Renversé
Myanmar idari işlem botu
11 août 2021
Gözetim Kurulu, Facebook'un Nefret Söylemine ilişkin Topluluk Standardı kapsamında Birmanca bir gönderiyi kaldırma kararını bozmuştur.
Vaka özeti
Gözetim Kurulu, Facebook'un Nefret Söylemine ilişkin Topluluk Standardı kapsamında Birmanca bir gönderiyi kaldırma kararını bozmuştur. Kurul, gönderinin Çin halkını değil Çin devletini hedeflediğini tespit etmiştir. İçerikte Çin hükümetinin Myanmar'daki rolüne dair siyasi bir tartışma kapsamında, Çin hükümetinin Hong Kong'daki politikalarından bahsedilerek küfürlü bir dil kullanılmıştır.
Vaka hakkında
Nisan 2021'de, anlaşıldığı kadarıyla Myanmar'da bulunan bir Facebook kullanıcısı kendi zaman tünelinde Birmanca dilinde bir paylaşımda bulunmuştur. Gönderide, 1 Şubat 2021 tarihinde Myanmar'da gerçekleşen darbenin ardından, Myanmar silahlı kuvvetlerinin aldığı finansmanı sınırlamanın yollarından bahsedilmektedir. Gönderide vergi gelirlerinin darbeye karşı çıkan bir grup parlamenterin oluşturduğu Pyidaungsu Hlutaw Temsil Komitesi'ne (CRPH) verilmesi önerilmiştir. Gönderi yaklaşık yarım milyon görüntüleme almıştır ve hiçbir Facebook kullanıcısı gönderiyi şikayet etmemiştir.
Facebook, kullanıcının gönderisinin ihlalde bulunduğu iddia edilen kısmını "Hong Kong people, because the fucking Chinese tortured them, changed their banking to UK, and now (the Chinese) they cannot touch them." (S*** Çinlileri onlara işkence ettiği için Hong Kong halkı Birleşik Krallık'tan finansman almaya başladı, şimdi de [Çinliler] onlara dokunamıyor) şeklinde tercüme etmiştir. Facebook, Nefret Söylemine ilişkin Topluluk Standartları kapsamında gönderiyi kaldırmıştır. Bu kapsamda, "küfürlü terimler veya aşağılama niyeti taşıyan ifadeler" ile bir kişi veya kişi grubunu ırkına, etnik kökenine veya milli kökenine dayalı olarak hedef alan içerikler yasaklanmaktadır.
Gönderiyi değerlendiren içerik değerlendirme görevlilerinin dördü de gönderinin Facebook'un kurallarını ihlal ettiği konusunda hemfikir olmuştur. Kurula bulunduğu itirazda kullanıcı, içeriği "acımasız askeri rejimi durdurmak" için paylaştığını ifade etmiştir.
Önemli bulgular
Bu vaka hem nefret söylemi ilkelerini uygularken bağlamı göz önünde bulundurmanın önemini hem de siyasi söylemleri korumanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Şubat 2021'de gerçekleşen darbe ve ülkede Facebook'un bir haberleşme vasıtası olarak oynadığı kilit rol düşünüldüğünde, bu durum özellikle de Myanmar'da geçerlidir.
Gönderide Birmanca "$တရုတ်" (okunuşu "sout ta-yote") ifadesi kullanılmış ve Facebook bu ifadeyi "fucking Chinese" ("s*** Çinlileri") şeklinde tercüme etmiştir. Facebook'a göre "ta-yote" sözcüğü, hem kültürel hem de dilbilimsel olarak Çin ülkesi ile Çin halkı arasındaki kimliklerin/anlamların iç içe geçtiği bir sözcük olarak algılanmaktadır. Sözcüğün anlamını ve kullanıcının "terimin Çin ülkesine/hükümetine yöneltildiğini açıkça belirtmemesini" göz önünde bulunduran Facebook, "kullanıcının bahsettiği kitlenin Çin halkını da kapsadığı" sonucuna varmıştır. Bu doğrultuda Facebook, Nefret Söylemi Topluluk Standardı kapsamında gönderiyi kaldırmıştır.
Birmanca dilinde aynı sözcük hem bir devletten hem de o devletin halkından bahsetmek üzere kullanıldığından, istenen anlamın anlaşılması için bağlam kilit rol oynamaktadır. Gönderinin Çin halkını değil Çin devletini hedeflediği konusunda Kurulu ikna eden birkaç faktör söz konusudur.
Gönderinin Facebook'un kurallarını ihlal ettiği iddia edilen kısmında bireylerin veya Çin halkının Myanmar'daki eylemlerinden değil, Çin'in Hong Kong'daki finansal politikalarından "torture" (işkence) veya "persecution" (eziyet) olarak bahsedilmektedir. Kurulun tercümanlarının ikisi de bu vakada "ta-yote" ifadesi kullanılırken devletten bahsedildiğini dile getirmiştir. Bu ifadede herhangi bir muğlaklık olmasının mümkün olup olmadığı sorulduğunda, tercümanlar hiçbir şüphelerinin olmadığını söylemişlerdir. Kurulun tercümanları ayrıca gönderide Myanmar hükümetinin ve Çin elçiliğinin birbirine hitap ederken sıklıkla kullandığı terimlerin yer aldığını ifade etmiştir. Dahası, yarım milyon kişi görüntülemiş ve 6000'den fazla kişi paylaşmış olmasına rağmen hiçbir kullanıcı gönderiyi şikayet etmemiştir. Herkese açık yorumlar da gönderinin genel tonunu siyasi tartışma olarak tasvir etmektedir.
Gönderinin insanları ırkına, etnik kökenine veya milli kökenine dayalı olarak hedef almıyor olması ve bir devleti hedef alıyor olması nedeniyle Kurul, gönderinin Facebook'un Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal etmediğini tespit etmiştir.
Gözetim Kurulunun kararı
Gözetim Kurulu, Facebook'un içeriği kaldırma kararını bozmuş ve gönderinin geri yüklenmesini şart koşmuştur.
Kurul, ilkelere yönelik tavsiye bildiriminde Facebook'un şunları yapmasını tavsiye etmektedir:
- Dahili Uygulama Standartlarının, içerik moderatörlerinin içerikleri değerlendirdiği dilde erişilebilir olduğundan emin olma. Öncelik verme gereksiniminin olduğu durumlarda Facebook, ilk olarak insan haklarına yönelik risklerin daha ciddi olduğu bağlamlara odaklanmalıdır.
*Vaka özetleri sadece vakaya genel bakış niteliğinde olup emsal teşkil etmez.
Vaka kararı tam metni
1. Karar özeti
Gözetim Kurulu, Facebook'un Nefret Söylemi hakkındaki Topluluk Standardı kapsamında bir içeriği kaldırma kararını bozmuştur. Kurul, gönderinin nefret söylemi olmadığını tespit etmiştir.
2. Vaka açıklaması
Nisan 2021'de, anlaşıldığı kadarıyla Myanmar'da bulunan bir Facebook kullanıcısı kendi zaman tünelinde Birmanca dilinde bir paylaşımda bulunmuştur. Gönderide, 1 Şubat 2021 tarihinde Myanmar'da gerçekleşen darbenin ardından, Myanmar silahlı kuvvetlerinin aldığı finansmanı sınırlamanın yollarından bahsedilmektedir. Gönderide vergi gelirlerinin darbeye karşı çıkan bir grup parlamenterin oluşturduğu Pyidaungsu Hlutaw Temsil Komitesi'ne (CRPH) verilmesi önerilmiştir. Gönderi yaklaşık 500.000 görüntüleme ile yaklaşık 6000 ifade almış ve yaklaşık 6000 kez paylaşılmıştır. Hiçbir Facebook kullanıcısı bu gönderiyi şikayet etmemiştir.
Facebook, kullanıcının gönderisinin ihlalde bulunduğu iddia edilen kısmını "Hong Kong people, because the fucking Chinese tortured them, changed their banking to UK, and now (the Chinese) they cannot touch them." (S*** Çinlileri onlara işkence ettiği için Hong Kong halkı Birleşik Krallık'tan finansman almaya başladı, şimdi de [Çinliler] onlara dokunamıyor) şeklinde tercüme etmiştir. Facebook, Nefret Söylemi Topluluk Standardı kapsamında, paylaşıldıktan bir gün sonra gönderiyi "2. Kategori" Nefret Söylemi olduğu gerekçesiyle kaldırmıştır. Bu kapsamda, "küfürlü terimler veya aşağılama niyeti taşıyan ifadeler" ile bir kişi veya kişi grubunu ırkına, etnik kökenine veya milli kökenine dayalı olarak hedef alan içerikler yasaklanmaktadır.
Facebook'a göre gönderinin paylaşımlarından biri, "bir numune kapsamında otomatik olarak seçilmiş ve sınıflandırıcı eğitiminde kullanılmak üzere bir değerlendirme görevlisine gönderilmiştir." Bu süreçte Facebook, bir içeriğin Facebook ilkelerini ihlal edip etmediğini tahmin etmeyi amaçlayan otomatik saptama ve yaptırım süreçlerini eğitmek üzere, ihlalde bulunan ve bulunmayan içeriklerin örneklerini içeren veri setleri oluşturmaktadır. Değerlendirme görevlisi, paylaşılan gönderinin Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal ettiğini belirlemiştir. Sürecin amacı sınıflandırıcıyı eğitmek üzere içerik setleri oluşturmak olmasına karşın, paylaşılan gönderinin ihlalde bulunduğu tespit edildiğinde gönderi silinmiştir.
Paylaşılan gönderinin Facebook kurallarını ihlal ettiği tespit edildiğinden, bir "İdari İşlem Botu" orijinal gönderiyi otomatik olarak bularak değerlendirmeye göndermiştir. Yaptığı açıklamada Facebook, İdari İşlem Botunun içerikler üzerinde herhangi bir değerlendirmede bulunmayıp sadece "insanlar veya otomasyon tarafından alınan kararlara dayalı olarak yaptırım sistemi genelinde çeşitli işlemler" yürüten dahili bir Facebook hesabı olduğunu dile getirmiştir. Sonrasında iki değerlendirme görevlisi orijinal gönderiyi analiz etmiş ve gönderinin "2. Kategori" Nefret Söylemi olduğunu belirlemiştir. İçerik kaldırılmıştır. Kullanıcı kaldırma işlemi için Facebook'a itirazda bulunmuş ve dördüncü bir değerlendirme görevlisi kaldırma işlemini onaylamıştır. Facebook'a göre "bu vakadaki içerik değerlendirme görevlilerinin tümü, Facebook'un Birmanca içerik değerlendirmesi ekibinin üyeleridir." Sonrasında Kullanıcı Gözetim Kuruluna itirazda bulunmuştur.
3. Yetki ve kapsam
Kurul, gönderisi kaldırılan kullanıcıdan gelen itiraz üzerine Facebook'un kararını inceleme yetkisine sahiptir (Tüzük Madde 2, Bölüm 1; İç Yönetmelikler Madde 2, Kısım 2.1). Kurul, bu kararı onaylayabilir veya geri çevirebilir (Tüzük Madde 3, Kısım 5). Kurulun kararları bağlayıcıdır ve tavsiyeler barındıran ilke tavsiyesi beyanları içerebilir. Bu tavsiyeler bağlayıcı değildir ancak Facebook'un bunları yanıtlama zorunluluğu vardır (Tüzük Madde 3, Kısım 4). Kurul, itirazların şeffaf ve prensipli bir biçimde ele alınması için bağımsız bir şikayet mekanizmasıdır.
4. İlgili standartlar
Gözetim Kurulu, aldığı karar için aşağıdaki standartları göz önünde bulundurmuştur:
I. Facebook'un Topluluk Standartları
Facebook'un Topluluk Standartları, nefret söylemini "insanlara korunan özellikler olarak adlandırdığımız ırk, etnik köken, milli köken, dini inanç, cinsel yönelim, sosyal sınıf, cinsiyet, cinsel kimlik, ciddi bir hastalık veya engellilik gibi özelliklerinden dolayı doğrudan saldırıda bulunulması" şeklinde tanımlamaktadır. "2. Kategori" kapsamında yasaklanan içerikler, "küfürlü terimler veya aşağılama niyeti taşıyan ifadeler; ör. s***, orospu, orospu çocuğu" şeklinde tanımlandığı üzere, küfürlü konuşmaları içermektedir.
II. Facebook'un değerleri
Facebook'un değerleri, Topluluk Standartlarının girişinde vurgulanmıştır. "Söz Hakkı" değeri "çok önemli" olarak tanımlanmaktadır:
Topluluk Standartlarımızın amacı her zaman insanların kendilerini ifade edebileceği bir yer sunmak ve onlara söz hakkı tanımak olmuştur. […] Bazıları katılmasa veya uygunsuz bulsa bile, insanların kendileri için önemli olan sorunları açıkça konuşabilmesini istiyoruz.
Facebook, "Söz Hakkı" ilkesini belirttiği dört değer uğruna sınırlayabilmektedir. Bunların ikisi konuyla ilgilidir:
"Emniyet": Facebook'u emniyetli bir yer haline getirmeye çok önem veriyoruz. İnsanları tehdit eden ifadeler, başkalarını korkutma, dışlama veya susturma potansiyeli taşır ve Facebook'ta bunlara izin verilmez.
"Onur" : Tüm insanların eşit onura ve haklara sahip olduğuna inanıyoruz. İnsanlardan başkalarının onuruna saygı duymalarını, başkalarını taciz etmemelerini ve aşağılamamalarını bekliyoruz.
III. İnsan hakları standartları
2011 yılında BM İnsan Hakları Konseyi tarafından desteklenen BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler (BM Rehber İlkeleri), özel işletmelerin insan haklarına yönelik sorumlulukları için gönüllülük esasına dayalı bir çerçeve tesis etmektedir. 2021 yılında Facebook, BM Rehber İlkelerine uygun olarak insan haklarına riayet etme taahhüdünü yenilediği Kurumsal İnsan Hakları İlkesi'ni duyurmuştur. Bu vakada Kurulun gerçekleştirdiği analizler, aşağıdaki insan hakları standartları ışığında gerçekleştirilmiştir:
- İfade özgürlüğü: Madde 19, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR), Genel Yorum No. 34, İnsan Hakları Komitesi, 2011
- Bir işletmenin sorumlulukları: Eylem ihtiyacının arttığı günümüzde işletmeler, insan hakları ve çatışmalardan etkilenen bölgeler raporu ( A/75/212), BM insan hakları, çok uluslu şirketler ve diğer kurumsal işletmeler Çalışma Grubu
5. Kullanıcı beyanı
Kullanıcı, Kurula bulunduğu itirazda bu içeriği Myanmar'daki "acımasız askeri rejimi durdurmak" ve Myanmar'daki demokratik liderlere tavsiyede bulunmak için paylaştığını belirtmiştir. Ayrıca kullanıcı, Myanmar askeri rejiminin finansmanının sınırlanması ihtiyacını bir kez daha dile getirmiştir. Kendisini "aktivist" olarak tanımlayan kullanıcı, gönderisini Myanmar askeri rejimi muhbirlerinin şikayet ettiği yönünde tahminde bulunmuştur. Ayrıca kullanıcı, gönderisini "Myanmar Dilini anlayan birisinin" değerlendirmesi gerektiğini belirtmiştir.
6. Facebook'un kararının açıklaması
Facebook, insanları ırkına, etnik kökenine ve/veya milli kökenine dayalı olarak hedef alan küfürlü sözcükleri yasaklayan ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle, içeriği Nefret Söylemi Topluluk Standardı kapsamında "2. Kategori" saldırı olarak tespit etmiş ve yorumu kaldırmıştır. Facebook'a göre ihlalde bulunduğu iddia edilen içerik, Çin halkına yöneltilen bir saldırı olarak görülmüştür.
İçerikte Birmanca "$တရုတ်" (okunuşu "sout ta-yote") ifadesi kullanılmış ve Facebook'un bölgesel ekibi bu ifadeyi "fucking Chinese" ("s*** Çinlileri") şeklinde tercüme etmiştir. Facebook'un bölgesel ekibi ayrıca, "$" işaretinin "စောက်" (okunuşu "sout") sözcüğünün kısaltması olarak kullanılabildiğini ve bu sözcüğün "fucking" (s***) şeklinde tercüme edildiğini belirtmiştir. Facebook'un ekibine göre "ta-yote" sözcüğü, hem kültürel hem de dilbilimsel olarak Çin ülkesi ile Çin halkı arasındaki kimliklerin/anlamların iç içe geçtiği bir sözcük olarak algılanmaktadır. Facebook, moderatörlerine gönderdiği gizli dahili yönergelerin (Dahili Uygulama Standartları) insanları korunan özelliklere ve korunan özelliklerle ilgili kavramlara dayalı olarak hedefleyen ifadelerin ayırt edilmesiyle ilişkili kısımlarını Kurul ile paylaşmıştır.
Facebook ayrıca karar gerekçesinde, Şubat 2021'deki darbenin ardından "raporlara göre Çin karşıtı duyguların arttığını" ve "Myanmar'ın Yangon şehrinde Çin'in finanse ettiği bir giyim atölyesinde yapıldığı iddia edilen kundaklama saldırısında bazı Çinlilerin yaralandığını, hapsedildiğini veya öldürüldüğünü" belirtmiştir. Kurulun sorduğu bir soruya yanıt olarak Facebook, bu gönderi hakkında Myanmar askeri rejimiyle herhangi bir iletişimde bulunmadığını ifade etmiştir.
Facebook, "ta-yote" sözcüğünün anlamını ve kullanıcının "terimin Çin ülkesine/hükümetine yöneltildiğini açıkça belirtmemesini" göz önünde bulundurarak, "kullanıcının bahsettiği kitlenin Çin halkını da kapsadığı" sonucuna varmıştır. Bu doğrultuda Facebook, gönderinin kaldırılmasının Nefret Söylemi Topluluk Standardıyla tutarlı olduğunu dile getirmiştir.
Facebook ayrıca, kaldırma kararının "Söz Hakkı" değeriyle dengelendiğinde "Onur" ve "Emniyet" değerleriyle tutarlı olduğunu ifade etmiştir. Facebook'a göre Çin halkına yöneltilen küfürler "bu kişilere zarar verebilir" ve "aşağılayıcı, itibarsızlaştırıcı ve kişilerin bireysel onurlarını zedeleyici niteliktedir."
Facebook, kararının uluslararası insan hakları standartlarıyla tutarlı olduğunu iddia etmiştir. Facebook, kararını verirken yasalara uygun olma, meşru amaç ve gerekli ve orantılı olma koşullarını karşıladığını dile getirmiştir. Facebook'a göre ilkeye Topluluk Standartlarında "kolayca erişilebilmektedir" ve "kullanıcının sözcük seçimi, küfürlü ifadelere getirilen yasakla bire bir örtüşmektedir." Dahası, içeriği kaldırma kararı "başkalarının haklarını zarardan ve ayrımcılıktan" korumak için meşrudur. Son olarak, "Çin halkına yönelik küfür barındıran içeriklerin çoğalması 'şiddet eylemlerinin daha fazla müsamahayla karşılandığı ve toplumda ayrımcılığı artırdığı bir ortamın oluşmasına yol açacağı'" için içeriği kaldırma kararı "gerekli ve orantılıdır" (Kurulun Zwarte Piet hakkındaki 2021-002-FB-UA numaralı kararı alıntılanmıştır). Facebook, "iki vakada da ırkına veya etnik kökenine dayalı olarak insanlara yöneltilmiş nefret söylemi bulunduğu" için durumların birbirine benzediğini belirtmiştir.
7. Üçüncü taraf bildirimleri
Gözetim Kurulu, bu vakayla ilgili 10 adet herkese açık yorum almıştır. Yorumların beşi Asya Pasifik ve Okyanusya'dan (tamamı Myanmar'dan), beşi ise Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'dan gönderilmiştir. Kurul, Myanmar'daki ifade özgürlüğü ve nefret söylemi konularına odaklanan insan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları dahil olmak üzere paydaşlardan da yorumlar almıştır.
Bildirimler şunları da içeren temaları kapsamaktadır: "sout ta-yote" sözcüğünün tercümesi ve analizi; içeriğin Çin'e mi yoksa Çin halkına mı saldırdığı; gönderinin Myanmar'daki çatışmalar bağlamında korunması gereken siyasi söylem kapsamında olup olmadığı; Şubat 2021 darbesinin ardından Myanmar'da Çin karşıtı duygularda artış olup olmadığı; Çin ile Myanmar'ın askeri rejimi arasındaki ilişkiler; Facebook'un Birmanca dilindeki içerikler için kullandığı otomasyon araçlarının kullanımı, eğitimi ve denetimi başta olmak üzere Facebook'un içerik moderasyonu uygulamaları.
Bu vaka için gönderilen herkese açık yorumları okumak isterseniz lütfen buraya tıklayın.
8. Gözetim Kurulu analizi
Bu vaka bir yandan siyasi söyleme saygı duyarken bir yandan da kullanıcıları nefret söyleminden korumak üzere tasarlanmış içerik ilkelerinin uygulanmasında bağlamın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Şubat 2021'de gerçekleşen darbe ve ülkede Facebook'un bir haberleşme vasıtası olarak önemi düşünüldüğünde, bu durum özellikle de Myanmar'da geçerlidir. Kurul, bu içeriğin geri yüklenmesi gerekip gerekmediğine üç ayrı mercekten bakmıştır: Facebook'un Topluluk Standartları, şirketin değerleri ve şirketin insan hakları sorumlulukları.
8.1 Topluluk Standartlarıyla Uyumluluk
Kurul, bu içeriği geri yüklemenin Facebook'un Nefret Söylemi Topluluk Standartlarıyla tutarlı olacağını tespit etmiştir. Facebook'un ilkesi, bir kişi veya kişi grubunu ırkına, etnik kökenine veya milli kökenine dayalı olarak hedef alan "küfürlü terimleri veya aşağılama niyeti taşıyan ifadeleri" yasaklamaktadır. Kurul, gönderinin insanları hedef almadığı ve Çin hükümetinin Myanmar'daki rolünün tartışıldığı bir bağlamda Çin hükümetinin Hong Kong'daki politikalarına yöneltildiği sonucuna varmıştır.
Herkese açık yorumlara ek olarak, Kurul da metnin iki ayrı tercümesini yaptırmıştır. Bunlardan biri Myanmar'da diğeri ise Myanmar dışında ikamet eden, Birmanca bilen kişiler tarafından yapılmıştır. Hem herkese açık yorumlar hem de Kurulun tercümanları, Birmanca dilinde hem bir devletten hem de o devletin halkından bahsederken aynı sözcüğün kullanıldığını dile getirmiştir. Bu nedenle, istenen anlamın anlaşılması için bağlam kilit rol oynamaktadır. Bu, özellikle de Facebook'un Nefret Söylemi ilkesinin uygulanmasında geçerlidir. İçeriğin kaldırıldığı dönemde Nefret Söylemi Topluluk Standardı, milli kökenlerine dayalı olarak insanlara yapılan saldırıları yasaklamakta ancak ülkelere yapılan saldırıları yasaklamamaktadır.
Kurul, gönderinin Çin halkını etnik kökenine, ırkına veya milli kökenine dayalı olarak hedef almadığına karar verirken birkaç farklı faktörü göz önünde bulundurmuştur. Öncelikle, gönderinin genelinde askeri rejimle finansal etkileşimi sınırlamanın ve Pyidaungsu Hlutaw Temsil Komitesi'ne (CRPH) finansal destek sağlamanın yolları önerilmektedir. İkinci olarak, gönderinin ihlalde bulunduğu iddia edilen kısmında bireylerin veya Çin halkının Myanmar'daki eylemlerinden değil, Çin'in Hong Kong'daki finansal politikalarından "torture" (işkence) veya "persecution" (eziyet) olarak bahsedilmektedir. Üçüncü olarak, çok sayıda kişinin paylaştığı bir gönderinin şikayet edilmemesi gönderinin ihlalde bulunmadığını göstermemekle birlikte, 500.000 kişinin görüntülediği ve 6000'den fazla kişinin paylaştığı bu gönderiyi hiçbir kullanıcı şikayet etmemiştir. Dördüncü olarak, Kurulun danıştığı tercümanların ikisi de aynı terimin hem devletten hem de o devletin halkından bahsetmek üzere kullanıldığını ve burada ilgili terimle devletin kastedildiğini ifade etmiştir. Bu ifadede herhangi bir muğlaklık olup olmadığı sorulduğunda, tercümanlar hiçbir şüphelerinin olmadığını söylemişlerdir. Beşinci olarak tercümanların ikisi de gönderide Myanmar hükümetinin ve Çin elçiliğinin birbirine hitap ederken sıklıkla kullandığı terimlerin yer aldığını ifade etmiştir. Son olarak, herkese açık yorumlar gönderinin genel mahiyetini büyük oranda siyasi tartışma olarak tasvir etmektedir.
Dolayısıyla, kullanılan küfürlü ifadenin insanları ırkına, etnik kökenine veya milli kökenine dayalı olarak hedef almıyor olması ve bir devleti hedef alıyor olması nedeniyle Kurul, gönderinin Facebook'un Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal etmediği sonucuna varmıştır. İnsanları korunan özelliklerine dayalı olarak hedeflemeyi yasaklayan kuralların, hükümetleri veya kurumları eleştiriden koruyacak bir şekilde yorumlanmaması büyük önem taşımaktadır. Kurul Çin halkı karşıtı nefret söyleminin ciddi bir endişe konusu olduğunun farkındadır ancak bu gönderide Çin devletinden bahsedilmektedir.
Facebook, bu içeriği kaldırma kararının Kurulun 2021-002-FB-UA numaralı vaka kararındaki (Kurul bu vakada yüzü siyaha boyanmış insan tasvirlerinin kaldırılma kararını onaylamıştır) gerekçesiyle uyumlu olduğunu savunmuştur fakat Kurul bu açıdan Facebook ile hemfikir değildir. Söz konusu vakada Facebook'un yüzü siyaha boyanmış insan tasvirlerine karşı bir kuralı mevcuttu. Kurul da bu nedenle Facebook'un bu kuralı Zwarte Piet'in yüzü siyaha boyanmış insan tasvirlerini barındıran içeriklere uygulamasına izin vermiştir. Burada ise aksine, gönderinin bağlamı incelendiğinde kullanılan dilin Facebook'un kurallarını ihlal etmediği görülmektedir.
Kurulun bu vakayı görüştüğü dönemde Facebook Nefret Söylemi Topluluk Standardını güncelleyerek, belirli durumlarda korunan özelliklerle ilgili "konseptleri" yasaklama biçimine dair daha fazla bilgi vermiştir. Bu yeni kuralda, Facebook'un yaptırım için "daha fazla bilgi ve/veya bağlam istediği" ve kullanıcıların "korunan özelliklerle ilişkili kavramlara, kurumlara, fikirlere, uygulamalara veya inançlara saldıran ve söz konusu korunan özellikle ilişkili insanlara karşı olası fiziksel zarara, gözdağı verilmesine veya ayrımcılığa katkıda bulunma olasılığı yüksek olan içerikler" paylaşmaması gerektiği belirtilmektedir.
Facebook bu içeriği kaldırdığı sırada söz konusu kural Topluluk Standardına dahil olmadığından ve Facebook da içeriği bu güncellenen standart kapsamında kaldırdığını savunmadığından, Kurul bu ilkenin bu vakaya uygulanma biçimini analiz etmemiştir. Ancak Kurul, "kavramlar, kurumlar, fikirler, uygulamalar veya inançlar" ifadesinin, siyasi söylemin de dahil olduğu çok geniş bir yelpazedeki ifadeleri kapsayabileceğini belirtme ihtiyacı hissetmektedir.
8.2 Facebook değerleriyle uyumluluk
Kurul, bu içeriğin geri yüklenmesinin Facebook değerleriyle örtüşeceği sonucuna varmıştır. Facebook'un "Onur" ve "Emniyet" değerleri özellikle de Myanmar'daki Şubat 2021 darbesinin bağlamı göz önünde bulundurulduğunda son derece önemli olsa da bu içerik bu değerler açısından "Söz Hakkı" değerinin görmezden gelinmesini haklı çıkaracak bir risk barındırmamaktadır. Kurula göre ayrıca gönderi, "Söz Hakkı" değerinde merkezi öneme sahip olan siyasi söylem barındırmaktadır.
8.3 Facebook'un insan hakları sorumluluklarıyla uyumluluk
Kurul, içeriğin geri yüklenmesinin Facebook'un bir işletme olarak insan hakları sorumluluklarıyla örtüşeceği sonucuna varmıştır. Facebook, BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeleri (BM Rehber İlkeleri) kapsamında insan haklarına riayet etme taahhüdünde bulunmuştur. Şirketin Kurumsal İnsan Hakları İlkesi, buna Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesinin (ICCPR) de dahil olduğunu belirtmektedir.
Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi Madde 19, ifade özgürlüğü için geniş çapta koruma sağlamaktadır. Bu korumanın, kamu kurumlarını da içeren konularda siyasi ifade ve tartışma özgürlüğü için "özellikle yüksek" olduğu vurgulanmıştır ( Genel Yorum 34, paragraf 38). Madde 19 uyarınca ifade özgürlüğüne sınırlama getirilebilmesi için sınırlamanın yasalara uygun olma, meşru olma ve gerekli ve orantılı olma testlerinin üçünden de geçmesi gerekmektedir. Kurul, bir işletme olarak Facebook'un eylemlerinin bu test kapsamındaki sorumluluklarını karşılamadığı sonucuna varmıştır.
I. Yasalara uygun olma (kuralların netliği ve erişilebilirliği)
Uluslararası insan hakları hukukunun yasalara uygun olma prensibi, ifade özgürlüğünü sınırlamak için devletler tarafından kullanılan tüm kuralların net ve erişilebilir olmasını şart koşmaktadır (Genel Yorum 34, paragraf 25). İfade özgürlüğünü kısıtlayan kurallar ayrıca "kurallar uyarınca hangi tür ifadelerin kısıtlandığını ve hangilerinin kısıtlanmadığını açıkça anlayabilmeleri için ifade özgürlüğü kısıtlanan kişilere yeterli rehberlik sağlamalıdır" (Genel Yorum 34, paragraf 25).
Nefret Söylemi Topluluk Standardı, insanları ırkına, etnik kökenine veya milli kökenine dayalı olarak hedef alan küfürlü ifadeleri yasaklamaktadır. Kurula yaptığı açıklamada Facebook, "geniş bir ölçekte niyeti belirlediğimiz durumlarda, kullanıcı sadece ülkeden veya hükümetten bahsettiğine dair ilave bağlam vermediği sürece 's*** Çinlileri' ifadesinin hem Çin halkına hem de Çin ülkesine veya hükümetine yöneltildiğini varsaymaktayız" demiştir. Kararsız kalındığında kaldırma işleminin uygulanacağı ise Topluluk Standardında belirtilmemektedir.
Kurulun Nefret Söylemi Topluluk Standardı analizinde (yukarıdaki Kısım 8.1) belirtildiği üzere Kurul, kullanıcının gönderide bir devletten veya ülkeden bahsedildiğine dair ek bağlam sağladığı görüşündedir. Birden fazla Facebook değerlendirme görevlisi; Kurulun tercümanlarından, herkese açık yorumları gönderen kişilerden ve muhtemelen gönderiyi görüntüleyip şikayet etmeyen 500.000 kişinin önemli bir bölümünden farklı bir sonuca varmıştır. Bu fikir ayrılığını dikkate alan Kurul, Facebook'un içerik moderatörlerine sağladığı dahili rehberliğin, kaynakların ve eğitimin yeterliliğini sorgulamaktadır.
Kullanıcının Facebook Nefret Söylemi ilkesini ihlal etmediğini tespit eden Kurul, kararsız kalındığında kaldırma işlemi uygulama yönündeki herkese açık olmayan ilkenin yasalara uygun olma ilkesini ihlal edip etmediği yönünde karar belirtmemektedir. Bununla birlikte kurul, küfürlü ifadelerin bir halka mı yoksa devlete mi yöneltildiğine dair kararsız kalındığında kaldırma işlemi uygulama ilkesinin Topluluk Standartlarında açıkça belirtilmemiş olması konusunda endişe etmektedir. Genel olarak Facebook, herkese açık Topluluk Standartlarının yorumlanma biçimini değiştiren dahili yönergelerini herkese açık hale getirmelidir.
II. Meşru amaç
İfade özgürlüğüne yönelik her türlü devlet kısıtlaması, Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nde (ICCPR) belirtilen meşru bir amaç uğruna olmalıdır. Buna "başkalarının hakları" da dahildir. Facebook'a göre Nefret Söylemi ilkesi, kullanıcıları ayrımcılıktan korumayı amaçlamaktadır. Kurul, bunun meşru bir amaç olduğu konusunda hemfikirdir.
III. Gerekli ve orantılı olma
Uluslararası insan hakları hukuku kapsamındaki gerekli ve orantılı olma prensibi uyarınca, ifade özgürlüğüne getirilen her türlü kısıtlama "koruyucu işlevini yerine getirmeye uygun olmalıdır; koruyucu işlevini yerine getirebilecek araçlar arasında en az müdahaleci olanı olmalıdır; korunanların çıkarı açısından orantılı olmalıdır" (Genel Yorum 34, paragraf 34). Bu vakada Kurul, içeriğin yorumlanma biçimine dayalı olarak, bu gönderiyi kısıtlamanın koruyucu bir işlev gerçekleştirmeyeceği görüşündedir.
BM Rehber İlkeleri, işletmelerin insan hakları konusunda üzerine düşenleri devamlı olarak yerine getirerek hareketlerinin etkilerini değerlendirmesi (BM Rehber İlkesi 17) ve çatışmalardan etkilenen bağlamlarda insan haklarına zarar verilmesi riskinin daha yüksek olduğunu kabullenmesi (BM Rehber İlkesi 7) gerektiğini belirtmektedir. BM insan hakları, çok uluslu şirketler ve diğer kurumsal işletmeler Çalışma Grubu, işletmelerin üzerine düşenleri yapma sorumluluklarının, bazı senaryolarda daha yüksek olan karmaşıklığı ve zarar riskini yansıtması gerektiğini işaret etmiştir ( A/75/212, paragraf 41-49). Benzer şekilde Facebook'un dikkatini daha yüksek risk altındaki bölgelere yöneltmesi gerekliliğinin bilincinde olan Kurul, 2021-001-FB-FBR numaralı vaka kararında Facebook'a "tüm dünyadaki nüfuz sahibi hesapların zarar risklerini değerlendirmek üzere yeterli miktarda kaynak ve uzmanlık tahsis edildiğinden emin olmasını" tavsiye etmiştir.
Bu vakada Kurul, hem zararlı içerikleri yayında bırakmak hem de neredeyse hiç zarar riski içermeyen içerikleri kaldırmak ciddi sonuçlar doğuracağından, bu yükselen sorumlulukların kararsız kalındığında kaldırma işlemi uygulamaya yöneltmemesi gerektiği görüşündedir. Facebook'un Myanmar'da nefret söylemi konusunda haklı endişeleri vardır ancak şirket siyasi eleştirileri ve ifadeleri (bu vaka özelinde demokratik yönetimi destekleyen bir ifadeyi) kaldırmamak için daha dikkatli olmalıdır.
Kurul, Facebook'un milli kökenden bahseden küfürlü ifadelerin (bu örnekte "$တရုတ်") hem devletlere hem de insanlara yöneltildiğini farz etme ilkesinin, bu örnekteki gibi aynı sözcüğün her ikisi için de kullanıldığı bazı dilbilimsel bağlamlarda orantısız yaptırıma yol açabileceğine değinmektedir. Ayrıca Facebook bu kaldırma işleminin Nefret Söylemi Topluluk Standardını ihlal eden bir içerik örneği olarak sınıflandırıcı eğitiminde kullanıldığını belirttiğinden, Kurul da bu kaldırma işleminin etkisinin sadece bu vakayla sınırlı kalmayacağına dikkat çekmektedir.
Yukarıdaki bilgiler ışığında, uluslararası insan hakları standartları içeriğin Facebook'a geri yüklenmesini desteklemektedir.
9. Gözetim Kurulu kararı
Gözetim Kurulu, Facebook'un içeriği kaldırma kararını bozmakta ve içeriğin geri yüklenmesini talep etmektedir. Kurulun Tüzüğü uyarınca Facebook, bu kararı paralel bağlamlara uygulama ve sınıflandırıcı eğitiminde kullanıldığı takdirde bu içeriği ihlalde bulunmayan bir içerik olarak işaretleme yükümlülüğü taşımaktadır.
10. İlke tavsiyesi
Facebook, Dahili Uygulama Standartlarının, içerik moderatörlerinin içerikleri değerlendirdiği dilde erişilebilir olduğundan emin olmalıdır. Öncelik verme gereksiniminin olduğu durumlarda Facebook, ilk olarak insan haklarına yönelik risklerin daha ciddi olduğu bağlamlara odaklanmalıdır.
*Prosedür notu:
Gözetim Kurulunun kararları beş Üyeden oluşan alt kurullar tarafından hazırlanmaktadır ve Kurulun çoğunluğu tarafından onaylanma şartı aranmaktadır. Kurul kararları, tüm Üyelerin kişisel görüşlerini yansıtmayabilir.
Bu vaka kararında, Kurul adına bağımsız araştırmalar yürütülmüştür. Hem merkezi Gothenburg Üniversitesi'nde bulunan ve altı kıtadan 50'yi aşkın sosyal bilimciden oluşan ekibiyle faaliyet gösteren bir bağımsız araştırma enstitüsü hem de dünyanın dört bir yanından 3.200'ü aşkın ülke uzmanı, sosyopolitik ve kültürel bağlam konusundaki uzmanlıklarını aktarmıştır. Bünyesinde 350'den fazla dili akıcı konuşabilen ve dünyanın dört bir yanındaki 5000 farklı şehirden çalışan uzmanlar barındıran Lionbridge Technologies, LLC şirketi dil uzmanlığı sağlamıştır.
Retour aux décisions de cas et aux avis consultatifs politiques