde kısıtlama uygulaması ve 7 Ocak'ta bu kısıtlamaları uzatması gerekli ve orantılıdır.

Kurulun azınlıkta kalan üyelerine göre sadece 6 Ocak olayları bile uzun süreli bir askıya alma veya kalıcı olarak kapatma cezasına gerekçe olarak gösterilebilse de, orantılı olma analizi Sayın Trump'ın Kasım 2020 başkanlık seçimi öncesinde Facebook platformlarını kullanma şekline bakılarak yapılmalıdır. Azınlık özellikle ırksal adalet protestoları bağlamında oluşturulan 28 Mayıs 2020 tarihli "yağma başladığında silahlı müdahale de başlar" gönderisine ve "Çin Virüsü" ifadesini içeren çok sayıda gönderiye dikkat çekmektedir. Facebook, ayrımcılığa uğramama hakkına (Madde 2, paragraf 1 ICCPR, Madde 2 ICERD) riayet edeceği ve ifade özgürlüğü hakkına getirilecek kısıtlamaların şartlarıyla (Madde 19, paragraf 3 ICCPR) uyumlu olarak, platformlarının düşmanlığa, ayrımcılığa veya şiddete teşvik teşkil eden ırksal veya ulusal nefret savunuculuğu için kullanımını (Madde 20 ICCPR, Madde 4 ICERD) önleyeceği yönünde taahhütlerde bulunmuştur. Bağlam ve niyet faktörleri başta olmak üzere zararlı iletişimlerin sıklığı, miktarı ve kapsamı, Rabat suça teşvik analizi (Rabat Eylem Planı, paragraf 29) için zemin oluşturmalıdır. Azınlıktaki üyelere göre bu genişletilen analiz, 7 Ocak'ta Facebook'un orantılı bir ceza belirlemesi açısından kritik önem taşımanın yanı sıra, diğer siyasi liderler için hem caydırıcı bir unsur hem de uygun durumlarda rehabilitasyon fırsatı olacaktır. Dahası, Facebook'un süreli bir askıya alma cezası uygulamayı tercih ettiği bir senaryoda, hesap geri yüklenmeden önce gereken risk analizinde bu faktörler de hesaba katılmalıdır. Bu vakanın diğer gerekçelerle zaten karara bağlandığı görüşünde olan Kurulun çoğunluğu, bu konulara yorum yapmamaktadır.

9. Gözetim Kurulu kararı

Facebook'un 6 Ocak tarihinde Sayın Trump'ın hesaplarına kısıtlama uygulama kararı haklı bulunmuştur. Söz konusu gönderiler, ABD Kongre binasında yaşanan ayaklanma dahil, ihlalde bulunan olayları desteklemeyi veya övmeyi yasaklayan Facebook ve Instagram kurallarını ihlal etmiştir. İhlallerin ciddiyeti ve devam eden şiddet riski göz önünde bulundurulduğunda, Facebook'un hesap düzeyinde kısıtlama uygulaması ve 7 Ocak'ta bu kısıtlamaları uzatması gerekçeli görülmüştür.

Bununla birlikte, Facebook'un süresiz askıya alma cezası uygulaması uygun bulunmamıştır.

Facebook bu vakada yayınlanmış net bir prosedür izlememiştir. Facebook'un kural ihlalleri sonucunda hesap düzeyinde uyguladığı normal cezalar arasında sadece süreli askıya alma cezası ve kullanıcı hesabının kalıcı olarak kapatılması bulunmaktadır. Kurul Facebook'un, hesabın geri yüklenip yüklenmeyeceğine ve yüklenecekse ne zaman geri yükleneceğine dair hiçbir kriter olmadan, bir kullanıcıyı süresiz olarak platform dışında tutmasına izin verilemeyeceği görüşündedir.

İçerik ilkelerinin ağır ihlallerine yanıt olarak uygulayacağı gerekli ve orantılı cezaların oluşturulması ve açıklanması, Facebook'un görevidir. Kurulun görevi, Facebook'un kural ve süreçlerinin, şirketin içerik ilkeleriyle, değerleriyle ve insan haklarına riayet etme taahhüdüyle tutarlı olmasını sağlamaktır. Facebook, önce belirsiz ve standartsız bir ceza uygulayıp sonra da bu vakayı çözümlemesi için Kurula yönlendirerek, sorumluluklarından kaçınmaya çalışmaktadır. Kurul Facebook'un isteğini geri çevirmektedir ve Facebook'un tanımlanmış bir ceza uygulaması ve bu cezayı gerekçelendirmesi yönünde ısrarcıdır.

Facebook, bu karardan itibaren altı ay içerisinde, 7 Ocak'ta uyguladığı keyfi cezayı yeniden incelemeli ve uygun cezaya karar vermelidir. Bu ceza, ihlalin ciddiyetine ve gelecekte zarara yol açma potansiyeline dayalı olmalıdır. Ceza aynı zamanda Facebook'un ağır ihlallere yönelik kurallarıyla tutarlı olmalı, bu kurallar da net, gerekli ve orantılı olmalıdır.

Facebook'un Sayın Trump'ın hesaplarının geri yüklenmesi gerektiğine karar vermesi halinde Facebook, aşağıdaki ilke tavsiyeleri uyarınca yapılan değişiklikler de dahil olmak üzere, ilgili kurallarını bu karara uygulamalıdır. Ayrıca Facebook kendisinin platforma geri dönebileceğine karar verirse, daha sonra yapılan tüm ihlalleri çabuk bir biçimde ve yürürlükteki içerik ilkelerine uygun şekilde ele almalıdır.

Kurulun azınlıkta kalan üyeleri, Kurulun Facebook'un insan hakları sorumlulukları hakkında yaptığı değerlendirmeyi yansıtan bazı minimum kriterler belirlemenin önemli olduğu görüşündedir. Kurulun çoğunluğu ise bu yönergeyi bir ilke tavsiyesi olarak sağlamayı tercih etmiştir. Kurulun azınlığı, Facebook'un insan haklarına riayet etme sorumluluklarının, insan hakları konusunda katkıda bulunduğu olumsuz etkilerin giderilmesini mümkün kılmayı da içerdiğine açıkça dikkat çekmektedir (BM Rehber İlkeleri, İlke 22). Giderme konsepti, BM Rehber İlkelerinin uluslararası insan hakları hukukunu daha geniş bir pencereden yansıtan 'Koru, Riayet Et, Gider' çerçevesinin temel bileşenlerindendir (İnsan Hakları Komitesi Genel Yorum No. 31, paragraf 15 - 18 tarafından yorumlandığı şekliyle Madde 2, paragraf 3, ICCPR). Olumsuz etkilerin tekrarlanmaması sorumluluğunu yerine getirmek amacıyla Facebook, Sayın Trump'ın hesaplarını geri yüklemenin olası ayrımcılığı, şiddeti veya diğer hukuk dışı eylemleri teşvik etme yönünde ciddi bir risk oluşturup oluşturmayacağını değerlendirmelidir. Bu risk değerlendirmesi, Facebook ve Instagram içindeki ve dışındaki bağlam ve koşullar da dahil olmak üzere, Kurulun yukarıdaki Kısım 8.3.III'te bulunan gerekli ve orantılı olma analizinde detaylarıyla verdiği hususlara dayalı olmalıdır. Facebook örneğin, Sayın Trump'ın 6 Ocak'ta askıya alma cezasını haklı çıkaran biçimde seçim hileleri hakkında temellendirilmemiş iddialarda bulunmaya son verdiğine ikna olmalıdır. Facebook'un yaptırım prosedürleri rehabilitasyon amacı taşır ve Kurulun azınlıkta kalan kısmı, bu amacın insan hakları hukukundaki ikna olma prensibiyle uyumlu olduğu görüşündedir. Kurulun azınlıkta kalan üyeleri, Facebook kurallarının askıya alma cezası sonrasında hesaplarının geri yüklenmesini isteyen kullanıcıların hatalarının farkına varmasını ve gelecekte kurallara uyacağını taahhüt etmesini sağlaması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu vakada azınlıktaki üyeler, Facebook'un Sayın Trump'ın hesabını geri yüklemeden önce, kendisinin ayaklanmalara karışanlara yaptığı övgüleri veya verdiği desteği geri çektiğinden emin olmayı amaçlaması gerektiğini savunmaktadır.

10. İlke tavsiyesi beyanı

Kurul bu vakanın ortaya çıkardığı zorlu meselelerin farkındadır ve insanlardan aldığı çok sayıda düşünceli ve istekli yorum için minnettardır.

Facebook bu vakayı Gözetim Kuruluna yönlendirirken açık bir şekilde, "kullanıcının siyasi bir lider olduğu durumlarda askıya alma cezaları hakkında Kuruldan gözlemler veya tavsiyeler" istemiştir. Kurul Facebook'tan "siyasi lider" terimini tanımlamasını istemiştir; Facebook, "seçilmiş veya atanmış devlet yetkililerini ve adayın seçilmediği durumlarda seçim sonrasındaki kısa bir süre de dahil olacak şekilde, yaklaşan bir seçimde aktif bir şekilde aday olan kişileri" kapsama dahil etmek istediğini ancak tüm devlet aktörlerini dahil etme amacı bulunmadığını ifade etmiştir. Bu vakadaki analizlerine dayalı olarak Kurul, sağlayacağı rehberliği kamu emniyeti meseleleriyle sınırlandırmaktadır.

Kurul, siyasi liderler ile yüksek nüfuzlu diğer kişiler arasında katı bir ayrım yapmanın her zaman faydalı olmayacağı görüşündedir. Geniş hedef kitlelere sahip diğer kullanıcıların da ciddi zarar risklerine katkıda bulunabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Platformdaki tüm kullanıcıların aynı kurallara tabi olması gerekmekle birlikte, nedensellik meseleleri ile zarar olasılığını ve yakınlığını değerlendirirken bağlam büyük öneme sahiptir. Önemli olan, bir kullanıcının diğer kullanıcılar üzerindeki nüfuz seviyesidir.

Nüfuz sahibi kullanıcıların gönderileri uluslararası insan hakları standartları kapsamında yüksek zarar olasılığı doğurduğunda, Facebook hızlı bir şekilde kurallarını uygulamak için harekete geçmelidir. Facebook, nüfuz sahibi kullanıcıların gönderilerini, infial yaratacak bir mesaj sorumluluktan kaçınacak bir dilin altına saklanmış olsa bile (insanları yüzeysel bir şekilde barışçıl veya yasalara uygun davranmaya teşvik etme örneğinde olduğu gibi), muhtemelen anlaşılacakları bağlamda değerlendirmelidir. Facebook bu vakada Rabat Eylem Planı'nın altı bağlamsal faktörünü kullanmıştır ve Kurul bunun zararlı olabilecek ifadelerin bağlamsal risklerini değerlendirirken kullanılabilecek faydalı bir yol olduğu görüşündedir. Kurul bu tür durumlarda zamanın çok değerli olduğunu, nüfuz sahibi kullanıcılar ciddi bir zarara yol açmadan önce harekete geçmenin haber değerinden ve diğer siyasi iletişim değerlerinden daha öncelikli olması gerektiğini vurgulamaktadır.

Her kullanıcının aynı içerik ilkeleriyle değerlendirilmesi gerekmekle birlikte, siyasi liderlerin ifadelerini değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken benzersiz faktörler vardır. Devlet başkanları ve diğer üst düzey devlet yetkilileri, zarara yol açma noktasında diğer insanlardan daha fazla güce sahip olabilmektedir. Facebook, gerek yüksek güven duyulan bir makamda olmaları sözlerine daha fazla güç ve güvenilirlik kattığı, gerekse takipçileri cezasız hareket edebilecekleri izlenimine kapılabileceği için, devlet başkanlarının ve diğer üst düzey devlet yetkililerinin şiddeti teşvik etme, meşru kılma veya kışkırtma riskinin daha yüksek olabileceği bilinciyle hareket etmelidir. Aynı zamanda, insanların siyasi ifadelerden haberdar olma hakkının korunması da önemlidir. Ancak bir devlet başkanının veya üst düzey devlet yetkilisinin sürekli olarak uluslararası insan hakları normları kapsamında risk teşkil eden mesajlar paylaşması durumunda, Facebook olası zarara karşı koruma sağlamak için yeterli ve belirli bir süre boyunca hesabı askıya almalıdır. Askıya alma süreleri kötüye kullanımdan caydıracak kadar uzun olmalıdır ve gerekli olduğu durumlarda hesabın veya sayfanın silinmesini içerebilir.

Güçlü devlet aktörleri tarafından veya bu aktörlerin talimatlarıyla karşı görüşlere ve siyasi muhalefet üyelerine karşı ifade özgürlüğü kısıtlamalarının uygulanması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Facebook, hükümetlerin siyasi muhalefetlerini susturmak üzere yaptığı baskılara boyun eğmemelidir. Facebook, potansiyel riskleri değerlendirirken alakalı siyasi bağlamı göz önünde bulundurmaya özellikle dikkat etmelidir. Yüksek nüfuz sahibi kullanıcıların siyasi ifadelerini değerlendirirken Facebook, içerik moderasyonu sürecini hem dilbilimsel ve siyasi bağlama aşina olan hem de siyasi ve ekonomik müdahalelerden ve haksız nüfuz kullanımından yalıtılmış olan uzman personele hızlı bir şekilde iletmelidir. Bu analiz kapsamında, zararlı olabilecek ifadenin alakalı tam bağlamını yeterli bir şekilde değerlendirmek amacıyla, yüksek nüfuz sahibi kullanıcıların Facebook ve Instagram platformları dışındaki davranışları da incelenmelidir. Dahası Facebook, tüm dünyadaki nüfuz sahibi hesapların zarar risklerini değerlendirmek üzere yeterli miktarda kaynak ve uzmanlık tahsis edildiğinden emin olmalıdır.

Facebook, nüfuz sahibi kullanıcılara karşı hesap düzeyinde yaptırım uygularken kullandığı kuralları herkese açıklamalıdır. Bu kurallar, Facebook önemli zarar riskini azaltmak için nüfuz sahibi bir kullanıcının hesabına süreli bir askıya alma cezası uyguladığında, askıya alma cezasının süresi dolmadan önce riskin kaybolup kaybolmadığını değerlendirmesini sağlamalıdır. Facebook'un o anda kullanıcının ciddi olası şiddet, ayrımcılık veya başka bir hukuk dışı eylem riski teşkil ettiğini tespit etmesi halinde, önlemlerin kamu emniyetini korumak için gerekli ve risk ile orantılı olduğu durumlarda, bir kez daha süreli askıya alma cezası uygulanmalıdır.

Facebook'un nüfuz sahibi kullanıcılar için geçerli olacak şekilde uyguladığı özel prosedürler açıkça belgelenmelidir. Bu vakada Facebook'un farklı standartlar uygulayıp uygulamadığı anlaşılamamıştır ve Kurul haber değeri taşıma istisnasının uygulanmış olabileceğine dair çok sayıda endişe duymuştur. Facebook'un bu şeffaflık eksikliğini ve bunun yarattığı karışıklığı gidermesi önem taşımaktadır. Facebook, kullanıcıların haber değeri taşıma istisnasının uygulanmasına ilişkin süreci ve kriterleri anlayıp değerlendirebilmesi amacıyla daha fazla bilgi sağlamalıdır. Facebook, siyasi liderlere ve diğer tanınmış kişilere uygulanma biçimi dahil olmak üzere, haber değeri taşıma istisnasının nüfuz sahibi hesaplara nasıl uygulandığını net bir şekilde açıklamalıdır. Facebook, çapraz kontrol değerlendirmesi gerekçesini, standartlarını ve süreçlerini net bir şekilde açıklamalı ve hangi sayfa ve hesapların dahil edileceğini belirleyen kriterlerin neler olduğuna yer vermelidir. Facebook, olağan yaptırım prosedürlerine kıyasla çapraz kontrol süreçleri aracılığıyla verilen kararların görece hata oranlarını ve konulara göre tutarlılığını raporlamalıdır.

Facebook'un platformu nüfuz sahibi kullanıcılar tarafından insan hakları konusunda ciddi olumsuz etkilere yol açacak bir şekilde kötüye kullanıldığında, şirket olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütmelidir. Facebook, kendisinin sahip olduğu nüfuz seviyesini ve gelecekte olumsuz etkileri tespit etmek, önlemek, hafifletmek ve izah etmek için ne tür değişiklikleri hayata geçirebileceğini değerlendirmelidir. Bu vaka özelinde Facebook, seçimde hile yapıldığı söylemine ve Amerika Birleşik Devletleri'nde 6 Ocak 2021 tarihindeki şiddet eylemleriyle sonuçlanan gerginlik ortamına şirketin potansiyel katkılarının kapsamlı bir değerlendirmesini üstlenmelidir. Bu kapsamda, Facebook'un yaptığı ve platformunun kötüye kullanılmasına müsaade edebilecek tüm tasarım ve ilke seçimleri açıkça incelenmelidir. Facebook bu amaçla gerekli çalışmaları yapmalı, bulgularına dayalı olarak harekete geçmek için bir plan uygulamalı ve insan hakları konusunda kendisinin dahil olduğu olumsuz etkileri nasıl gidereceğini açıkça dile getirmelidir.

Facebook veya Instagram kullanıcılarının vahşet suçlarına veya ağır insan hakları ihlallerine ya da ICCPR Madde 20 kapsamında suça teşvike karıştığı vakalarda içeriklerin kaldırılması ve hesapların kapatılması, zarar riskini azaltmakla birlikte, kanıtların yok edilmesi gibi yollardan hesap verebilirlik çalışmalarını baltalayabilir. Facebook; uluslararası ceza hukuku, insan hakları hukuku ve insani hukuk kapsamındaki ciddi ihlallerin yetkili makamlar ve hesap verebilirlik mekanizmaları tarafından soruşturulmasına ve potansiyel olarak kovuşturulmasına yardımcı olmak için bilgileri toplama, muhafaza etme ve gerektiğinde paylaşma sorumluluğu taşımaktadır. Facebook'un kurumsal insan hakları ilkesi, şirketin bu konuda uyguladığı protokolleri net bir şekilde açıklamalıdır. Bu ilke ayrıca daha önce platformda herkese açık olan bilgilerin, uluslararası standartlara ve yürürlükteki veri koruma yasalarına uygun bir şekilde, soruşturma yürüten araştırmacıların erişimine nasıl açılabileceğini açıkça ifade etmelidir.

Bu vaka, Facebook'un ilkelerinde ele alması gereken daha fazla eksikliğin olduğunu vurgulamaktadır. Kurul özellikle de Facebook'un ceza sisteminin kullanıcılara yeterli netlikte açıklanmadığı ve Facebook'un takdir yetkisi kullanımını denetlemek için yeterli rehberlik sağlamadığı görüşündedir. Şirket, Facebook ve Instagram'da profilleri, sayfaları, grupları ve hesapları kısıtlarken kullandığı ihtar ve ceza sürecini Topluluk Standartları ve Kuralları'nda açık, kapsamlı ve erişilebilir bir şekilde açıklamalıdır. Bu ilkeler, kullanıcılara ihtarların ne zaman verildiğini (varsa özel durumlar veya istisnalar dahil) ve cezaların nasıl hesaplandığını anlamaları için yeterli bilgi vermelidir. Facebook ayrıca kullanıcılara kendilerine verilen ihlal, ihtar ve ceza sayısı ile gelecekteki ihlallerin yol açacağı sonuçlar hakkında erişilebilir bilgiler sağlamalıdır. Facebook, bilgilerin bölgeye ve ülkeye göre kırılımlarıyla birlikte hangi yaptırım eyleminin hangi sebeple ve hangi şekilde uygulandığına da yer vererek; profil, sayfa ve hesap kısıtlamalarının sayısını şeffaflık raporlarına eklemelidir.

Kurul son olarak Facebook'un olağan süreçlerinin olası zararı önleyemeyeceği veya savuşturamayacağı kriz anlarında veya emsalsiz durumlarda müdahale biçimini belirleyen bir ilke geliştirmesini ve yayınlamasını tavsiye etmektedir. Bu durumlar her zaman öngörülemese de Facebook'un yönergesi, kararın sabit bir sürede değerlendirilme zorunluluğu da dahil olmak üzere, söz konusu eylemler için uygun parametreler ortaya koymalıdır.

*Prosedür notu:

Gözetim Kurulunun kararları beş Üyeden oluşan alt kurullar tarafından hazırlanmaktadır ve Kurulun çoğunluğu tarafından onaylanma şartı aranmaktadır. Kurul kararları, tüm Üyelerin kişisel görüşlerini yansıtmayabilir.

العودة إلى قرارات الحالة والآراء الاستشارية المتعلقة بالسياسة